Kotlar beyazlıyor hayatlar kararıyor

 Silikozisin önlenebilmesi için işyerlerinin etkin denetiminin sağlanması, kayıt dışı çalışan kurumların tespiti, sigortasız çalıştırılan işçilerin tespiti, iş sağlığı ve güvenliği ilkelerini ihlal eden fabrikalarda üretimin durdurulması, çalışılan ortamın havalandırılması, ortam toz ölçümünün periyodik olarak yapılması, kumlama yapılan silika yerine başka alternatiflerin kullanılması ve işçilerin mutlaka maskeli çalışması gerekli.



30-11-2017 11:20

Süreyya Yılmaz

Geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Serdal Dündar’la birlikte Bingöl’de tam olarak 65 işçi silikozis hastalığından dolayı hayatını kaybetti. Yine Bingöl’ün Karlıova ilçesinde ise son 13 yılda 16 silikozis vakası ölümle sonuçlandı, 5’i ağır 110 silikozis hastası ise halen yaşam mücadelesi veriyor.

 İşsizlikten, savaştan, yoksulluktan kaçıp İstanbul’a kot pantolon taşlama işi için gelen onlarca işçi silikozis hastalığına yakalanıp, hayatını kaybetti, kaybediyor…

2000’li yıllarda aylığı 800 TL’ye, haftada 7 gün, günde en az 12 saat, merdiven altı atölyelerde kayıtdışı ve sigortasız çalışan bu işçilerin ölümüne sebep olan silikozis nedir peki?

  Kot kumlama: kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünüm verilmesi için, kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında solunan tozlar havada asılı kalarak akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor. 

 Silikozis: Silika tozlarının bir süre solunması sonucu akciğerlerde kalıcı ve ilerleyebilen hasara yol açan bir meslek hastalığıdır.* Silikozis oluşması, solunan havadaki toz oranıyla ve maruz kalındığı süreyle doğrudan bağlantılıdır. İşçilerin maruz kaldıkları havadaki kristal silika oranına, maruz kalma şekline ve süresine göre üç tip silikozis vardır: 

* Kronik Silikozis: Genellikle aşırı temastan, 10 yıl sonra ortaya çıkar.

 * Hızlanmış Silikozis: Yüksek temas sonucu oluşur ve 5-10 yılda gelişir. 

* Akut Silikozis: En yüksek derecede maruz kalınan ve birkaç haftadan 5 yıla kadar süre içinde semptomları görülen tiptir.

 Özellikle Avrupa’da silikozis yeni bir hastalık değil, esas olarak madenlerde, dökümhanelerde, tünel ve yol yapımı işlerinde, seramik vb işkollarında çalışan işçilerin silika tozuna (granit taş-kum tozu) maruz kalmasıyla ortaya çıkabiliyor. Ancak, kot taşlamacılığına bağlı silikozis, dünyada ilk kez 2005 yılında Türkiye’de görülmüştür.

 Bugün merdiven altı olarak tanımlanan birçok işyerinde kot taşlama yapılıyor. Normal fabrikalara (atölyelere) göre havalandırmasının çok iyi olması gereken bu fabrikalarda, patron kaliteli üretim sağlamak için havalandırmaları kapatabiliyor, hatta birçok merdiven altı atölyede kum tozlarının uçmaması ve ürüne iyi işlemesi için sıkı sıkıya kapalı pencereli odalar bu iş için kullanılıyor. İşçiler kapalı ortamda mesaileri boyunca yoğun kirliliğe maruz bırakılıyor.

  İstanbul’da üç büyük hastanede (İ.Ü Tıp Fakültesi, Yedikule Göğüs Hastanesi, Süreyyapaşa Göğüs Hastanesi) bu yıl boyunca hasta servilerine yatış yapan 100’ü aşkın silikozis hastası olduğu biliniyor.. Bu sayı ayaktan tedavi gören hastaları da kapsamıyor üstelik. Sadece İstanbul değil; Sinop, Tokat, Bingöl, Erzurum gibi birçok ilde de aynı hastalıkla mücadele eden onlarca işçi var. Bugün sadece Bingöl’ün Karlıova ilçesinin 300 haneli Taşlıçay Köyü’nde neredeyse her evde bir silikozis hastası var.

 Mart 2010’da Sağlık Bakanlığı bir genelge yayımlayarak, ‘’Püskürtme işleminde kullanılan kum, silis tozu veya silika kristalleri yasaklanmıştır’’** dedi. Kot kumlama işçileri için bu somut kazanımdır. Ancak kayıt dışı şekilde kot kumlama işlemi yapmaya devam eden onlarca atölye- fabrika Çalışma Bakanlığı tarafından ne düzeyde denetlenmektedir ya da denetlenmekte midir sorusu havada asılı. 

 Silikozis hastalarına Özürlüler Yasası çerçevesinde aylık bağlayan yasal düzenleme 25 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe girmişti. Bu yasanın silikozis hastalarına tanıdığı haklardan yararlanmak için koyduğu üç aylık başvuru süresi 24 Mayıs 2011 tarihinde sona erdi. Birçok işçi bakanlığın sessiz sedasız yaptığı bu uygulamadan habersiz başvuru sürelerini kaçırdı. 

 CHP başvuru süresinin uzatılmasını talep edip, sürece itiraz etti. Ancak sonuç alınamadı. Tanısı ve teşhisi aylar hatta yıllar alan bir hastalık söz konusu olduğunda hastalığın yasal güvencesi için 3 aylık başvuru süresi en başta bilimsel olarak kabul edilemez. 

 Onu da geçelim yasal düzenleme aşamasında insan sağlığına ilişkin bir hakkın kullanılmasının süreye tabi tutulması tam olarak hangi hukukun, hangi adaletin, hangi vicdanın kapsamındadır? 

 Çalışma Bakanlığı’nın ‘’tahminlerine’’ göre Türkiye’de yaklaşık olarak 5 ile 10 bin arasında işçi, tekstilde bu alanda çalışmış, silika tozuna maruz kalmış durumda. Görünen o ki tekstil sektöründe dünyada bir numara olacak olan Türkiye için, bakanlıklar-patronlar için silikozise karşı önlem almak, işçilere sosyal güvence sağlamak veya insanca çalışma koşullarını oluşturmak yeterince önem arz etmiyor.

 Silikozisin kesin tedavisi yok, bu sebeple başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde silikanın manuel kullanımı yasaklanmış durumda.

 Silikozisin önlenebilmesi için işyerlerinin etkin denetiminin sağlanması, kayıt dışı çalışan kurumların tespiti, sigortasız çalıştırılan işçilerin tespiti, iş sağlığı ve güvenliği ilkelerini ihlal eden fabrikalarda üretimin durdurulması, çalışılan ortamın havalandırılması, ortam toz ölçümünün periyodik olarak yapılması, kumlama yapılan silika yerine başka alternatiflerin kullanılması ve işçilerin mutlaka maskeli çalışması gerekli.

 Birçok silikozis hastasının bugün dava açacak maddi güç bir yana tedavisini devam ettirecek mali kaynağı bile yaratamıyor olması sorunun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

 Silikozis olup sendikalı olan işçi ise yok denecek düzeyde. ISIG Meclisi’nin verilerine göre en çok iş cinayeti yaşanan alanlar işçilerin en örgütsüz olduğu alanlar. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin ise % 98’i sendikasız!***

 Bu tablo tesadüf değil.

 Bu yazı vesilesiyle okuyucuya çağrımız şudur: Emeğin örgütlülüğü için Birleşik Emek Hareketi kuruluyor. İlk toplantısını 17 Aralık Pazar günü saat: 13’te Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapacak olan girişim, işçileri emeğini sömürenlere karşı sınıf dayanışması ve örgütlü mücadeleye davet ediyor. 

Kaynakça: 

* http://kotiscileri.org/

** Radikal.com.tr/turkiye/40_iscinin_olmesine_neden_olan_kot_taslama_yasaklandi-986319

***www.guvenlicalisma.org