Ortadoğu'daki krizin asıl nedeni Katar-Rusya yakınlaşması mı?



08-06-2017 11:37
Serhan Kayır

Terörizme destek suçlamasıyla önce Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn ardından Yemen, Libya, Maldivler ve son olarak Ürdün, Moritanya, Komorlar ve Mauritius yönetimleri Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiler. 

Katar’la diplomatik ilişkilerini kesen ülkeler listesindeki absürtlük gerekçelerinde de kendisini gösteriyor. Moritanya, Komorlar, Mauritius ve Maldivler’in ciddi anlamda Suudi Arabistan etkisinde olduğunu bu listeye bir telefonla katıldıklarını tahmin edebiliyoruz.

Öte yandan listede yer alan Yemen ile Libya adlı ülkeler aslında yoklar. Her iki ülkede devlet aygıtı uzun zamandır işlemiyor. 25 yıl önceki birleşmenin ardından iç çatışmalar ile yine ikiye bölünen Yemen uzun zamandır Suud önderliğindeki koalisyon tarafından bombalanıyor. Yemen’de İran destekli Şii Husilere destek vermekle suçlanan Katar aslında birkaç gün öncesine kadar Suudlarla birlikte Husileri bombalıyordu. Oradaki krizi anlamak adına Yemen’le ilgili bir not daha düşelim. Husilerin kontrol ettiği bölge ile Suudi destekli Hadi hükümetinin kontrol ettiği bölgenin ortasında IŞİD ve El Kaide Suudilerin nezaretinde tampon görevi görüyor. 

Listede yer alan bir diğer ülke Bahreyn ise son birkaç yıldır durulmuyor. Şii çoğunluk Sünni monarşi ile Bahreyn, körfezde diğer ülkelerden farklı bir yapıya sahip. Bahreyn monarşisi ülke ‘bağımsızlığını’ kazandığı günden bu yana ülkesinde iktidarını sağlayabilmiş değil. Bilindiği üzere Bahreyn Katar’ı iç işlerine karışmak ve Şiileri kışkırtmakla suçlamıştı. Halbuki Katar Bahreyn’in gezisi 14 Şubat olayları başladığında Şiileri bastırmak için Bahreyn kralına destek olarak 500 güvenlik görevlisi göndermişti. 

Emperyalizmin sadık müttefiği ve karakolu Ürdün’ün bu listeye neden katıldığını irdelemeye gerek bile görmüyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri de aynı şekilde kendisine verilen görevi yerine getirmiştir. 

Gelelim Mısır’a ve İhvan (Müslüman Kardeşler) meselesine.

Mısır’da İhvan iktidara geldiğinde arkasında yalnızca Katar yoktu. Katar’ın yanı sıra Türkiye ve dolaylı olarak Batı Mursi’yi destekliyordu. Mısır’ın iç dinamikleri ve dış dinamikleri yapılan yanlışın farkına vararak hızlı bir şekilde yerine yeni ve genç bir “Hüsnü Mübarek” getirdiler. Katar’ın yıllardır İhvan’a destek olduğu bölgede her ülke tarafından bilinen bir gerçek. Katar’a diplomatik yaptırım uygulayan ülkeler listesinde belki de kendince makul gerekçeye sahip olan tek ülke Mısır. Ancak şunu da soralım, Sisi iktidara geldikten sonra Katar’a bu tavrı neden iki yıl sonra gösterdi. Sorunun cevabı Trump’ın “Ortadoğu ziyaretimde radikal ideolojiler daha fazla finanse edilmemeli dediğimde ortaklarımız Katar’ı işaret etti” tweetinde saklı.

Anlaşılan o ki Katar için düğmeye Trump’ın Ortadoğu ziyaretinde basıldı. Kimi Arap ülkeleri Katar’la ilişkilerini tek başlarına bağımsız aldıkları bir kararla değil ABD ile danışarak kestiler. 

Bütün bu analizleri bir kenara bırakalım, ABD ya da Birleşik Krallık harp akademilerinden mezun hepsi daha gençlik yıllarında emperyalizminin tornasından geçmiş körfez monarşilerinin ABD’den bağımsız hareket etmeleri mümkün değil. 

İşin özeti emperyalizmin Ortadoğu mekanizmasının işleyişi stratejisi içinde Katar’a bir operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonun gerisindeki nedenlere bakmak lazım. Bu olayı incelerken terörist gruplara destek gerekçesini bir kenara bırakmak lazım. Katar, bugüne kadar Ortadoğu’da yalnız başına herhangi bir hamlede bulunmamıştı. Suriye örneğinde Katar-Suudi Arabistan finansal kaynağı sağlamış, CIA organizasyon desteği vermiş, Ürdün ve Türkiye ise lojistik destek sağlamıştı. Mısır’da da İhvan’a destek verirken yalnız başına değildi. Ancak Katar Suriye’de eskisi gibi hevesli davranmıyor. 

2013’te Katar’da iktidarın babada oğula devir yoluyla el değiştirilmesiyle birlikte genç emir dış politikada pek çok değişikliğe gitti.

Katar olayını sadece İran-Katar yakınlaşmasına ya da olası doğalgaz hatlarına bağlayan jeopolitik yaklaşım her ne kadar biraz indirgemeci olsa da etkisi oldukça büyük. İran-Katar yakınlaşması bir yana asıl gözden kaçan bu olayda Rusya-Katar yakınlaşması.

Elbette Suudi Arabistan, Katar-İran yakınlaşmasından çok rahatsız ve bu olayın en önemli nedenlerinden birisi bu yakınlaşma ama daha önemlisi ABD’yi rahatsız eden şey yani asıl rahatsızlık konusu Rusya-Katar yakınlaşması. Rusya ile Katar ilişkiler özellikle son bir yılda önemli mesafe katetti. Karşılıklı askeri işbirliği ve ticari anlaşmalar imzalandığı gibi Katar sermayesi yüzünü Rusya’ya çevirdi. 

Geçtiğimiz yılın Aralık ayının son günlerinde Katar ve Rusya arasında tarihi bir anlaşma imzalandı. Dünyanın en büyük petrol şirketi Rosneft’in hisselerinin yüzde 19.5’ni Katar satın aldı. Devlet işletmesi olan Rosneft’in bu hisse satışı Sovyetler Birliğinin çözülüşünden bu yana Rusya’da gerçekleştirilen en büyük özelleştirme olarak tarihe geçti. Dünya devi Rosneft’in hisselerinin yaklaşık beşte biri bir anda 11 milyar Euro karşılığında Katar’a geçti. Bu anlaşma ile Rusya, Ortadoğu’da uzun vadede varlığını yeni ittifaklarla güçlendireceğini gösterdi. 

Bu satış Kırım’ın ilhakından dolayı kendisine uygulanan ekonomik yaptırımlarla boğuşan Rus ekonomisine ciddi bir katkı sağladı. Bu anlaşma uluslararası kamuoyunda ve enerji piyasasında büyük ses getirdi. Suriye konusunda karşıt konumlarda olan Rusya ile Katar’dan bu ölçekte bir hamleyi kimse beklemiyordu. Avrupa enerji pazarında rakip konumunda olan iki ülke bir anda ortak konumuna gelmişti. Bu anlaşmanın dışında Katar’ın yine bir Rus şirketi olan Novatek’e yaptığı 2 milyar dolarlık yatırım geçtiğimiz aylarda kamuoyuna duyuruldu.  Rus şirketi Gazprom ile de işbirliği anlaşmaları imzalayan Katar ile Rusya arasında köklü, ve uzun vadeli ortaklık kuruldu. Bu anlaşmalar Batı’yı elbette çok kızdırdı. Zaten İran ile yakınlaşmasından rahatsız olan Batı ve Körfez ülkeleri için belki de bu son damla oldu. 

Rusya ile Katar arasında kurulan bu ekonomik bağ ve kalıcı bir ortaklık seviyesine çıkma ihtimali taşıyan yakınlaşma kuşkusuz Ortadoğu’da tüm dengeleri değiştirecektir. Katar ile Rusya arasındaki bu yeni ortaklığın Suriye ve Ortadoğu’da pek çok soruna getireceği yeni yaklaşım elbette ABD’yi ve bölgedeki uydularını rahatsız ediyor. Ortadoğu’daki olası değişikler demişken yazıyı iki soruyla sonlandıralım. 

Rusya ile Katar yakınlaşması, Suriye’deki savaşın nedenlerinden biri olarak görülen Katar-Suriye-Türkiye boru hattının önündeki engeli kaldırmış olabilir mi?

Suriye’de Rusya ile uzlaşan bir Türkiye, Rusya ile yakınlaşan Katar, Rusya’nın Suriye’de askeri himayesiyle bu hattı hayata geçiremez mi?