Kıbrıs ve bir jeo-politika deneyimi

Jeo-politika dediğimiz işte böyle bir şey. Ortadoğu’da ve Doğu Akdeniz’de tam bir enerji satrancı oynanıyor. “Rusların güney enerji koridorunu etkisizleştirmek için Katar Suriye Türkiye boru hattını kuralım, Suriye kabul etmezse Suriye’ye saldıralım, buna karşılık Ruslar güney enerji hattını masaya sürünce Ukrayna’da iç savaşı körükleyelim, yüzümüzü Kıbrıs’a çevirip Kıbrıs’a el atalım, İsrail Türkiye boru hattını kuralım o da olmazsa…” diyerek kadim topraklarımızda karmaşa, kaos ve savaşın asla bitmesine izin vermeyen Batı’nın oyunları bitecek gibi görünmüyor.



21-11-2016 02:06
Serhan Kayır

7-11 Kasım tarihleri arasında İsviçre’nin Mont pelerin şehrinde yapılan müzakerelerde KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Anastasiadis Kıbrıs meselesinin çözümü için yeniden bir araya geldiler. Müzakerelere 20-21 Kasımda yeniden toplanmak üzere ara verildi. Arada taraflar ülkelerine dönerek gelinen nokta ile ilgili halkı ve siyasi tarafları bilgilendirip fikir alış verişinden bulundular. Her iki tarafta sık sık çözüm odaklı ve iyi niyetli olduklarını vurguladı. Yine de 40 yılın ardından gelinen bu olumlu noktada bile ne Yunan kamuoyu ne de Türk kamuoyu durumdan memnun görünmüyor.

1974 yılında TSK’nin Barış Harekatı operasyonu ile adanın %37’sini kontrol altına aldığı günden bu yana tam 42 yıl geçti. Kıbrıs’ta Türk ve Rum toplumları arasında görüşmeler 1976 yılından bu yana yürütülüyor. 40 yıldır sonuçlanmayan görüşmelerde müzakere sürecinin tıkandığı dönemlerde oldu fakat bu kez gerçekten sona doğru yaklaşıyoruz. Her ne kadar bugün gelinen olumlu noktadan her iki taraf da memnun değilmiş gibi görünse de garantörlük ve güvenlik dışında kalan pek çok başlıkta sonuca ulaşmak üzereler.

Nihayetinde görüşmeler sona erdiğinde yeni bir Kıbrıs Cumhuriyeti, yeni bir anayasayla kurulacak ve iki toplum yeniden birlikte yaşamaya başladığında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bu kez hem AB hem de ABD son günlerde Kıbrıs sorunun çözümü için çok daha hevesli bir tutum sergiliyorlar ve içindeler. Çözümsüzlüğün ana sebebi kendileri değilmiş gibi Ortadoğu ve Ukrayna’da çok başarılı(!) olan politikalarını belki de Kıbrıs’la taçlandırmak istiyorlar.

Görevinin bitimine sayılı günler kalan Obama müzakerelere verilen 10 günlük arada Yunanistan’a bir ziyarette bulundu. Bu ziyarette Kıbrıs meselesinin çözümü için Yunanistan’a telkinlerde bulundu.

Güney Kıbrıs üzerindeki çözüme yönelik dış baskılar geçmiş dönemlere göre çok daha fazla. Bunun nedeni 2004 yılında yapılan referandumda Güney Kıbrıs’tan çıkan hayır oyları referandum sonrası görüşmelerde onları pek çok kez zora, çözüm istemeyen taraf konumuna düşürdü.

Çözümle ilgili her iki tarafın da farklı kaygıları var. Güney Kıbrıs, Türk ordusunun adadan ayrılmaması ve hala Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde garantör statüsünü koruması onlar için büyük bir tehdit olarak algılanıyor. Rumlar bu durumda adadan Rum göçü yaşanacağını öne sürüyorlar. Türk kesiminin kırmızı çizgisi olan Türk ordusunun varlığı ve Türkiye’nin garantörlüğü ise yeniden eski acıları yaşama korkusundan kaynaklanıyor.  

Gelelim ABD ve AB’nin bu konudaki aceleciliğinin duygusal(!) nedenine…

Kıbrıs’ta 2016 bitmeden çözüm olsun, haydi bilemedin 2017 diye ABD ve AB’nin Kıbrıs’ta işleri hızlandırmaya çalışmasının ardındaki neden nur topu gibi yeni bir boru hattı.  Katar-Suriye-Türkiye boru hattı projesinin Esad’ın ve Suriye halklarının direnişi ile çöpe atılması Batı’nın diğer olası projelerini gün yüzüne çıkardı.

İsrail Türkiye boru hattı ile Türkiye’nin Batı ekseninde kalmasını sağlamak ve Rusya’nın güney enerji rotalarını boşa çıkarmanın tek yolu Kıbrıs sorunun bir an önce çözülmesi böylece Doğu Akdeniz petrolü İsrail Kıbrıs Türkiye üçlüsü üzerinden batıya akabilecek. Burada Batı açısından bir diğer kazanım ise Rusların güney enerji projelerinin etkisini yitirmesi olacak.

Jeo-politika dediğimiz işte böyle bir şey. Ortadoğu’da ve Doğu Akdeniz’de tam bir enerji satrancı oynanıyor. “Rusların güney enerji koridorunu etkisizleştirmek için Katar Suriye Türkiye boru hattını kuralım, Suriye kabul etmezse Suriye’ye saldıralım, buna karşılık Ruslar güney enerji hattını masaya sürünce Ukrayna’da iç savaşı körükleyelim, yüzümüzü Kıbrıs’a çevirip Kıbrıs’a el atalım, İsrail Türkiye boru hattını kuralım o da olmazsa…” diyerek kadim topraklarımızda karmaşa, kaos ve savaşın asla bitmesine izin vermeyen Batı’nın oyunları bitecek gibi görünmüyor