Ne yapmalı?

Bütün Türkiye'de HAYIR'ı ören örgütlere ve partilere düşen iş, bu örgüden ortak amaç için monoblok bir siyaset üretme ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç tariflenebilir ve kapsayıcı olabilir. Belli bir hedefi içerir. Bu hedefe ulaşana kadar, bu kapsamın içindekiler ortak çalışır, üretir, örgütler, çoğalır. Gezi'deki bu ortak siyaset üretebilme eksikliğin burada tekrar etmemesi esastır.



19-04-2017 22:45
Cüneyt Göksu

16 Nisan referandumunun sonuç haritasına ve rakamların detaylarına bakınca şunları görebiliriz:

1- Kıyı şeritleri ve ekonominin bütün yükünü taşıyan, verginin çoğunu veren iller HAYIR dedi.

2- İstanbul, Ankara, İzmır, Diyarbakır ve Adana gibi büyük şehirler HAYIR dedi.

3- Güneydoğu'da Hakkari, Şırnak, Diyarbakır, Mardin'de Kürt yurttaşlar HAYIR dedi.

Türkiye nüfüsun çoğunun yaşadığı, ürettiği, emekçisinden işsizine, beyaz ve mavi yakalısından, öğrenci nüfusunun en çok bulunduğu yerlere kadar herkes HAYIR dedi.

Rakamların detaylarına girince ilginç şeyler de çıkıyor. Örneğin Erdoğan'ın kalesi Rize'de %75 EVET var. Bütün ilçeler zirve yapmış birisi hariç! Fındıklı'da %53 HAYIR demiş. Geriye doğru gidip 2015 genel seçimlerindeki oy dağılımına bakınca, %42 AKP, %41 CHP, %10 MHP gözüküyor. CHP daha çok çalışmış ve AKP+MHP toplamını bu ilçede, özellikle %75'lik Rize'de geçebilmiş.

Hiçbir iktidar, AKP/Saray da dahil, kentli, eğitimli kesimin oylarını kaybederek, halkın yarısını karşısına alarak ülke yönetemez, başkan da, padişah da olamaz ama bu olanlara karşı ne yapmak lazım?

HAYIR blokunu siyasi olarak çok kabaca tariflersek, Atatürkçülerin, komünistlerin ve sosyalistlerin, Kürtlerin, liberallerin ve milliyetçilerin oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu "beş benzemez" en son Haziran Direnişi'nde bir araya gelmiş ama siyasi olarak bu süreç ortaklaşamadığı için de sonlanmıştı. Öncülüğü kimin yapacağı, nasıl yapacağı, hangi paydaşlarda ortak hareket edilecek gibi onlarca başlıkta uzlaşma sağlanmaması önemli bir sorundu ve yüzünü Haziran'a dönen pek de politik olmayıp bir çıkış yolu arayan insanları boşa çıkarmıştı. 

Referandumu bu açıdan Haziran Direnişi'ne benzetiyorum. Yine bu beş benzemez HAYIR için çalışırken bilinçli veya bilinçsiz belli bir amaç için ortaklaştılar ve matematik olarak azıcık geri de kalınsa da, YSK'nın maç oynanırken kuralları değiştirmesine, hukuksuzluğuna rağmen başarılı oldular. 

Gezi'den ders çıkartırsak; 

- Bu beş benzemez yeniden kendi tabanlarına dönüp siyasi faaliyetlerine kaldıkları yerden devam edip, HAYIR için sadece kendilerinin ne çok çalıştığının propagandasını kendilerine yaparlarsa kazanamayız.

- Bu beş benzemez, yaptıkları siyaseti gözden geçirip, HAYIR cephesine verdikleri katkı gibi bir arada çoğalarak siyaset üretmeye kafa yormazsa yine kaybederiz.

- Çoğulcu ve çoğalarak mücadele etmenin şifrelerinin ve kazançlarının kodlarını, HAYIR ortaklaşmasında aramayıp içlerine dönmekte ısrarcı olup, kendi tabanlarına goy goy yapmaya devam ederlerse de hiç mi hiç kazanamayız.

Türkiye'de ortak amaç için ortak hareket etme kültürü zayıftır. Tabii ki istisnalar vardır ama iş hayatında da, siyasi hayatta da "amaç odaklı örgütlenip" bu amaç için bir arada üretmek ve çalışmak, çalışırken ortak akla hizmet etmek,  hizmet ederken de kendini var eden değerlerden uzaklaşmamak ve yok olmamak beceri ister. 

Ne yapmalı sorusunun yanıtı yukarıda saklı bence. Bütün Türkiye'de HAYIR'ı ören örgütlere ve partilere düşen iş, bu örgüden ortak amaç için monoblok bir siyaset üretme ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç tariflenebilir ve kapsayıcı olabilir. Belli bir hedefi içerir. Bu hedefe ulaşana kadar, bu kapsamın içindekiler ortak çalışır, üretir, örgütler, çoğalır. Gezi'deki bu ortak siyaset üretebilme eksikliğin burada tekrar etmemesi esastır.

Bunu başaran siyasi ve kolektif akıl AKP'yi de, Saray'ı da alt eder.