Öldürülen çevrecinin doğa katliamına karşı yaptığı konuşma çıktı: Batsın o sarayınız!

Antalya’da mermer ocaklarına karşı verdiği mücadeleyle tanınan ve dün gece öldürülen çevreci Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun Gezi Direnişi sırasında çevre katliamına karşı yaptığı dikkat çeken konuşması ortaya çıktı.



11-05-2017 06:29

Antalya'da uzun yıllar siyaset yapan ve bazı sivil toplum örgütlerinde görev olan çevre aktivisti Ali Ulvi Büyüknohutçu ile eşi Aysin Büyüknohutçu, Finike ilçesindeki dağ evinde öldürülmüş olarak bulundu.

Kentte başta mermer ocaklarına karşı olmak üzere doğa katliamına karşı verdiği mücadeleyle tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun Gezi Direnişi sürdüğü sıralarda bir panelde yaptığı konuşma ortaya çıktı. Türkiye'de çevre mücadelesinin en önemli isimlerinden olan Antalya Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Ali Ulvi Büyüknohutçu'nun, Finike'deki taş ocaklarına karşı yürütülen mücadeleye ilişkin anlattıkları ise bir hayli düşündürücüydü.

Hayatı sonlandırılana kadar Antalya'nın doğal güzelliklerini yok eden taş ocaklarına karşı mücadele eden Büyüknohutçu, 2013'te yaptığı konuşmada taş ocağı sahiplerinin kendisine, "Bu mermerlerle Abu Dabi Kralı'nın sarayı yapılıyor" dediklerini anlatmıştı.

"Finike'nin portakalı, narı, domatesi yok olacak, insanı yok olacak; Abu Dabi Kralı, Yani bir Arap Şeyhi sarayda oturacak. Batsın o sarayınız!" diyen Büyüknohutçu’nun 3 Haziran 2013’te Antalya’da yapılan ‘Torosların Çığlığı’ adlı panelde yaptığı o konuşma şöyle:

'BATSIN O SARAYINIZ'

Antalya Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Ali Ulvi Büyüknohutçu, taş ocağı sahiplerinin kendilerine bölgeden çıkartılan taşların bir milli servet olduğunu söylediğini aktardı.

"Bu mermerlerle Abu Dabi Kralı'nın sarayı yapılıyor" dediklerini anlatan Büyüknohutçu, "Finike'nin portakalı, narı, domatesi yok olacak, insanı yok olacak; Abu Dabi Kralı, Yani bir Arap Şeyhi sarayda oturacak. Batsın o sarayınız!" demişti

‘ORMANLAR ABU DABİ KRALI İÇİN KESİLİYOR’

Bölgedeki sedir ormanlarının Abu Dabi Kralı için katledildiğini ifade eden Büyüknohutçu, "peynir dilimi gibi kesilen bu ormanların her metrekaresinde çocuklarımızın da torunlarımızın da gelecekleri yok ediliyor" sözleriyle isyan ederken bölgedeki taş ocaklarının antik mezarları da yok ettiği gerekçesiyle başvuruda bulundukları yetkililerin bölgede yaptıkları incelemenin ardından, "evet doğru söylüyorsunuz ama elimizden bir şey gelmiyor" diyerek gittiklerini anlatmıştı.

SİYASİLERİN TAŞ OCAĞI AŞKI

Taş ocakları sorunuyla ilgilenmeye başladığında seslerini daha çok duyurabilmek için siyasi destek aramaya başladığını anlatan Büyüknohutçu, "ocağın bir tanesinin sahibi bir siyasi partinin Finike ilçe başkanının kardeşi, bir diğeri başka bir siyasi parti kurultay delegesi çıktı. Bir kaç ocağın korunmasının ise Türkiye'de ismi çok iyi bilinen bir siyasi tarafından üstlenildiği ortaya çıktı. Turunçova'nın tam üzerinde eski bir milletvekiline ait olan taş ocağı şimdi Turunçovalı'nın canına okuyor. Tarımını öldürüyor, narenciyesini öldürüyor" sözleriyle bölgedeki acı tabloyu gözler önüne sermişti

'İZİNSİZ KESİLEN SEDİRLERİ TOPRAĞA GÖMDÜLER'

Bölgedeki bütün taş ocaklarının ruhsat alanlarının dışına çıkarak ciddi oranda sınır aşımı yaptıklarını da anlatan Büyüknohutçu, "On metre yerde izin alıyorsun ondan sonra 'bu orman benim' diye dilim dilim kesiyorsun. Hepsinin haritaları var elimizde. İzinsiz alanlarda kesilen sedir ağaçları göz önünde olmasın diye toprağa gömülmüş" ifadelerini kullanmıştı.