Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu Kocaeli Dayanışma Akademisi'ni anlattı

Hukuksuz OHAL KHK'sı ile ihraç edilen Kocaeli Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Onur Hamzaoğu ile önceki gün 'Açılış Şöleni' gerçekleştirilen Kocaeli Dayanışma Akademisi'ni konuştuk.

30-09-2016 12:15

Murat Büyükyılmaz - İleri Görüş

Kocaeli Dayanışma Akademisi, düzenlediğiniz şölen ile açıldı. Buraya nasıl geldiniz? Kocaeli Dayanışma Akademisi'ne varan süreci nasıl değerlendirirsiniz?

Kocaeli Dayanışma Akademisi, bir ‘Şölen’ ile açıldı. Bu esasında bir yönüyle bir üniversite açılışı. Ancak bu üniversite bağımsız, bu üniversitede öğretim elemanları, öğrencileri ve halk bir arada. Herkesin bir arada olması için ve bilgiyi birlikte üretmesi için varlar. Biliyorsunuz, Kocaeli Üniversitesi’nden 19 kişi, Barış için Akademisyenler (BAK) imzacısı oldukları için KHK ile kamudan el çektirildi, ihraç edilmiş oldu. Biz buradaki yapıyla, akademik çalışmanın, akademik faaliyetin, toplum için bilimsel bilgi üretmenin doğrudan doğruya üniversitelerde maaşlı öğretim elemanı olarak olmayacağını, esasında, bilimsel bilgi üretim süreçlerinin insanın zihninde olduğunu, toplum için bilim yapmanın, topumla birlikte bilimsel bilgi üretmenin aynı şekilde insanın yüreğinde ve aklında olduğunun bir göstergesi olarak bu faaliyeti başlatmış olduk. 

Bir de tabii ki bu, diğer iddialarımızı örtecek bir şey değil. Haksız bir uygulama. Bu haksız uygulamanın karşısında hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele ile birlikte -zaman alsa bile- geri döneceğimizi, öğrencilerimizle birlikte o mekanlarda da, yani bize ait olan, kamuya ait olan üniversite mekanlarında da beraber olmayı hedefliyoruz. Bu aynı zamanda paramparça olmamıza, dağılmamıza engel olacak bir yapılanma ve ‘atılmışlar bir arada' meselesi, bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de, belki de dünyada ilk örneği. Biliyorsunuz, 2016’daki bu üniversitede toplu tasfiyeler, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası 1402’likler olarak tanımladığımız bir dönemde yapılmıştı ama sayı çok daha azdı, o dönemde de tabii sayı çok azmış üniversite öğretim elemanları itibariyle.

'DEVLETİN İNŞASI KAPSAMINDA ÜNİVERSİTEYİ YENİDEN İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORLAR'

Türkiye’de üniversitelerde toplu kıyım olduğunda, üniversitelerdeki yapılanmalarda da değişiklik, bunun yasal düzenlemesi hazırlanmış oluyor. Bunu da şöyle görmek lazım; kapitalizmin yeniden düzenlenme dönemi diye ifade edebileceğimiz ya da birilerinin ‘neo-liberalizim’ diye ifade ettikleri 1980 sonrası dönem ile ilgili gereksinimler, sermayenin gereksinimleri, bunun Türkiye ayağı tamamlanmak üzere. Üniversite ayağı eksik kalmıştı, işte 15 Temmuz’u bahane gösterip devleti yeniden düzenlemek üzerine faaliyet yürütenler, devletin yeniden inşası kapsamında üniversiteyi de yeniden inşa etmeye çalışıyorlar. Biz aynı zamanda buna da engel olmak için bu faaliyetlerin içerisindeyiz. Hem hukuk mücadelesine, hem bilimsel bilgiyi üretmeye, toplumla beraber olmaya, öğrencilerle beraber olmaya devam ederek.

Hukuksuz OHAL KHK’sı ile ihraç edilen öğretim görevlileri ve kapatılan üniversiteler dolayısıyla daha az öğretim görevlisi ile daha çok öğrenci karşı karşıya geldi. Yüksek öğretim koşullarındaki kötüleşmeyi nasıl değerlendirirsiniz?

Bunu iki yönüyle düşünelim. 

Birincisi, öğrenciler itibariyle. Öğrenciler daha önce sığamadıkları mekana, bundan sonra ‘yoklama da yok nasıl olsa, gelmeyin’ uyarısıyla karşılaşarak ‘oturacağınız yer yok’ açıklamasıyla karşı karşıya kalacak. Bunu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde önceden beri biliyoruz, şimdi daha da fazla olacak. Hem Kocaeli Üniversitesi'nde hem de diğer üniversitelerde öğrenciler eğitime ulaşamamak, öğretim elemanlarına ulaşamamak, bir arada olamamakla karşı karşıya kalacaklar. Nitelik anlamında, öğretim elemanları ile bir araya gelemeden, notlarla, sorularla eğitimin meşrulaştırılmasının yolu bu. Fiziki koşullar, dersliklerden yemekhanesine, tuvaletinden kantinine her şeyi etkileyecek bir durum. 

'ÜZERLERİNDE GÜLEN HOCAEFENDİLERİNİN SALYA SÜMÜKLERİ OLANLAR HALK ADINA BİR ŞEY YAPAMAZ'

İkincisi, bu, öğretim elemanları için de sömürü oranının artması demek. Daha önce ek dönemde yapılan derslerin, bugün için sabah ve öğle dersleri olarak ikiye ayrılmasının tartışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Çünkü gerçekten 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. Bu 15 üniversitenin 14’ü, bunları kapatan bakanlar kurulu kararını alanların partisi yani AKP döneminde  açılmasına izin verilen, kanun çıkartılan üniversiteler. Aradaki ilişkiye şaşmamak lazım. Dolayısıyla birileri birilerine karşı faaliyet yürütüyor değil esasında, hangisi ‘ben sermayeye daha iyi hizmet ederim’ diyor, onu görmemiz lazım. Şu anda üzerinde Fethullah Gülen hoca efendilerinin salya sümükleri olanlar burada halk adına bir şey yapamazlar. Ağızlarında yüzlerinde bu salya sümükler var. Bu siyasi bir faaliyet.

'REKTÖRÜN FAALİYETLERİ KENDİ BEKASI İÇİN'

Kocaeli Üniversitesi rektörü de, ‘FETÖ’cüler’ ile ilgili listeye barış imzacılarını eklemesi de esasında kendi bekası için. Kendi faaliyetlerinde ön açmak için yapıyor. Ben kendilerini eskiden tanırım. 28 Şubat’a takılmamak için yabancı evlilikle müstavfi kıdemli tabip binbaşı olarak TSK’dan ayrılmıştı. Şimdi de sanıyorum ‘FETÖ’ye takılmamak için Barış için Akademisyenler’i de listeye ekleyip, ‘bakın ben 20 tane ‘fetöcü’ değil size 39 tane öğretim elemanını çıkardım buradan, üniversite yeniden yapılanmak için uygun hale geliyor’ demek istiyor diye düşünüyoruz.

Kocaeli Dayanışma Akademisi’nde dersleriniz, seminerleriniz neleri kapsayacak? 

Öncelikle altını çizelim, biz tarafız. 19 öğretim elemanı üniversitenin yeniden inşasında bir taraf. Parasız eğitimde bir taraf. Bağımsız üniversitede bir tarafız. Emekten yana bir tarafız. Barıştan yana bir tarafız. Dolayısıyla şu andaki iktidarın tümüyle karşısında, toplum için, Türkiye halkları için, barış için  bir araya gelmiş insanlarız. Bizim mağduriyetimiz yok, bunun altını çizelim. Dolayısıyla, biz, gücümüzü aldığımız toplumla beraber yine bilimsel bilgi üretmeye devam edeceğiz. Ürettiğimiz bilimsel bilgileri toplumla paylaşacağız. Örneğin, eğitim programımız hem bağımsız bir üniversitenin nasıl olması ile ilgili, düşünsel yaklaşımların nasıl olması gerektiğini tartışan içerikleri olmasıyla beraber, yıllardır Kocaeli’nde, Kocaeli’ndeki yaşamla ilgili olarak yapmış olduğumuz çalışmaları yeniden toplumla, Kocaeli haklarıyla paylaşma olanağı bulmamızı da sağlayacak.

'BİLİMSEL BİLGİYİ KOCAELİ HALKLARI İLE PAYLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Örneğin Dilovası’nda ve Kocaeli’de hava kirliliği üzerinden yaşananları, bunlarla llgili verileri güncelleyerek paylaşacağız. 

Başka bir örnek olarak, Türkiye’de AKP hükümetiyle beraber adeta yasaklanan sağlık hizmetlerinde evde bakım faaliyetini yürüten Hemşirelik Yüksek Okulu’ndan Özlem hoca, 10 yılı aşkın bir süredir yaptıkları ev ziyaretlerini paylaşacak halkla. Halkın sağlıklı olması için nelerin elzem olduğunu paylaşacak. 

Herkesi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. Mücadelemiz devam ediyor. Hep beraber yürümeye devam edeceğiz.