Murat Araç'ın emniyetteki şüpheli ölümü: 'Ensesinde morluklar ve darp izleri vardı'

Antalya'da gözaltınayken hayatını kaybeden Murat Araç'ın intihar ettiği ileri sürüldü. Araç'ın avukatı Güven Özata, 'Hangi amaçla atladı, nasıl atladı?' diye sordu.



17-12-2017 16:21

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde Jandarma Komutanlığı'na bağlı Güney Karakolu ekipleri, 15 Aralık Cuma günü yaptıkları yol uygulamasında bir yolcu otobüsünü durdurdu ve yapılan GBT sorgusunda Murat Araç'ı 'örgüt üyeliğinden arandığı' iddiasıyla gözaltına aldı.

Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Murat Araç, savcılıkta ifade verdi. Araç, daha sonra adliyeden Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Burada işlemleri süren Araç'ın, saat 18.00 sıralarında Emniyet Müdürlüğü binasının 3'üncü katındaki pencereden atladığı öne sürüldü.

Ağır yaralanan Murat Araç, Alanya'daki bir hastaneye sevk edildi ancak yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Murat Araç'ın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

BABA MEHMET ARAÇ: DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

Murat Araç'ın babası Mehmet Araç, Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'nda gazetecilere yaptığı açıklamada oğlunun 24 değil, 18 yaşında olduğunu söyledi. Baba Mehmet Araç, şöyle konuştu:

"Fotoğrafını mesaj attılar. Yakalanan kişinin oğlum olduğundan emin oldum. Oğluma oraya geleceğimi söyledim. Dün Gazipaşa İlçe Jandarma Komutanlığı'na gittik. Emniyete teslim edildiği söylendi. Bunun üzerine Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne gittik. Burada oğlumun öldüğünü, cesedin Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gönderildiğini, teşhis için oraya gitmem gerektiği söylendi. Ölen kişi oğlum. Ne olmuşsa emniyette olmuş. Oğlum hakkındaki iddialarla ilgili bilgimiz yok. Davanın takipçisi olacağız."

Aile ayrıca, Murat Araç'ın özellikle ense kısmında morluklar ve darp izleri olduğunu söyledi.

AİLENİN AVUKATI: ATLADIĞINI SÖYLÜYORLAR, NASIL ATLADI?

Ailenin avukatı Güven Özata ise şunları söyledi:

"Murat Araç'ın üçüncü kattan atladığını söylüyorlar. Ama biz ondan emin değiliz. Atladıysa ihmal var. Ciddi bir şekilde ihmal var. Pencere niçin açık? Hangi amaçla atladı, nasıl atladı? Atladıktan sonra başına darbe alıyor ve ölüyor. Şu an otopsi yapılıyor. Aile çocuklarından 3 yıldır haber almıyor. Nerede olduğunu da bilen yok."

SOYLU 'ARAŞTIRMA YAPILIYOR' DEDİ, 'KESİN' KONUŞTU!

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde Murat Araç'ın şüpheli ölümünü gündeme getirdi.

Kerestecioğlu'nun sorusu üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Araç'ın ölümüyle ilgili yaptığı "gerekli bütün soruşturmalar, araştırmalar yapılıyor" açıklamasının hemen ardından "Yakalanan örgüt üyelerine 'intihar edin' talimatı veriliyor" dedi, "Son zamanlarda şöyle bir istihbarat var, buna ait bizim de birtakım tedbirlerimiz söz konusu" iddialarında bulundu.

Soylu, Murat Araç'ın ölümüyle ilgili "tüm değerlendirmelerini" dile getirdikten sonra, "değerlendirmenin" tüm araştırmaların ardından yapılacağını söyledi: “Gerekli bütün soruşturmalar, araştırmalar yapılıyor ama olay olduğu andan itibaren bizim bilgimiz çerçevesinde, gerek Emniyet Genel Müdürümüzün gerek benim gerek Müsteşarımızın ve bu konudaki soruşturmalar da müfettiş marifetiyle tamamlanacaktır. Bu konuda da gerekli bütün araştırmaları yaptıktan sonra değerlendirme yapılacaktır."

CENAZE İÇİN ARAÇ VERİLMEDİ

Murat Araç'ın bugün Antalya’dan Urfa’ya getirilen cenazesi için nakil aracı da taziye yeri de verilmedi.

Bu sabaha karşı Urfa'nın Ceylanpınar ilçesine varan cenaze mezarlığa ailenin kendi imkanlarıyla getirildi.

ÇHD: TAKİPÇİSİYİZ

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Murat Araç’ın ölmesinde ya da öldürülmesinde sorumluluğu olan her kademeden görevlinin cezalandırılması için, olayın takipçisi olacaklarını açıkladı.

ÇHD'den yapılan açıklamada şöyle denildi:

Delillerin karartılması kamu görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz!

Antalya’ya otobüsle gelen 1998 doğumlu Murat Araç’ın, ilçe girişinde yapılan kimlik kontrolü sonrası gözaltına alındığı, “örgüt üyeliği” suçlaması ile götürüldüğü Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının üçüncü katından atlayıp intihar ettiği yandaş basın tarafından haber yapıldı. Murat Araç’ın “terörist” olduğundan ve kendi iradesi ile “intihar” ettiğinden, hiçbir sorgu sual yapmadan, dünden emindi yandaş medya…

Ancak, özgürlüğünden yoksun bırakıldığı için bizzat devletin sorumluluğu altındaki kişilerin ölümü, her koşulda şüpheli ölümdür ve titizlikle araştırılması zorunludur. Türkiye’nin de taraf olduğu, Birleşmiş Milletler belgesi olan Minnesota Protokolü de tam da bu tür şüpheli ölümlerde işletilmesi gereken adli prosedürü düzenler.

Bu bağlamda, her sıradan insanın da aklına gelebilecek olan tüm ihtimallerin hızla ve titizlikle araştırılması, delillerin karartılmadan toplanması zorunludur:

Gözaltındaki Murat Araç, maruz kaldığı fiziksel ya da psikolojik işkenceden kurtulmak için kendini binanın üçüncü katından “atmış” olabilir,
İşkence sonucu öldükten sonra, pencereden atılmış olabilir,
Emniyet görevlileri tarafından doğrudan atılmış olabilir.
Ya da şayet iddia edildiği gibi “kendisi atladıysa,” can güvenliğini sağlamakla yükümlü emniyet görevlilerinin, bu nedenle de bizzat sorumluluğu söz konusudur.
Ancak, tüm bu soruların cevabını araştırmakla yükümlü olan, Cübbeli Ahmet ile Mehmet Ağar harmanı, bir tutam da Sedat Peker retoriği ile donatılmış İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtı hazır… Hızlıca “düşmanlık” perdesi ardına saklanan Sayın Bakan “örgütün böyle talimatı var” deyip büyük öngörüsünde bulunarak, işkence ile ölüm iddialarına karşı tavrını da devlet adına açıklamış oldu.

Kürt illerinde zırhlı araçlarla yaşanan çocuk cinayetleri, Kemal Kurkut olayı başta olmak üzere son iki yıl içinde yaşanan açık sokak infazları, darbe soruşturmalarında gözaltına alınanların maruz kaldığı işkence vakaları, Ankara’da İHD’ye başvurusu yapılan kaçırma olayları, Sayın Bakanın GBT’sinin küçük bir parçası. Bunun dışında cenaze yasına ve cenazeye saygısı olmayan çetelerle karakol köşelerindeki fotoğrafları gibi “milli madalyalara” da sahip kendisi. Yine biz Süleyman Soylu’yu, Çalışma Bakanlığı döneminde “Devlet tecrübesi var, önemsiyorum” diyerek ve sık sık görüştüklerini ifade ederek kendisine referans olan, “bin operasyoncu” selefi Mehmet Ağar’dan da tanıyoruz.

Devlet yapılanmasının faşist olduğu ülkelerde işkence bir devlet rutinidir. Arjantin, Şili, Yunanistan ve Türkiye bu konuda devlet yetkililerinin suçları ile doludur. O yüzden takım elbiseli bir bakanın açıklaması bizler için çok bildik ve tanıdık. Kontrgerilla faaliyeti veya derin devlet işlerine yatmasına gerek yok kimsenin. Bizler biliyoruz ki en küçük memurundan en büyük bürokratına “suç” devlet bünyesinde ve bilgisi dâhilinde üretilmektedir.

İşkence iddiası ile ölüm veya öldürme işlerinde bu hükümetin şeceresi de ötekiler gibi bozuktur. İşkence, infaz devralınmış bir gelenektir. Baki Erdoğan’dan Süleyman Yeter’e, Festus Okey’den, Engin Ceber’e, Dilan Kortak’tan, Uğur Kurt’a ve daha birçok yurttaşa karşı işlenen açık suçlar ortada iken, yapılan bu ilk resmi açıklamanın ciddiye alınabilecek bir tarafı yoktur.

Sayın Soylu’ya hatırlatmak isteriz: Bakan olmak sorumluluk demektir. Bu sorumluluk, size bağlı kurumlarda kasten veya kusur ile işlenecek fiillerin açığa çıkarılması görevine denk düşer. Ancak acemi bir bürokrat tavrıyla “topu taca atmak”, ne devleti ne de sizleri tarihsel anlamda sorumluluktan kurtarır.

Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, Murat Araç’ın ölmesinde ya da öldürülmesinde sorumluluğu olan her kademeden görevlinin cezalandırılması için, olayın takipçisi olacağımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.