Kör atların yelesine tutunmak

Science Fiction & Fantasy Translation 2013'ün son elemesine kalan ve Dublin Impac Awards 2014 listesine giren Avdić'in ilk romanı "Yedi Korku"; öykü içinde öykü barındıran bir anlatı olmasının yanı sıra son notlara, ilave bilgilere, bunların yansımaları olarak görülebilecek okura sunulan tavsiyelere de sahip. Bu notlarda bir de Nazım'ın bir dizesi geçiyor ki insan mest oluyor.



28-05-2017 00:51
Öznur Özkaya

Bu yazıyı yazıp yazmama hususunda çok kararsız kaldım aslında, çünkü insan kendi çevirdiği / yazdığı şey üzerine daha ne diye kalem oynatır ki diye düşünürüm genelde. Ancak çevirisini yaptığım ve geçen hafta yayınlanan Selvedin Avdić’in "Yedi Korku" adlı romanı benim için gerçekten içeriğiyle, çeviri ve edisyon süreciyle çok özel, bu sebeple  bu haftaki yazımda bu kitaptan söz etmek istiyorum.

Bazen korkuyu anlatmanın en iyi yolu onu sadece ima etmektir. Avdić’in romanı, sıradan bir gizem veya gerilim hikâyesi değil. Yaşayanlarla ölüler, savaş ve barış, delilik ile aklıselimlik, hayal ve gerçek, inanç ve tanrıtanımazlık, evlilik ile yalnızlık arasında gezinen bir öykü… Bosna Savaşı’ndan sonra ülkenin de bölünmüşlüğünü yansıtan bu dilemmalar dokuz ay üç gün boyunca uyuyup insan arasına karışmayan adsız kahramanın yeniden doğuşunda arka planı donatıyor.

Eşi tarafından terk edildikten sonra uzun süre evine kapanan kahramanın hayatı 1993’te sır olan arkadaşı Aleksa’nın kızı Mirna’nın gelişiyle değişmeye başlıyor. Gerçeküstü öğeler, Slav mitleri, kötülüğü temsil eden Pegasus Kardeşler savaşın geride kalanlara bıraktığı cefayı iliğimize kadar hissettiriyor. Korkunç baş ağrıları, insomniası, savaşla kıyamet gününü, taksi şoförü Ekrem'le ölülerin kayıkçısı Kharoon’u betimlemesi; kahramanın, dahası savaş sonrası ayakta durmaya çalışan insanın paranoid sanrılarını ve yabancılaşmasını açıklayabilmesi için bir araç işlevi görüyor.

Kahramanımız bir yandan kendi hayatını, terk edilmenin acısını anlatırken bir yandan da Aleksa'nın hikâyesi sayesinde bölünmüş bir benliği, bölünmüş bir ülkeyi ve bölünmüş bir yaşamı duyumsatıyor. Pegasus Kardeşlerle ilgili halk hikâyesiyle birlikte roman gitgide tuhaflaşan tekinsiz bir anlatıya dönüşüyor.

Çocukluk dönemlerinde toplum tarafından ötekileştirilmiş, dış görünüşlerinden ötürü hor görülmüş Albin ve Aldin - nam- ı diğer Pegasus Kardeşler - komşuların gazabına uğradıktan bir yıl sonra tekrar ortaya çıkıyor ve o gün kasabanın en bela suçluları doğuyor. Avdić’in yarattığı bu iki karakter, Bulgakov'un 'Usta ve Margarita' adlı kitabının sayfalarından fırlayıp Balkan topraklarında gezintiye çıkan Woland gibidir. Pegasuslar da tıpkı Woland gibi kışkırtıcı ve acımasızdırlar.

Avdić,  kötülükle temasa geçmenin insanın yaşamında ve etik duruşunda nasıl bir leke bıraktığının altını çizerken hikâyeyi savaş sonrası dönemde kurarak her şeyin ilk başta görüldüğü gibi olmayabileceğini de vurguladığından okura yazdığı her cümle için hem gerçek hem de mecaz bir anlam sunuyor.

Science Fiction & Fantasy Translation 2013'ün son elemesine kalan ve Dublin Impac Awards 2014 listesine giren Avdić'in ilk romanı "Yedi Korku"; öykü içinde öykü barındıran bir anlatı olmasının yanı sıra son notlara, ilave bilgilere, bunların yansımaları olarak görülebilecek okura sunulan tavsiyelere de sahip. Bu notlarda bir de Nazım'ın bir dizesi geçiyor ki insan mest oluyor.

Romanın biraz karışık, anakronik olduğu düşünülebilir, lakin kitapta da söylendiği üzere "Savaş sırasında normal olan ne vardı ki?" Nitekim Balkanların bu nev-i şahsına münhasır yazarının kaleminden dökülenler; salgın hastalık gibi hızla yayılan ve insanları esir alan korkuları, karanlığa ve savaşın tamtamlarına bulaşan histerik körlüğü bize anımsatıp barışın kıymetini vurguluyor.

Söylemeden geçemem: Çeviri ve redaksiyon sürecinde her telefonuma anında yanıt verip usanmadan beni dinleyen editörüm Nil Ormanlı’ya, varlıklarıyla her daim gücüme güç katan eşime ve  kızım Arya’ya, kusursuzu arama telaşımdan ötürü kimi zaman sorularıma maruz kalıp benimle tartışmak durumunda kalan ve hep bir mesaj kadar yakınımda olan çevirmen dostum Can Saday'a, roman üzerine sohbet etme imkânı bulduğum ve yazarla iletişim kurmama yardımcı olan kitabın İngilizce çevirmeni Coral Petkovich’e teşekkürü borç bilirim.

Ben, karanlık dehlizlerde kör atların yelesine tutunup dörtnala koşarak çevirdim bu sıra dışı romanı. Okurunu bulması temennim.

Savaşsız bir dünya yaratmak dileğiyle ve hep dirençle…


Yedi Korku, Selvedin Avdić, Çev: Öznur Özkaya, Dedalus Kitap, Mayıs 2017