Kitapların büyülü dünyası

Susanna Tamaro'nun kitaplardan kaçan bir çocuğun, Leopoldo'nun öyküsünü bizimle paylaştığı bu sevilen kitabında sorgulamaya açık birden çok tema var: Nesiller arası farklılıklar ve bunlardan doğan iletişimsizlikler; aileyle birlikte yapılan aktivitelerin önemi; kitapların güzelliğini, yararlarını doğru bir şekilde aktarabilmek; önyargıların yanlışlığı ve çocuklar başta olmak üzere çevremizdeki insanların ihtiyaçlarını zamanında ve etkin bir biçimde tespit edebilmek.



04-06-2017 10:15
Hande Yumak

... ''Okuyan insan, her şeyi bilir. Her şeyi bilen insan, her şeye egemen olur.''

Türkçede ilk baskısını 2000 yılında yapan Susanna Tamaro'nun ''Kitaplardan Korkan Çocuk''unun 41. baskısı elimde... Bir çocuk, bir insan neden korkar ki kitaplardan diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi çünkü kitaplar insanın belki de ilk dostudur bana göre. Eğer şanslıysak, okuyan ebeveynlerimiz varsa henüz bebekken tanıştırırlar bizi kitaplarla; sesli kitaplar, hayvan sesleri çıkaran kitaplar, boyama kitapları ve daha neler neler... Bu büyülü dünyayla bir kez tanışmayagörsün kişi, bir daha kolay kolay kopamaz ondan...

Susanna Tamaro'nun kitaplardan kaçan bir çocuğun, Leopoldo'nun öyküsünü bizimle paylaştığı bu sevilen kitabında sorgulamaya açık birden çok tema var: Nesiller arası farklılıklar ve bunlardan doğan iletişimsizlikler; aileyle birlikte yapılan aktivitelerin önemi; kitapların güzelliğini, yararlarını doğru bir şekilde aktarabilmek; önyargıların yanlışlığı ve çocuklar başta olmak üzere çevremizdeki insanların ihtiyaçlarını zamanında ve etkin bir biçimde tespit edebilmek.

Tamaro, yukarıdaki sorunsalları bir çocuk kitabında olması gerektiği gibi basit, heyecanlı ve mizahi bir dille aktarıyor okuyucularına; zaman zaman hüzünleniyor, zaman zaman kahkahalarla gülüyor zaman zaman da öfkeleniyorsunuz.

Doğum gününde beklediği koşu ayakkabılarına kavuşamayan Leopoldo, evden kaçar. Kentli bir çocuk olarak kırlara gitmeye, rüzgârla dans edercesine koşmaya bayılıyordur ancak ailesi şehirde kalmayı tercih ediyordur. Bir de buna kendisine hediye edilen ''parlak kaplı iki kitap'' ilave edilince o da çareyi kaçmakta bulur. Ailesi onu uzun zamandır kitap okuması için zorlamakta, Leopoldo'nun ise ''kara lekelele dolu beyaz kağıtlara bakar bakmaz, sanki atlıkarıncaya binmiş gibi başı dönmeye'' başlamaktadır. Leopoldo'nun bir de notları düşer ve annesi onu doktora götürür: ''Bu, kitap korkusudur.'' Çocuklar, giderek artan bir sıklıkla yakalanmaktadırlar bu hastalığa. Leopoldo'yu  televizyondan, video oyunlarından uzak tutmalarını ve okumaya zorlamalarını salık verir doktor onlara. Bu noktadan sonra ailesi, Leopoldo'ya karşı daha da sert bir tutum sergilemeye başlar; halbuki Leopoldo ne oyun oynar ne de televizyon seyreder zaten. Gram gram kitap okuturlar Leopoldo'ya; böyle giderse yazdan önce kilosuna eşit ağırlıkta kitap okumuş olacak ve iyileşecektir. Bu tedavi yöntemleri ''sözde hasta''yı iyileştirmek şöyle dursun, onun fiziksel ve ruhsal yapısını günden güne bozmaya başlar;  küçük çocuk, okulda uyumaya ve kolayca ağlamaya başlar. Anne ve babası durumun ciddiyetini bir türlü kavrayamazlar. Ve bir gün, Leopoldo ortadan kaybolur.

Nereye gideceğini bilmez durumdayken parkta, yaşlı bir adama rastlar. Adam, anlattıklarına bakılırsa evden kaçmış ve defalarca dünyayı dolaşmıştır; gitmediği yer, atılmadığı macera kalmamıştır. Yemek yedikleri bir lokantada yaşlı adam, Leopoldo'ya bir itirafta bulunur: Onun da bir pişmanlığı vardır, çok sevdiği bir kitap vardır ve gözleri kör olunca onu okumayı bitirememiştir. Leopoldo, kitabı merak eder ve yaşlı adamdan ona bu kitabı anlatmasını rica eder. Anlaşılan kitabın konusu ilgisini çekmiştir; adama bir kitapçıya gidip bu kitabı satın almayı ve kalan bölümleri okumayı teklif eder. Ama o da ne, Leopoldo ağlamak üzeredir zira ''sayfanın içinde müthiş bir karışıklık vardır.'' Yanlarından geçen satıcı sayesinde yaşlı adam, Leopoldo'nun sorununu çözer. İkisi birlikte Leopoldo'nun evine giderler. Adam, küçük çocuğun anne ve babasına onun miyop olduğunu, bu yüzden okuyamadığını ve acilen kendisine bir gözlük almaları gerektiğini söyler.

Leopoldo, gözlüklerine kavuştuktan sonra zamanının büyük bir kısmını okumakla, maceradan maceraya koşmakla ve bunları yaşlı dostuna aktarmakla geçirir. Elbette çok okuyan bir çocuk olarak istediği koşu ayakkabılarına da kavuşur ve temiz havada bol bol spor yapar.

Çok okur, her şeyi bilemez belki ama her şeyi sorgulayan, akıl yürüten, üreten ve sevmeyi bilen biri olur Leopoldo çünkü artık hayatında ''kitaplar'' vardır.

Susanna Tamaro kadar eseri dilimize kazandıran Eren Cendey'e ve resimleriyle metni zenginleştiren Mustafa Delioğlu'na buradan, emekleri için saygılarımızı göndermeyi ihmal etmeyelim.

Keyifli yaz okumaları!


KÜNYE: Kitaplardan Korkan Çocuk, Susanna Tamaro, çev: Eren Cendey, resimleyen: Mustafa Delioğlu, Can Çocuk, 2016, 56 sayfa.