Mehmet Aslantuğ'dan Hülya Koçyiğit'e: 'Baskı yok' diyemezsin

Mehmet Aslantuğ, Hülya Koçyiğit'in "Bu ülkede kimse baskı altında değil, bilakis herkes fazla özgür" açıklamalarına ilişkin, "Sistemi eleştirdiğin bir oyun yasaklanıyorsa, baskı yok diyemezsin" dedi.



11-03-2018 11:28

Mehmet Aslantuğ, Hülya Avşar'ın "Kadın evde oturmalı dışarısı erkeğin içerisi kadının olmalı" ve  Hülya Koçyiğit'in "Bu ülkede kimse baskı altında değil, bilakis herkes fazla özgür" açıklamalarına ilişkin Hürriyet'ten Hakan Gence'ye konuştu.

Aslantuğ, Hülya Avşar'ın toplumsal alanda kadını sınırlayan düşünceleri karşısında verdiği “Hiçbir kadın geleceğini bir adamın vicdanına, aşkına, günün sonunda aklının karışmasına bırakmamalıdır” yanıtına ilişkin "O çok matah bir ifade değil. Daha iyisini kurmaya çalışayım! Hayat ihtiyaç duydukça başını güçlü bir erkeğin omzuna yaslayan bir kadın olmakla; güçlü bir kadının omzuna yaslayan erkek olmak arasındaki farka göre kurulamaz. Buna göre dizayn edilen toplumların varacağı bir yer yok. Kumdan kaleler gibi, yıkılırlar!" diye konuştu.

Aslantuğ, "Hülya Koçyiğit'in bir röportajında 'Baskı yok. Aksine herkes çok özgür' dedi. Katılıyor musunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Katılmıyorum! Mesela sistemi eleştirdiğin bir oyun yasaklanıyorsa, baskı yok diyemezsin. Elbet birilerinin de sistemi, düzeni eleştirme özgürlüğü olacak. Olağanüstü Hal’in bir yönetim biçimine dönüşmesine sesi çıkacak. Dün eleştirirken doğru da, şimdi mi yanlış."

Aslantuğ'un röportajından ilgili kısımlar şöyle:

-Kişisel fikrim şu; sanatçının söylemlerinde politik duruş olabilir. Bunun kriterleri bellidir. Kamu yararı üzerinden konuşur. Siyasi partilerle, liderleriyle ya da üretilen siyasete dolaylı da olsa kefil olmak bana göre değil.

-Sanat doğası gereği muhaliftir. Muhalif partili değildir, muhaliftir! Tüm iktidarların olası sapmalarına, yanlışlarına bir taraftar gibi kayıtsız, sessiz kalamaz! Bu nedenle bu türden çabaları yönetim erki tarafından bastırılmaya, sindirilmeye çalışılır. Dolaylı ya da dolaysız. Ancak sanatın, incelikli tavrını terk edip hareket etmesi de doğru değil. 

-Bilim ve aydınlanma referans alınmazsa, dünyevi olan hiçbir mecrada ayağa kalkmak mümkün değildir. Tarih bize göstermiştir ki, ne denli altın çağlar yaşamış olsak da, her yüzyılın kendi ihtiyaçlarına cevap verecek aklı ve planlamayı yapmayınca çözülmüşüz! Bu da başkalarının çıkarına çalışır şüphesiz.

-Öteki yaratmayan, insan hak ve özgürlüklerine karşı olmayan nesiller umut ediyorum. Ülkesiyle aidiyet buhranı yaşamayan; bölünmeyi düşlemeyen, istemeyen; etnik, mezhepsel, kültürel farklılıkları, kimlikleri, yurttaşlık bilinci ve çağdaş, eğitimli insan seviyesiyle sarıp sarmalamaya inanan nesiller... 
Çok mu?