Kriz mi, kültür mü?

Ekonomik Kriz Kültürleri, 2008 krizinden sonra Manuel Castells, João Caraça ve Gustavo Cardoso tarafından başlatılan ve Kaluts Gülbenkyan Vakfı tarafından desteklenen geniş kapsamlı Aftermath projesinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış. 2009 yılında Lizbon’da bir araya gelen tanınmış akademisyenler yaşanan krizi, krizin toplumsal etkilerini ve kültürel boyutlarını farklı disiplinlerin ışığında ele alıyor



26-03-2017 10:06
Cansu Karagül

Bu krizde, kimileri geçmişe gitmeyi denerken, kimileri de geleceğin ne olabileceğini keşfetmeye çalışıyor. İşe yaramayan ne varsa, bu herkes için geçerlidir. Bundan dolayıdır ki artık ‘Sonrası’ dönemidir.” – Manuel Castells

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın Ekonomi Dizisi’nden çıkan Ekonomik Kriz Kültürleri, 2000’li yılların başından itibaren ülkelerin geçirdiği ekonomik ve toplumsal değişim ve dönüşüme ışık tutuyor. Özellikle de 2008’den bu yana küresel kapitalizmin yaşadığı çok boyutlu ve yapısal krizin daha önceki krizlerden farklılaşan yönlerine odaklanan kitapta sosyoloji, siyasal ve ekonomik disiplinlerden pek çok yazar ve akademisyen bu krizin kendine münhasır yönlerini disiplinler arası bir yaklaşımla ele alarak irdeliyor.

Ekonomik Kriz Kültürleri, 2008 krizinden sonra Manuel Castells, João Caraça ve Gustavo Cardoso tarafından başlatılan ve Kaluts Gülbenkyan Vakfı tarafından desteklenen geniş kapsamlı Aftermath projesinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış. 2009 yılında Lizbon’da bir araya gelen tanınmış akademisyenler yaşanan krizi, krizin toplumsal etkilerini ve kültürel boyutlarını farklı disiplinlerin ışığında ele alıyor. Bu çok boyutlu krizi her yönüyle anlamak için tek başına ekonomik kuramların veya siyasal bilimlerin yeterince farklı pencere sunmakta yetersiz kaldığı; krizin üzerinde yükseldiği toplumsal yapı ve kültürel değişimin itici gücünün ancak disiplinler arası sosyolojik bir yaklaşımla analiz edilebileceği düşüncesi bu kitabın ortaya çıkış sebebi.

Son yıllarda bu alanda ortaya konan en kapsamlı çalışmalardan biri olan Ekonomik Kriz Kültürleri, adından da anlaşılabileceği gibi ekonomiyi bir kültür olarak kabul ediyor. Kitapta yer alan çok kültürlü analizlerin ortak fikri ekonominin üretim, tüketim, mal ve hizmetlerin değişimine içkin kültürel pratiklerden oluştuğu yönünde. Kültürün ekonomiyi şekillendirdiği varsayımından yola çıkan bilim insanlarının önümüzdeki döneme dair kehanetleriyse, krizin var olan değerleri aşındırırken yeni kültürel değerlere ihtiyaç yaratacağı ve insanlığın ortak kaderini toplumsal pratiğe hâkim olacak bu kültürün belirleyeceği.

Ya toplumsal bir çözülme ve şiddetli bir çatışma sürecine gireceğiz ya da insan örgütlenmesinin üstün bir biçimi olarak hayatın kullanım değerine dayalı yeni kültürlerin yükselişine tanıklık edeceğiz.”

Castells, Caraça ve Cardoso tarafından kaleme alınan giriş yazısında yazarlar 2008 krizini hazırlayan ekonomik, siyasal ve toplumsal şartlardan bahsediyor. Küresel enformasyonel kapitalizmin ve ekonomi ve kültür arasındaki ilişkinin de ele alındığı bu bölümde ABD ve Kuzey Avrupa’da krizin ortaya çıkışı ve izlediği seyirler karşılaştırıyor. Son yıllarda dünyada gözlemlenen ve hâkim olan toplumsal protestolar, siyasal arenadaki popülist hareketler, savunmacı bireycilik kültürü, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, hükümetler ve yurttaşlar arasında tırmanan gerilim ve korku kültürünün nedenleri de yine bu kriz kültüründe yatıyor. Yazarlara göre tüm bu eğilimler, ekonomik krizin siyasal meşruiyet krizin derinleşmesi ve nihayetinde toplumun bütününde oluşan istikrarsızlığın sonucunda ortaya çıkıyor.

Ortaya konulan bir başka nokta ise krizin “tüketici olarak insan”i yönü. Krizin yol açtığı hasat döneminde istediği kadar tüketemeyen insanların başka bir şeyde tatmin bulmalarının elzemliğinden bahseden yazarlar, insanların, değerlerini değiştiremedikleri, yani yeni bir ekonomik kültür üretemedikleri sürece başka bir şeyden tatmin olamayacaklarını öne sürüyor. Bu yeni ekonomi kültürünün ise, “farklı bir hayat tarzı arayışındaki kültürel öncüler ile artık kendilerinden başka bir şeyi tüketme fırsatına sahip olmayan yönsüz eski tüketici kitlelerinin, iptal edilmiş kredi kartlarından başka kaybedecek bir şeyi olmayan insanların tarihsel birleşmesi sonucu doğabileceğini belirtiyorlar.

Kitap temel olarak beş bölüm ayrılıyor. İlk bölümde tarihsel olarak kriz ve kriz sonrası kavramlarının moderniteye denk düşen izdüşümünü ve krizin tarih sahnesindeki neden ve sonuçlarını epistemolojik olarak ele alan makaleler yer alıyor. İkinci bölümdeki makalelerin temel argümanı, krizin çok boyutlu olduğu, dolayısıyla da disiplinler üstü bir bakış açısıyla anlaşılabileceği. Bu bölümdeki diğer makaleler ise krizin evrilen niteliği ve dönüştürücü dinamiklerine eğilerek krizin herkes için mi ya da kimler için fırsat olduğunu sorguluyor. Üçüncü bölümün savunusu, ekonomik mübadelenin kültürel anlamlarla örgütlendiği, dolayısıyla da krizi anlamaya çalışırken bakılması gereken alanlardan birinin de ekonomik bir pratik olarak reklamlar ve küreselleşen medya olduğu. Dördüncü bölüm, 2008 krizine yol açan kültürel ve toplumsal davranış örüntülerine ve kriz sonrası oluşan farklı kültürlerin toplumsal üretkenliğine eğiliyor. Bu bölümdeki makalelerde ağ toplumları, yeni ağ aktörleri, alternatif ekonomi pratikleri ve risk toplumu gibi kavramlar öne çıkıyor. Son bölümdeyse Çin ve Latin Amerika örnekleri üzerinden küresel dünyadaki krizin küresel olmayan boyutlarına dikkat çekiliyor.

Kitaptaki makalelerde çok spesifik olarak küresel kapitalizm ele alındığından dolayı başvurulan araştırmalar, tablo ve şekiller oldukça detaylı ve bilimsel. Dolayısıyla bu tür çalışmalara aşina olmayan, sosyal ve siyasal disiplinlerden gelmeyen biri için kitabın dilinin biraz ağır olduğunu belirtmekte fayda var. Ancak elbette tüm makaleler aynı zorlukta değil. Kalemi daha güncel olan yazarlar ve daha kolay okunabilen makaleler de var. Özellikle de, “Krizi Markalaştırmak” ve “Kriz Dalgalarını Aşmak: Aidiyet Kültürleri ve Ağlara Dayalı Toplumsal Değişim” başlıklı makalelerin kitabın en ilgi çekici yazılarından olduğunu söylenebilir. 2008’den beri küreselleşen dünyadaki kırılımları anlamak isteyenlerin kitaplığında yer alması gereken arşivlik bir çalışma olduğunu not düşelim. Yazarların kehanetlerinin tutup tutmayacağını ise zaman gösterecek.


KÜNYE: Sonrası - Ekonomik Kriz Kültürleri, Manuel Castells - Joao Caraça - Gustavo Cardoso, Çeviri Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017, 343 sayfa.