Kız kardeşlere iade-i itibar

Terry Eagleton Güç Mitleri: Bronte Kardeşlere Marksist Bir Bakış adlı kitabında Emily – Charlotte – Anne Bronte kardeşleri ve eserlerini ele alıyor, kız kardeşlere Marksist bir bakış açısıyla yaklaşarak eleştirel bir okuma deneyimi sunuyor.



12-03-2017 09:59
Merve Akıncı Almaz

Şubat ayında Can Yayınları etiketiyle yayımlanan Güç Mitleri – Bronte Kardeşlere Marksist Bir Bakış, Marksist geleneğin önemli temsilcilerinden eleştirmen Terry Eagleton’ın Bronte Kardeşler’i ele aldığı bir çalışması. Eagleton’ın daha önce kaleme aldığı bir makalenin kitaba dönüşmesinden otuz yıl sonra, eksikleri fark edilip kabullenilerek ve telafisi yapılarak hazırlanmış bir kitap. Kız kardeşlerin eserleri üzerinden onların yaşadığı dönemin toplumsal ve siyasi çıkarımının yapılabileceğini anlatan Eagleton, daha önceki çalışmasında Bronte’lere hak ettiği değeri veremediğini; onları etnik köken, ırk, toplumsal cinsiyet gibi konularla tam anlamıyla ele alamadığını itiraf ediyor.

'KADIN'IN KENDİNİ KANITLAMA ÇABASI

Eagleton’ın kitabında hangi noktalara değinip ne gibi çıkarımlar yaptığından bahsetmeden önce, Bronte’lerin yaşantısına biraz eğilmek gerekiyor. Zira kız kardeşlere, tam da Eagleton’ın –ilk başlarda- çok da yer vermediği toplumsal cinsiyet üzerinden “kadın” ve “kadın yazar” olarak değinmek önemli.

Küçük yaşta annesini kaybeden kız kardeşler, babaları ve halalarıyla, aslında çok da hayal ettikleri gibi olmayan bir dünyada yaşamaya başlarlar. Hala Elizabeth Branwell tarafından katı bir zihniyetle çevrelenmiş, metodist dinin kurallarına uyma zorunluluğu ile sınırlandırılarak yalnızca erdemin ve erdemli olmanın düstur edinildiği bir dünya. Başta, kendini ve varlığını bildi bileli kabına sığamayan Emily Bronte için kabul edilemez bir yerdir burası. Kendilerinden yalnızca itaat beklenen bir zindan gibidir neredeyse.

Öte yandan, yalnızca halaya ya da aileye karşı verilen bir mücadele değildir bu. Dünyada, içinde bulunmak için can attıkları edebiyat camiasında da kendilerini kanıtlama, bir birey olarak varlıklarını gösterme, kabul ettirme çabası söz konusudur. Öyle ki, ilk eserleri yayımlanırken, kabul görebilmek adına, erkek mahlaslarıyla çıkarlar ortaya. Daha sonra anlaşılacaktır kız kardeşlerin varlığı. Lydie Salvayre’nin Yedi Kadın[1] kitabında bu durum şöyle aktarılır hatta: “İnanılmazdır ama editörler olumlu yanıt verir. Israrlı duaları gerçekleşir. Ve Poems (Şiirler) isimli kitapları Currer, Ellis ve Acton Bell erkek mahlasları ile Mayıs 1846’da yayımlanır. Üç kız da anlamsız, hayatta yalnızca iki üç kere tadılacak türden bir sevince kapılır. Bu sevinci içinde tutmaları gerekir çünkü bu Haworth’ta bir sır olarak kalmalıdır. Bu içe atma hali tatlı tatlı yorar onları. İşaretlerle konuşmalar, anlamlı küçük gülüşmeler, muzip bakışmalar, haberi olmayanların fark etmediği neşeli bir boyun eğme, Branwell ve babalarının hiçbir zaman girmediği mutfakta fısıldaşmalar. Kendilerine izin verdikleri tek sevinç gösterileri bunlar olur. Ama içlerinde bu, Anmerika’nın keşfi gibidir” (s. 34-35).

            KIZ KARDEŞLERİN İZİNDE

Böylesi zor zamanlar yaşayan ve hayatları hem kendilerini hem de yazarlıklarını kanıtlama çabasıyla geçen kız kardeşler, Eagleton’a başka bir yerden ilham verir. Tarihsel, iktisadi ya da kültürel değişimin izi sürülebilir mi Bronte’lerin izinde? Edebiyat bu gibi kaygıları gütmeli midir yoksa tamamen bağımsız, kendi özerkliğiyle var olmaya devam eden bir alan mıdır?

Eagleton, kitapta tam da bu soruların peşine düşüyor. Bronte kardeşlerin yaşantısından eserlerine kadar pek çok konuyu göz önünde bulunduruyor, kız kardeşlerin izinde bir çıkarıma varmaya çalışıyor. Çalışmaya başladığı ilk zamanlarda bile Bronte’lerin yapıtlarında kendini gösteren bir ortam ve dönem tasviri bulan Eagleton, bu kez daha derinleştirerek; bu kez toplumsal cinsiyet, etnik köken ve ırk gibi kavramları da gözeterek anlatıyor. Bir nevi, kız kardeşlere iade-i itibar yaparak onları doğru pencereden doğru bir şekilde değerlendiriyor.

Marksist gelenekten gelen eleştirmen, kız kardeşlerin eserlerine Marksist bir bakış açısıyla yaklaşıyor: Jane Eyre’dan Uğultulu Tepeler’e, Shirley’den Agnes Grey’e kadar pek çok eserlerini bu bağlamda irdeliyor. Güç Mitleri, hem kız kardeşleri ve yaşadıkları ortam ve dönemleri anlamak hem de Eagleton’ın Marksist kuramı pratiğe dönüştürürken neleri dikkate aldığını deneyimlemek adına okunması gereken bir kitap. Üstelik, kız kardeşlerin mücadelesine tanık olurken yalnız olmadığınıza, kadının gücüne ve umudun hâlâ var olduğuna dair inancınızı diri tutmak da cabası.


KÜNYE: Güç Mitleri: Bronte Kardeşlere Marksist Bir Bakış, Terry Eagleton, Çeviri: Alev K. Bulut, Can Yayınları, Şubat 2017, 184 sayfa

 

[1] Lydie Salvayre, Yedi Kadın, Alakarga Yayınları, İstanbul 2016.