Muğla Üniversitesi önce sansürledi sonra kapattı

Sergilediği “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyun yüzünden kapatılan Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu İleri'ye konuştu.



08-03-2018 20:16

Röportaj: Cemre Doğmuş

Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu geçtiğimiz yıl sergilediği “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyunda üniversitenin uyguladığı sansür ve baskıya tepki göstermiş , bu nedenle kapatılmıştı.

Kulüp geçtiğimiz günlerde bir bildiri yayınlayarak Muğla Üniversitesi rektörlüğünden özür dilemesini istedi.

Konuyla ilgili topluluk başkanı Fatih Kaleli İleri’ye konuştu.

Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu kapanmadan önce ne kadar süre faaliyet gösterdi?

Üniversite rektörlüğü tarafından kapatılmadan önce tiyaro topluluğu olarak 25 yıl faaliyet gösterdi, tabii ben 25 yıl burada bulunmadım, topluluğumuz bayrak teslimiyle işleyen bir topluluk.

Topluluk hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

5 yıldır topluluktayım ve kapanmadan önce topluluk başkanlığını üstleniyordum. Öğrenci merkezli bir topluluğuz. Gönüllü olarak tiyatro yapmak isteyen öğrencilere, düşüncelerini tartışabilecek bir ortam ve paylaşabilecekleri bir sahne sunmayı amaçlıyoruz. Bunu da tiyatro tarihinden, tekniklerinden, pratiklerinden destek alarak yapıyoruz. Önce üyelerimiz bir eğitim sürecinden geçiyor, bu süreci eski üyelerimiz yönlendiriyor. Yeni üyelerimizde eğitim sürecini tamamladığında eğitim verebilecek seviyeye geliyor ve oyun sürecine geçiyoruz.

Ne kadar kaliteli oyun çıkarabileceksek o kadar çıkartıyoruz. Genelde bir oyun oluyor bu sayı ve aslında oyun sayısından çok bizim için önemli olan oyun çıkarma sürecinden kazandığımız tecrübeler.

Bu tecrübeler sadece sanatsal tecrübeler mi?

Hayır, üniversite yönetimi tarafından baskı altında olduğumuz için sanatı engelleyenlere karşı vermemiz gereken tepkiyi de öğreniyoruz. Kimi zaman sezgilerimiz sanatı kaybetmemek uğruna baskıları alttan almamızı söylese bile her seferinde sanat için doğru olanı savunmaya ve özgürlüğümüzü yedirmeme düşüncesine geri dönebiliyoruz, sansüre ve diğer engellemelere karşı direnebiliyoruz.

Oyunlarınıza sansür uygulandığını söylüyorsunuz birkaç örnek verebilir misiniz? Geçen sene oyunda kullandığınız bir haç figürünü üniversite yönetiminin isteği üzerine kaldırılmışsınız.

Aslında haç figürü olayı bizim başımıza gelen bir olay değil . Gazete haberindeki bir anlatım bozukluğundan dolayı bizim başımıza geldiği sanılıyor . Ancak üniversitemizden başka bir topluluğun başına geldi.  Aksi halde benim hacı kaldırmam mümkün değil .Böyle bir şey yapsam muhtemelen ekip arkadaşlarım hacın yanına beni de asarlar. Başka bir inanç sembolü olsa da bu durum aynı . Mübalağa tabii bu. 

Bundan 3 yıl önce sadece hakaretler ve Tanrı sorgulamaları sansürleniyordu. Biz zaten sahneye küfredelim de seyirci gülsün diye çıkmadığımızdan bu sansürleme hamlelerine karşı da çıkmıyorduk. Ancak şimdi pişmanlığını yaşıyoruz. Şu an ki geldikleri nokta kadın erkeğe temas etmesin , içki kelimesi geçmesin , haç sembolü kullanılmasın , sahnede tabanca patlamasın , öldürülme olmasın seviyesine kadar geldi. Hatta geçen sene oyun günü gelip bazı toplulukların oyunlarını izleyerek beğenmedikleri sahneleri çıkarmayı istiyorlardı. Benim şansıma biraz daha kibar gözüktüğümden oyun günü denetlemeye gelmediler . Zaten denetlemeye gelselerdi de oyunumuzu sansürletmezdik .Daha bir kere çalışmalarımızı ve oyunlarımızı ziyarete gelmemişken , bir kere gülerek bir ihtiyacınız var mı dememişken, yıllardır tiyatro namına bir eğitim semineri düzenlememişken , getirmeye çalıştığımız tiyatrocuları onlar soytarı diyerek reddetmişken gelip suçluymuşuz gibi bizi denetlemeye, baskılamaya hakları yok . Sonuçta ne onlar oyunun yönetmeni ne de biz paralı memurlarıyız. Hatta durum tam tersi .  

Kapanma sürecini biraz aktarır mısınız ?

Geçtiğimiz sene çıkardığımız oyunda üniversitenin sansür isteklerini alaylı bir dille sahneye aktardık. Aksi zaten mümkün değildi. Ve oyunumuzu izleyen yerel basın bu durumu haber yaptı. Bu sene başında da üye alımı için stant talebinin onaylanmasını bekliyorduk .Telefonla arayıp topluluğunuz kapatıldı dediler. Neden diye sorduğumda siz biliyorsunuz yanıtını aldım . Daha sonradan yazdığım bir dilekçe yoluyla üniversiteyi küçük düşürücü gerçekleri yansıtmayan demeçleri basına verdiğim için kapatıldığımızı öğrendim. Aslında üniversiteyi küçük düşüren bizzat bu yönetim şekli , oynanan oyunlardaki kalite düşüşü. Ya da tiyatro eğitimine yeterli bütçe ayrılmaması .Bizim yaptığımız şey üniversiteyi küçük düşürmeyi bırakın geliştirmeyi sağlayan çok güzel bir ‘geri bildirim’ .

Bu süreçten ne kadar insan etkilendi ?

Aslında etkileme süreci bitmedi hala etkiliyor .Bayrak teslimiyle ilerleyen bir kulüp olduğu için kendi içinde bir döngü var .Bu yıl yirmi kişiyi etkiler seneye kırk olur. Kendinden önce gelen insanları etkiler. Onun dışında bizi de etkiliyor çünkü bir sorumluluğumuz var. Sadece tiyatroya karşı değil ekip üyelerine de karşı. Hem bu aktivitenin bizim yüzümüzden son bulması düşünceleri varken aynı zamanda da doğru olanı yapmanın verdiği büyük bir tutku var. Şansımıza tutkumuz , korkumuzun çok daha ötesinde olduğundan korkuyu pek de hissedemiyoruz.

Bu baskıyı sadece siz değil başka topluluklar da hissediyor mu? Diğer öğrenci topluluklarından herhangi bir destek aldınız mı ?

Başlarda birkaç destek aldık . Ancak topluluğun kapanma işlemi olaylar soğuduktan sonra olunca destekler  unutuldu. Hatta daha sonraki süreçte sosyal medyada haberimizi paylaşan başka bir tiyatro topluluğunun  başkanını başka birisi şikayet ettiği için topluluktan atılınca destekler daha karmaşık hale geldi. Şu an hiçbir destek alamıyoruz.

Kulüp şu an bağımsız olarak mı devam ediyor?

Evet şu an üniversite bünyesinde bir topluluğumuz yok .Ancak bulduğumuz herhangi bir yerde çalışmaya devam ediyoruz .Bu sene  3 farklı oyun çıkartıyoruz ve bunlar için sahne arayışımız da sürüyor.

Üniversite bünyesinde iken yılda bir oyun çıkartabildiğinizi söylemiştiniz. Bu artışı sizce neye borçlusunuz?

İlk olarak bürokrasiden kurtulduk .Bir ihtiyacımız olduğu zaman cüzdanlarımızı birleştirerek ödenek oluşturuyoruz. İkinci olaraksa uğradığımız haksızlık sonucunda ekibimizde ciddi bir sanat algısı oluştu .Ve bunun sonucunda çok daha verimli çalışmalar almaya başladık tutkularımız birbirimizin ruhunu olumlu yönde etkiledi.  

Geçtiğimiz süreçte bir bildiri yayınladınız. Bu bildiride üniversiteden bazı talepleriniz var . Konuyu açar mısınız ?

Öncelikli olarak şu anlık talebimiz özür dilenmesidir. Bu talep yerine getirildikten sonraysa üniversitedeki toplulukların aylarca çalıştıkları oyunları bir kereden fazla sahneleme hakları olması gerektiğini , tiyatrolar hakkında eğitim seminerleri ve ödenek oluşturulması gerektiğini aksinin öğrencilerin emeklerine hakaret olduğunu söylemek istiyoruz. Tabii ki sansürdeki inisiyatifi de bize bırakmaları gerektiğini düşünüyoruz. Bunun dışında tiyatro haricindeki topluluklar içinde benzer taleplerimiz olmak zorunda. Aksi halde geleceğimiz hakkını arayamayan ve sanatı tadamamış insanlardan oluşacak.