‘OHAL’de Direniş’ paneli gerçekleştirildi

Yüksel direnişçisi Veli Saçılık ve TKP Genel Başkanı Erkan Baş’ın katılımıyla “OHAL’de Direniş” paneli yapıldı.



29-10-2017 13:27
İleri Haber

Yüksel direnişçisi Veli Saçılık ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın konuşmacıları olduğu “OHAL’de Direniş” paneli İstanbul Sarıgazi’de bulunan Gezi Lokali’nde gerçekleştirildi.

TKP Genel Başkanı Erkan Baş panelde yaptığı konuşmada, ""kendimiz ne yapabiliriz fikrinin" geride kaldığını ifade ederek, "OHAL’de direniş tartışıyorsak en fazla altını çizmemiz gereken konu bu. Bu iktidardan kurtulmak istiyorsak bu ülkenin emekçileri, yoksulları önce kendi güçlerine güvenecekler" diye konuştu.

Yüksel Direnişçisi Veli Saçılık ise mücadelenin sadece Yüksel’le sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek, “Gezi eylemlerinde ‘her yer Taksim her yer direniş’ diyebildiysek. Şu an da ‘her yer Yüksel, her yer Direniş’ diyebilmeliyiz” dedi.

Bugün yine 6 kişinin Yüksel’de gözaltına alındığını ve 227’şer lira ceza yazıldığını anlatan Saçılık “Yüksel Direnişi açlık grevi, gazı, jopu, dayağı, ve gözaltısının yanı sıra maddi külfeti olan, paramızla dayak yediğimiz bir eyleme dönüştü. Devlet hem sopasını atıyor hem de bedelini bizden alıyor. Ama bugün direnişin 354. açlık grevinin de 234. günü. İnatla bu mücadeleyi sürdürüyoruz. AKP döneminde gazı tatmamış hiçbir canlı yoktur. Kedisinden köpeğine kadar AKP herkesi, gazla polis şiddetiyle tanıştırdı. Yüksel Caddesi’nde biz de bu konuda doktora verecek duruma geldik” diye konuştu.

Saçılık’ın konuşmasından satır başları şöyle: 

“Erdoğan patronlara hitap ederken ‘siz OHAL’i niye dert ediyorsunuz? Biz bütün grevleri yasaklıyoruz daha ne istiyorsunuz?’ diyor. Bu cümlenin kendisi, bilinçli bir işçi sınıfının olduğunu varsayarsak, ayaklanma sebebidir. Biz sizin için emeğin tamamen teslim alındığı, işçilerin hiçbir şekilde sesini çıkaramadığı, sendikaların yok edildiği, bir ortam hazırladık diyor. AKP burada amacını açıkça ortaya koyuyor. İşte Yüksel Direnişi burada bir inattır, itirazdır.” 

“YÜKSEL DİRENİŞİ AKP’YE ÖLÜMCÜL BİR DARBE VURDU”

“Yüksel Caddesi bugün bırakılmış, bitirilmiş dahi olsa kazanılmış bir mücadeledir. İşimize geri döndük mü? Hayır. OHAL bitti mi? Hayır. Genel anlamda AKP geriletildi mi? Hayır. Ama AKP’ye ölümcül bir darbe vurdu.

Bu darbe şudur; AKP’nin tüm argümanları ve pulları döküldü.

Bu anlamda Yüksel Caddesi karşılığını bulmuştur, kazanmıştır.”

“KİMSE BİZİM GÖRDÜĞÜMÜZ ŞİDDETTEN KORKMASIN”

“Şiddet gördüğümüz ortamda bizim üzerimizden topluma bir korku yaymaya çalışıyorlar. OHAL’in aslında amacı da suskunlukla birlikte bir korku iklimi yaratmak biz de Nuriye ve Semih’ten aldığımız feyzle diyoruz ki; kimse bizim gördüğümüz şiddetten korkmasın. Biz oraya korkmadığımız için çıkıyoruz. 

Şu anda bizim genel bir sessizliğimiz var. Bu mücadele Yüksel’le sınırlı değil. Gezi eylemlerinde ‘her yer Taksim her yer direniş’ diyebildiysek. Şu an da ‘her yer Yüksel her yer Direniş’ diyebilmeliyiz. Ve bunu sol/sosyalist hatta sosyalist olmayanlarla birlikte yapabiliriz. Çünkü ortada büyük bir haksızlık var. 
AKP’nin artık sonunun gediğini ve can çekiştiğini, işçi sınıfının bütün grevlerinin yasaklandığını, sendikalarının ele geçirildiğini görüyoruz.” 

“NURİYE’NİN SAĞLIK DURUMU ÇOK CİDDİ”

“Nuriye’nin sağlık durumu çok ciddi. Şu anda 36-37 kilo civarında. Bir insanın bu kadar zayıflığı artık hiçbir kasının ve yağının kalmadığı anlamına geliyor. Aldığımız bilgilere göre de yatak yaraları artmış durumda ama bilinci yerinde. Onu özellikle tahliye etmediler çünkü göz önünde olduğunda insanların tepkisinin artabileceğini düşündüler. Açlık grevinin ne olduğunu göstermesi açısından onun görülmesini asla istemiyorlar.

Semih’in durumu göreceli olarak biraz daha iyi. Ama ben Semih’i tanıdığımda 87 kiloydu. Şimdi tam 50 kilo, 37 kilo verdi. O da yürümekte çok zorlanıyor. ‘İç organlarımın iflas ettiğini düşünüyorum’ diyor.”

“OHAL AKP İKTİDARININ YOĞUNLAŞMIŞ HALİ”

Sözlerine Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Yüksel Direnişi’ni selamlayarak başlayan Erkan Baş, “Umuyoruz ki Nuriye ve Semih’in de aramızda olacağı, büyük kutlamalarla, zaferle bu süreci bitireceğiz. 

Biraz bunun için elimizi hızlı tutmamız, daha fazla düşünmemiz ve çalışmamız gerekiyor” dedi.

Erkan Baş’ın konuşmasından satır başları:

“OHAL AKP’nin karşı darbesini, yani 15 yıldır yaratmak istediği Türkiye’ye kendisini en hızlı şekilde taşayacağı yasal, toplumsal hamlelerin alt yapısını oluşturduğu bir süreç. O yüzden aslında AKP iktidarının yoğunlaşmış hali diyerek bakabiliriz. 
AKP’nin OHAL Türkiye’sini yaratmak için iktidar koltuğuna oturtulmuş bir siyasal parti olarak düşünülmesi gerekiyor.

AKP  bir burjuva, sermaye partisidir. Ama bunun özel bir misyonla donatılmış, özel bir dönem için kurulmuş, yerleştirilmiş özel görevleri olan bir burjuva partisidir."

“Şunu görmemiz lazım Ekim Devrimi’nin yarattığı o büyük ülke Sovyetler Birliği ortadan kalktıktan sonra sermaye tüm dünyada işçi sınıfına ve emekçilere dönük çok kapasamlı bir saldırı programını hayata geçirdi. Şunu vurgulamaya çalışıyorum; işçi sınıfının bir ülkede elde ettiği daha sonra dünyanın değişik ülkelerinde yayılan ve esas olarak da tüm dünya işçi sınıfına kazanımlar armağan eden bir devrimin yenilgisinin üzerine gelmiş bir iktidardan söz ediyoruz. Dünya çapında emperyalist, kapitalist sistem işçi sınıfının elinde avucunda olan her şeyi gaspetmek üzere yeni br model geliştiriyor. AKP bu modelin Türkiye’de hayata geçirilmesinden sorumlu.

Burada işçi sınıfı ile patronların mücadelesi var ve biz şu anda bunun önemli bir cengini yürütüyoruz. OHAL kavgası da esas olarak bu biçimde ele alınmak durumunda.”
“Aslında toplumun büyük bir kesiminde teşhir olmuş bir iktidar ile karşı karşıyayız ama devirici yumruğu, son yumruğu bir şekilde hayata geçiremiyoruz. Bunu tespit etmemiz ve esas olarak buraya yoğunlaşmamız lazım; Biz AKP’yi niye bitiremedik?
Birincisi; Türkiye emekçileri, yoksul halkları adına konuşuyorum, başlarda kendi dışımızda kurtarıcılar aradık.
Ordunun kurtarabileceğine ilişkin eğilimler gelişti özellikle sosyal demokrat çevrede. ABD’nin, AB’nin bizi bu iktidardan kurtarabileceğini düşünen eğilimler gelişti. Yani kendimiz dışında kurtarıcılar aradık. Oysa kendimiz ne yapabiliriz fikri biraz geride kaldı. Bugün OHAL’de direniş tartışıyorsak en fazla altını çizmemiz gereken konu bu. Bu iktidardan kurtulmak istiyorsak bu ülkenin emekçileri, yoksulları önce kendi güçlerine güvenecekler.”

“SADECE DİRENMEK YETMEZ, SALDIRMAMIZ DA LAZIM”
“İkincisi; direniş. Direniş çok insani bir şey. Haksızlığa uğruyorsanız elbetteki direneceksiniz. Sizin bir hakkınız gasp ediliyor ve susuyorsanız cansızsınız. Şunu kastediyorum; biz öyle bir noktaya geldik ki yüz yıllık mücadale sonucunda elde ettiğimiz kazanımlarımızın büyük bir çoğunluğu elimizden alınmış durumda. O yüzden kendi gücümüze güvenelim bu bir. İki; direnmek zaten zaruri ama sadece direnerek kazanamayız, saldırmamız lazım."

“Biraz da provoke etmek için söyleyeceğim Türkiye sosyalist hareketinin çoğunluğu geçmişin mirasyediliğini yapıyor. Biz bugünün devrimciliğini kuşkusuz o mirasa sahip çıkarak, geliştirerek ama onu aşma iddiasını da ortaya koyarak yeniden üretmek durumundayız. O yüzden diyoruz ki;  Türkiye sosyalist hareketinin yeniden devrimcileşmesi hamlesi yaşanacaksa aklımızı, yüreğimizi ve mutlaka bileğimizi hep birlikte kullanan, yeri geldiğinde birinin öne geçtiği, yeri geldiği diğerinin öne geçtiği, bütünlüğü doğru bir şekilde kuran yeni bir devrimci kültürün, yaşamın inşa edilmesi gerekiyor. Net söyleyeceğim; bir bütün olarak Türkiye sol hareketi yanlış eksenler üzerinden bölünmüştür. Doğru saflaşmalara ihtiyacı vardır." 

“MÜCADELEDE TERİ OLMAYANIN YERİ DE OLMAYACAK”

“Karşımızda artık öyle çok büyük bir kuvvet yok. Bizim korkumuz şu; Tayyip’i bizden önce başkaları devirirse üzülürüz. O kadar yıl mücadele ettik. O yüzden onu biz indireceğiz. Türkiye bir geçiş süreci yaşıyor ve esas mesela bu iktidarın sonrasında olacak. Şu çok önemli; bugün  bu iktidara karşı mücadelede teri olmayanın sonrası Türkiye’de yeri olmayacak. Bu iktidar devrilecek ve herkes bu süreçte ne yaptıysa onun toplumsal karşılığını alacak. Bu iktidar devrildikten sonra başınız dik gezmek istiyorsanız bugün bu kavganın parçası olmak zorundasınız.”