Merak etmeyin, enflasyonun yarısı giyim ve gıdadan!

Kur fırladığında milli seferberliğe çağırılan, geleceğe güvenmediği için dişinden tırnağından biriktirip yastık altında tuttuğu 3-5 altını, belki birkaç yüz doları bozdurması beklenen milyonlarca insan.  Yani emeği, alın teri, ücretinden kesilip tıkır tıkır ödemek zorunda olduğu vergileriyle soyulup, yağmalanıp “Man Adası” bankalarına gömülenen bizler...



04-12-2017 12:36

Kaan Yetkin

Kasım 2017'de yıllık enflasyon %13'e yükselmiş ve bu 2004'ten beri karşılaştırılabilir olarak takip edebildiğimiz enflasyonun en az 13 yılın en yüksek seviyesinde olması demek. 

Aynı veri setine göre yıl ortasından bu yana ortalama kazancımızın %5 erimiş durumda olduğunu hesaplayabiliyoruz. 

İktidardakilerin "dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri" olmakla övünen Türkiye'de halkın satınalma gücünün nerelere gittiğini özetlemek için, okuyucunun affına sığınarak birkaç sıkıcı rakam vermemiz gerekecek.

Enflasyonu incelerken en çok hangi harcama gruplarının fiyat artışlarında etkili olduğunu bilmek önemlidir. Hem hangi alanlarda politika üretilmesi gerektiğini görebilmek, hem de kimin daha fazla kazandığını/kaybettiğini ölçebilmek için.. Örneğin yoksul halk sınıflarında gıda harcamalarının payı yüksekken, varlıklı kesimlerde lüks tüketim ağırlığının daha yüksek olduğu lokanta ve oteller, eğlence ve kültür gibi kalemlerin payı nispeten yüksek olması beklenir.

Kısaca bakalım. Ortalama hanehalkının toplam harcamalarındaki payı %22 olarak baz alınan "gıda ve alkolsüz içecekler" kaleminin aylık enflasyona katkısı Kasım 2016'da -0,14 puan olurken Kasım 2017'de bu katkı +0,46 puan olarak gerçekleşmiş. 

Bu şu demek, geçen yılın aynı ayında gıda fiyatları enflasyonu düşürücü rol oynarken bu yılın Kasım'ında belirgin şekilde enflasyonu yükseltici rol oynamış. Üstelik enflasyonun yüzde 30'u gıda ve içeceklerden kaynaklanmış. 

Et, arpa, saman ithal ederek enflasyonun belini kırmanın ne kadar iyi bir fikir olduğunu da herhalde böylece görmüş oluyoruz. 

Kasım'da ortalama hem dolar hem de Euro kurları 1 ay içerisinde yaklaşık %6 yükselirken hem tüketiciye yansıyan gıda fiyatını daha da şişirmiş, hem de yerli üreticiye bir tekme daha vurarak gelecekteki gıda arzını baltalamış ve uzun vadeli fiyat baskısını arttırmış oldular.

Devam edelim: Kasım'da gıda, giyim, ulaştırma ve konut harcaması kalemlerinin aylık enflasyona toplam etkisi 1,26 puan olmuş. Yani aylık %1,49 olan enflasyonun %85'i gıda, giyim ve ulaştırmadan kaynaklanmış.

Asıl dikkat çekmek istediğimiz noktaya geliyoruz: Hükümet temsilcileri enflasyonun esas gıda, giyim ve ulaştırma kaynaklı olduğunu söylerken bunu bizleri rahatlatmak ve enflasyondaki artışın geçici olduğuna ikna etmek için yapıyorlar. 

Yani merak etmeyin, ortada genele yayılan bir artış yok, bu kalemlerde enflasyonu bir engellesek aslında sorun kalmayacak.

İzninizle tekrar edeyim ve bir kez daha gözünüzün önüne getirin: Gıda, giyim ve ulaştırma harcamaları. 

Yeme, içme, giyinme, işten eve, evden işe gitme...

Bu bahsettiklerimiz halkın en temel ihtiyaçları değilse nedir? "Merak etmeyin, enflasyon aslında sadece bunlarda arttı" diyerek halka, yoksullara ne kadar yabancılaştıklarını daha iyi nasıl ifade edebilirler?

Enflasyonun yarısı gıda ve giyim harcamalarının pahalanmasından kaynaklanıyor demek, en yoksullar, ücret gelirlerine en çok bağımlı olanlar en çok yoksullaştı demektir. 

Kur fırladığında milli seferberliğe çağırılan, geleceğe güvenmediği için dişinden tırnağından biriktirip yastık altında tuttuğu 3-5 altını, belki birkaç yüz doları bozdurması beklenen milyonlarca insan. 

Yani emeği, alın teri, ücretinden kesilip tıkır tıkır ödemek zorunda olduğu vergileriyle soyulup, yağmalanıp “Man Adası” bankalarına gömülenen bizler...