Mahsun Mızrak davasında takipsizlik kararı kaldırıldı

Diyarbakır’da 2006 yılında çıkan olaylarda 14 yaşındaki Mahsun Mızrak’ın ölümüne yol açan ve davanın en önemli delili olan gaz fişeğinin adli emanette kaybolmasına ilişkin verilen takipsizlik kararı kaldırıldı.



26-10-2017 11:01

Diyarbakır’da 28 Mart 2006’da çıkan olaylarda 14 yaşındaki Mahsun Mızrak’ın ölümüne yol açan ve davanın en önemli delili olan gaz fişeğinin adli emanette değiştirilerek yerine av tüfeği fişeği konulmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada verilen takipsizlik kararı kaldırılarak, soruşturmanın genişletilmesine kararı verildi.

Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre; 14 yaşındaki Mahsun Mızrak ve 8 yaşındaki Enes Ata'nın katledilmesiyle ilgili 3 polisin yargılandığı Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada avukatların talebi üzerine; Mızrak'ın kafatasından çıkarılan gaz fişeği, hangi silahtan çıktığının tespiti için 2012 yılında Jandarma Kriminal Laboratuvarı’na gönderilmişti. Yapılan incelemede gaz fişeğinin adli emanette değiştirilerek yerine av tüfeği fişeği konulduğu tespit edildi. Bunun üzerine mahkeme, olayda sorumluluğu bulunan adli emanette görevli kamu görevlileri hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

SAVCI, ‘ZAMAN AŞIMI’ NEDENİYLE TAKİPSİZLİK KARARI VERMİŞTİ!
 
Savcılık, gaz fişeğinin değiştirilmesi ile ilgili adli emanette görevli memurlar hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan başlattığı soruşturmayı ancak 2017 yılında sonuçlandırarak “takipsizlik” kararı verdi. Kararda, gaz fişeklerinin kasten değiştirildiğine veya alındığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu ileri sürülerek, takipsizlik kararı verilmişti. Karara karşı Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz eden Mızrak'ın avukatı Barış Yavuz, soruşturmanın eksik ve yeterli yürütülmediğini belirterek, kararın kaldırılarak soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu.

EKSİK SORUŞTURMA YÜRÜTÜLDÜ
 
İtirazı değerlendiren Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliği Eylül 2017’de verdiği kararda, gaz fişeğinin adli emanette kaybolması ile ilgili yürütülen soruşturmanın eksik ve yetersiz yürütüldüğüne hükmetti. Takipsizlik kararının kaldırılarak soruşturmanın genişletilmesi için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen kararda şöyle denildi:

“Soruşturma safahatının (başlangıç, birleştirme, ayırma hususlarının) belirtilerek; şüphelilerin ismen tespitinin araştırılması ve ifadelerinin alınması, soruşturma konusunun, adli emanette alındığı tarih ve kaybolduğu tarihin araştırılması. TCK 66’nın, TCK 67 ile birlikte değerlendirilmesi gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiği anlaşılmakla istenilen hususların yerine getirildikten sonra kovuşturmanın başlatılıp başlatılmaması hususunun yeniden değerlendirilmesi için soruşturmanın 5271 sayılı CMK 173 maddesi gereğince genişletilmesine. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yukarıda belirtilen soruşturmanın genişletilmesinin gereği yerine getirildikten sonra, soruşturmadaki delil durumuna göre 5271 sayılı CMK 160, 170 ve 173/3 uyarınca hukuki durumun yeniden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca değerlendirilmesine. Kararın gereği için soruşturma dosyasının Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine.” 
 
‘GAZ FİŞEĞİ KAYBOLMASAYDI FAİL TESPİT EDİLİRDİ’
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gaz fişeğinin kaybedilmesiyle ilgili esaslı bir soruşturma yapmadan takipsizlik kararını verdiğinin Sulh Ceza Hâkimliğince tespit edildiğini belirten avukat Yavuz, savcılığın bu karara itiraz hakkı olmadığını, takipsizlik verdiği soruşturmayı genişletmek zorunda olduğunu söyledi.

Yavuz, takipsizlik kararında hiç kimsenin şüpheli olarak gösterilmediğini, gaz fişeğinin hangi tarihte kaybolduğuna dair tespit yapmaksızın dosyanın zaman aşımına uğratıldığını belirterek,  “Bunun amacı dosyayı bir an önce ortadan kaldırmaktı. Ata ve Mızrak davasının görüldüğü Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi, delillerin adli emanette kaybedilmesine ilişkin verilen takipsizlik kararlarının kesinleşip kesinleşmediğini bekliyordu. Mahsun Mızrak açısından dosya kesinleşmedi. Kesinleşmeyince mahkeme, mecburen bu soruşturmanın sonucunu bekleyecek. Bu bekleme hali, mahkemedeki yargılamanın maalesef bir arpa boyu yol alınmaksızın bu soruşturmanın sonucunu bekleme olacaktır” diye konuştu.
 
Yavuz, davanın en önemli delilinin adli emanette kaybolmaması durumunda Mızrak’ın ölümüne neden olan gaz fişeğinin hangi silahtan ve kimin tarafından atıldığının kesin olarak tespit edilebilecek olduğunu vurguladı.
 
Soruşturmanın derinleştirilmesi gibi bir dizi talepte bulunacaklarını dile getiren Yavuz, “Bu delillerin kaybedilmesindeki yarar kime aittir, bundan yarar kimse muhtemelen bu olayın failleri de onlardır. Ya da bunun emrini verenlerdir. Bunun araştırılması gerekecektir. Bunun sonucunda kaybolan delilleri de bulacağız” dedi.