Nuriye Gülmen'den çağrı: Açlığımızı bitirecek sonucu artık kazanalım

Nuriye Gülmen yaptığı çağrıda, “Biraz daha asılalım, bir adım daha atalım ve açlığımızı bitirecek sonucu artık kazanalım. Bu biraz da bizim insanlarımıza çağrı. Biz çok şey kazandık. Ben şöyle tabir ediyorum; direniş bana özgürlüğümü verdi” dedi.



22-01-2018 19:33

Tuğba Özer / @tugbaaozerr

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 320. Gününde ‘Açlıklarına Alışmayın’ çağrısıyla Müjdat Gezen Tiyatro Salonu’nda bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Gülmen ve Özakça’nın işlerine dönebilmeleri için bir kez daha çağrı yapıldı.

Oyuncular Barış Atay, Levent Üzümcü, Yüksel Direnişçileri Acun Karadağ, Veli Saçılık, Nuriye Gülmen’in babası Şaban Gülmen, yazar ve senarist Eşber Yağmurdereli toplantıda konuşmacı olarak yer alırken Nuriye Gülmen, Semih Özakça ve Esra Özakça canlı yayın ile toplantıya bağlandı.

Toplantı Eşber Yağmurdereli’nin konuşması ile başladı. Yağmurdereli “Açlık grevleriyle yeni bir süreç başlamış bulunuyor.

Özellikle son 40 yıl içerinde hapishane sürecinde pek çok açlık greviyle karşı karşıya kaldık. 1984’te Metris’te, 1996’da cezaevlerinin tamamında. Şimdi de Semih ve Nuriye’nin direnişlerini bütün dünya izliyor” diye konuştu.

BABA GÜLMEN: YAŞAMLARINI YİTİRMEDEN İŞLERİNE İADELERİNİ İSTİYORUZ

“Biz bir an önce yetkilerden çocuklarımız işlerine iade etmeleri istiyoruz” diyen Nuriye Gülmen’i babası Şaban Gülmen ise şunları söyledi:

Nuriye ve Semih’in gözlerimizin önünde eridiğini biz yetkililere anlatamadık. Onlar kendi mücadelesini kazandı ancak biz çocuklarımızı kaybetmek istemiyoruz.

Bu mücadeleyi geniş toplum kesimlerine duyurmak için başladıklarını yetkililer görmezden geldiler. Biz bir an evvel çocuklarımızın yaşamlarını yitirmeden işlerine iade edilip sağlıklarına kavuşmalarını bekliyoruz. Bu en tabi hakkımız."

ACUN KARADAĞ: BU SESSİZ ÇIĞLIK İÇİNDE BİR ÇIĞLIK DUYULMAK ZORUNDAYDI

Yüksel Direnişçisi Acun Karadağ ise şunları kaydetti:

“Biz durup dururken böyle bir eyleme başalamadık. Kapı kapı dolaşıp geri çevrildiğimiz için başladık. Hiçbir soruşturmaya uğramadan ihraç edildik. 

Bu eylemin en zor kısmı bu açlık grevi süreciydi büyük bedel ve irade gerektiren bİr direniş yöntemiydi. Bütün topluma sessizliğin ve suskunluğun hakim olduğu bir süreçte Nuriye ve Semih açlık grevi kararı verdiler. Başka çareleri yoktu. Bu sesizlik içnde bir çığlık duyulmak zorundaydı.

Bugün açlık grevinin 320. Gününde bu çığlığı duymayan kimse kalmadı. Ama farkında olmak yeterli değil. Bize ya da topluma yapılan haksızlığın giderilmesi için harekete geçmek lazım.”

VELİ SAÇILIK: KOMİSYON KARAR VERMEZSE DİRENİŞİMİZ SÜRECEK

Bir diğer Yüksel Direnişçisi Veli Saçılık ise “Bugün Yüksel Caddesi’nde insan hakları anıtı tutuklu. Bunu espri olsun diye söylemiyorum. Ankara Valisi salonlarda sinemalarda her şeyin yasaklandığını açıkladı. Mücadelemizin sonuç verdiğini düşünüyorum çünkü onlar o kadar korkuyorlar ki evlerimize kadar yasaklamaya çalışıyorlar.

Ben OHAL Komisyonu’na illegal komisyon diyorum. Dolayısıyla biz komisyonu tanımıyoruz. Ama Nuriye ve Semih için bir yolun açılması gerekiyor. OHAL Komisyonu kararını versin, vermezse de biz direnişimize devam edeceğiz. Onların yasakları varsa bizim de direnimiz var. Biz buradayız ülke bizim, hiçbir yere gitmiyoruz” İfadelerini kullandı.

NURİYE GÜLMEN: AÇLIĞIMIZI BİTİRECEK SONUCU ARTIK KAZANALIM

Toplantıya canlı yayın ile bağlanan Nuriye Gülmen şunları söyledi:

 “Bugün açlık grevimizin 120. Günü. İşimizi geri istiyoruz. Bu çok kolayca karşılanabilir aslında. Bunu KHK ile işlerine iade edilen insanlarda gördük. Bizi işimize iade edebilirler. 320 gündür açlıkla anlattığımız şey bu. Biz haklıyız, bizi haksız yere işimizden attılar. 440 gündür anlatıyoruz bunu.

Sadece biz haksız yere atılmadık bizim gibi pek çok insan var. 

Saniyeler dakikalar bizim için önemli. Bir taraftan iktidara sesleniyoruz ama bir taraftan da bizim yanımızda olan insanlara bir şey söylüyor açlığımız. 

Biraz daha asılalım, bir adım daha atalım ve açlığımızı bitirecek sonucu artık kazanalım. Bu biraz da bizim insanlarımıza çağrı. Biz çok şey kazandık. Ben şöyle tabir ediyorum; direniş bana özgürlüğümü verdi. İçimize bir kor atıp bıraktılar. İşte o kor bizi direnişe itti.

Evet çok zor şeyler yaşadık ama iyi ki sahip çıktık. İnanın insanın onurunu kazanması için mücadele etmesi hepsine değer. Bunların hepsinden daha kıymetli. Onur mücadelesi bizim ve yakınlarımızın çektiği acıya değer. Bu yüzden direndiğimiz için çok mutluyuz. Hep birlikte kazanacağız.”

AYDINLARDAN ÇAĞRI

Toplantıda oyuncu Barış Atay tarafından okunan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bizler bedenlerini açlığa yatıran iki eğirimcinin 320. Gününde yaşamlarından endişe duyuyoruz. Yaşama hakkı tüm insan hakları sözleşmelerinin ve tüm modern toplumların anaysalarında tanımlanmış en temel haktır. Ve tüm insanlar için “eşitlik” ilkesi koşulsuz uygulanmalıdır.

KHK’lar ile ihraç edilen kamu emekçilerinin mağduriyetlerini gidermek üzere kurulmuş OHAL Komisyonu görevini yapmalıdır. Bizler "Nuriye ve Semih Yaşasın” bileşiminde bir araya gelmiş, bu coğrafyanın aydınları ve sanatçıları olarak Nuriye ve Semih’in taleplerinin kabul edilerek bu açlık grevinin artık bitmesini ve yaşama haklarının hepimizin sorululuğunda olduğunu beyan etmek istiyoruz. 

Bu kapsamda Oağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu derhal Nuriye ve Semih’in kararını açıklamalıdır. Nuriye ve Semih’in yaşama  hakkı görmezden gelinmemelidir. İki eğitimci haksız, hukuksuz yere atıldıkları işlerine iade edilmelidir. OHAL inceleme Komisyonu’na siyasi iktidara ve konunun muhatabı tüm mercilere açık çağrımızdır. Nuriye ve Semih’in talepleri kabul  edilsin hep birlikte onların gülüşünü yaşamın gamzesinde buluşturalım. 

Nuriye ve Semih Yaşasın!

Nuriye ve Semih’in Gülüşleri Solmasın!”

LEVENT ÜZÜMCÜ: KORKULARINIZLA BAŞ ETMEYİ ÖĞRENİN

Levent Üzümcü,"İstiyorlar ki derdimizi, sıkıntımızı, isteklerimizi ve mutluluklarımızı hiçbir şekilde dile getirmeyelim. Tabi ki biz buna prim vermiyoruz. Vermeyen de çok az insan kaldı. O kadar büyük baskı, karalama kampanyası ve saldırı var ki lehimize akıl alır gibi değil. Ama buun karşısında duruyoruz. Çünkü bizim evlatlarımız var ve onlara daha yaşanabilir bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Buradan sesini çıkartmaktan korkanlara şunu söylüyorum; dünyanın en konforlu evinde oturabilirsiniz. Ama kapınızı açtığınızda ülke bu ülke ve bu daha ad kötüleşecek. Bu yüzden sesimin ulaştığı herkes korkularınızla baş etmeyi öğrenin. Bu korku sizin değil çocuklarınızı hayatından yiyecek.”

Oyuncu Barış Atay ise sanatçılara çağrı yaparak “Birçoğumuzun çocuğu var. Oyuna dalıp yemek yemese akşama kadar nasıl aç oturacak diyoruz. Şöyle düşünün, gözümüzün önünde iki insan 320 gündür bir şey yemiyor. Bir sanatçının görevi herhangi bir iktidara biat etmeden yaşadığı toplumun herhangi bir sorununda kamuoyu oluşturmak için ağırlık koymaktır. Bu tercih değil zorunluluğunuz sizin.”