ÖZEL | Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu: Çözüm kapitalizme alternatif bir yaşamı örgütlemek

Saray’ın, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından yayınladığı hukuksuz OHAL KHK'ları ile üniversitelerden ihraç ettiği, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin Kocaeli Üniversitesi’ndeki imzacılarından olan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile Kocaeli Dayanışma Akademisi’ni (KODA) konuştuk.



06-10-2017 10:06
Tugay Candan

İhraç edilen diğer akademisyenlerle birlikte Kocaeli Dayanışma Akademisi’ni (KODA) kuran Halk Sağlığı Anabilimdalı Uzmanı ve aynı zamanda YÖN Dergisi Yazarı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, eğitimde artan dinsel saldırılara ilişkin çözüm yolunun kapitalizme alternatif bir yaşamı örgütlemekten geçtiğini ifade ederek, "Türkiye’de, çeşitli alanlarda verilen mücadelelerin ortaklaşması gerekiyor" dedi.

KODA’nın geçtiğimiz yılı ve açılışını yaptığınız yeni akademik yılı hakkında ne söylemek istersiniz?

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. Biz bu ihraçlarla karşılaştığımızda, gerçekle yüzleştiğimizde hızlıca kararımızı verdik. “Bu kenti ve öğrencilerimizi terketmeyeceğiz, yuvamız olan üniversiteye muhakkak geri döneceğiz” dedik. KODA’nın bir yılı tam da bu kararlılıkla geçti. Biz, “Saray’ın suçuna ortak olmayacağız” diyen akademisyenler olarak, daha önce de toplum için ve toplumla birlikte bilimsel bilgi üretme konusunda deneyimliydik. Şimdi ise KODA ile birlikte bunun alanı daha da genişledi. Öğrencilerimiz ve kentteki dostlarımızla hep beraber bir ekip olduk. KODA, Kocaeli’de bu biçimiyle var oldu. Ve bu yüzden, varlığımızın çok sağlam temellere dayandığını söylerken; buradaki varlığımızın süreceğini de söylüyoruz.

ÇALIŞMALARIMIZI BÜYÜTMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Açılışını yaptığımız, 2017-2018 akademik yılına dair yine seminer programımızı oluşturduk. Bunun dışında bu dönem, kentin sorunları ve kent halklarıyla ilgili çalışmalarımız da kent halklarının katılımıyla planlandı. Projelendirilmiş bu çalışmaları, büyütmeyi hedefliyoruz.

Geçtiğimiz yıl KODA’nın kurumsallaşması adına, gündeminizde dernekleşmeye gitmek vardı. Süreç nasıl işledi?

2016 yılının sonu itibariyle dernek başvurumuzu yaptık. Eskiden dernek başvurusu yaptığınızda, derneği kurmuş oluyordunuz. Ancak şimdi OHAL var. OHAL düzenlemeleri nedeniyle, yaptığınız dernek başvurularına cevap beklemek zorundasınız. 9 ay olmasına rağmen hala valilikten bir yanıt alamadık. Bu işin peşindeyiz, takibini yapıyoruz.

Türkiye çapında, KHK’lar ile ihraç edilen akademisyenlerin oluşturduğu “alternatif üniversite” girişimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye çapında şu anda, KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu ve geliştirdiği 12 yapı var. KODA’da bu bileşenlerden bir tanesidir. Geriye kalan 9’u dayanışma akademisi olarak bilinirken, biri ‘Eskişehir Okulu', bir tanesi de ‘Kampüssüzler' ismiyle biliniyor. İzmir, Antalya, Mersin, Dersim, Ankara gibi kentlerde; ihraçlardan önce üniversitede yürüttüğümüz eğitime ve bilimsel faaliyetlere devam ediyoruz. Ancak bir farkla; bu defa öğrenci ve halklarla birlikte bu faaliyetleri yürütüyoruz.

KAPİTALİZME ALTERNATİF BİR YAŞAM ÖRGÜTLEMEKTEN BAŞKA YOL YOK”

KODA’nın tüzüğünde, “Üniversitelerin laik, eşitlikçi, bilimsel değerleri ve ilkeleri temelinde çalışmalar yapmak” maddesini görüyoruz. Siz de daha önce verdiğiniz bir röportajda, parasız eğitim ve laiklik gibi başlıklarda KODA’nın taraf olduğunu söylediniz. AKP tarafından yapılan, eğitimde en alt seviyeden başlayan ve içinde bulunduğumuz dönemde yoğunlaşan dinsel saldırı hakkında ne söylersiniz?

Bu durum, şu anda bir tehlike olmaktan çıktı ve ülkemiz adına artık bir risk teşkil ediyor. Hep beraber yaşıyoruz bunu. İçimizden, bunu bir an önce değiştirmek gelse de bu, tek başına eğitim sistemi üzerinde yapılabilecek değişikliklerle olacak bir iş değil. Yani tek başına, 4+4+4 sistemi ve TEOG ile açıklanabilecek bir durum değil. Bunun çözüm yolu, kapitalizme alternatif bir yaşamı örgütlemekten geçiyor. Türkiye’de, çeşitli alanlarda verilen mücadelelerin ortaklaşması gerekiyor. Yani, tek başına sağlık ya da tek başına eğitim alanında verilebilecek mücadele koşulları bugün yok. Ülkemizde bugün, faşizm koşullarıyla hüküm süren bir AKP/Saray Rejimi var.  Bu da birlikte, ortak, faşizme karşı bir mücadele cephesi oluşturmayı gerekli kılıyor. Bu cepheyi oluşturmakta ne kadar gecikirsek, mücadelenin zaferi de o kadar zor ve uzun olacak. Bu nedenle ben emekten, barıştan, laiklikten yana olan tüm siyasi bileşenlerin ve bireysel tutum alan herkesin böyle bir faaliyet için bir araya gelmesini savunuyorum.