Kaybolmaya yüz tutmuş ninnilerin belgeselini çekti

Dersimli yönetmen Arin İnan Arslan, kaybolmaya yüz tutmuş ninnileri kaynak kişilerden dinleyerek 8 ayrı dilde kayda alıp belgeselini çekti.



15-11-2017 14:45

Dersimli yönetmen Arin İnan Arslan, kaybolmaya yüz tutmuş ninnileri kaynak kişilerden dinleyerek 8 ayrı dilde kayda alıp belgeselini çekti. Arslan, yıllardan bu yana bebekleri uyutmak için söylenen 30 ninniyi Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Lazca, Hemşince, Gürcüce, Arapça ve Ermenice dillerinde kayda aldı.

DHA'dan Ferit Demir'in haberine göre; Türkiye'de unutulan ve yok olma tehlikesi altında olan Anadolu ninnilerini sonraki kuşaklara aktarmak için başlattığı proje kapsamında 4 kişilik ekiple Dersim, Diyarbakır, Hatay, Adana, Artvin, Kars, Sivas, Mersin, Elazığ, Malatya, Trabzon ve Rize'yi gezen Arslan, tuttuğu kayıtları 'Anadolu ninnileri' adı ile belgesele çevirdi.

'KIZIMI UYUTMAK İSTERKEN PROJE AKLIMA GELDİ'

Ninni projesinin hikayesini anlatan yönetmen Arslan, ninni belgeseli fikrinin aklına kızı Solin'i uyutmak istediği esnada geldiğini söyledi:

"4 yaşında olan bir kızım var. Kızım ilk doğduğunda kolit hastalığı nedeniyle sürekli gaz sancısı çekiyordu. Gaz sancısı nedeniyle  sesleri algılamakta zorluk çekiyordu. Kızımı uyutmak için ona ninni söylemek istedim. Ama hafızamda hiç ninni yoktu. Çevreme sordum herkes ya 'Unuttuk' ya da 'bilmiyoruz' dedi. Bu durum beni ninni bulmaya teşvik etti. Bir süre sonra bu konu üzerinde araştırmalar yaptım uzman kişiler ile görüştüm, ninni araştırması yapan hocalarla ile görüştüm ve en sonra da köye gittim anneme sordum.  Dedim ki 'Anne beni uyutmak için ninni söyledin mi hiç' Annem bir ninniyi hatırlıyordu. Anemin ninnisini dineleyerek çalışmaya başladım."

Türkiye'de ninni alanında az kaynak olduğuna dikkat çeken Arslan, Anadolu'da çıktığı ninni yolculuğunu anlattı:

"Ninni konusunda Türkiye'de en önemli kaynak kişi Amil Çelebioğlu'dur. Onun kaynaklarını inceledim ve farklı kaynaklardan araştırmalar yaptım. Bu araştırmalardan sonra karar verdim ekibi kurdum ve Anadolu yollarına düşüp, ninni için kaynak kişileri araştırmaya başladım. Ulaştıklarını kayda aldım. Kayda alırken nininin ortaya çıkış sebeplerini de araştırdım. Özellikle kaynak kişiden dinleyerek kaydettim. Eğer kaynak kişi hayata değilse kızı ya da oğlundan dinledim."

'HER NİNNİNİN BİR HİKAYESİ VAR'

Arslan,  8 aylık çalışma süresince dinlediği ninnilerin birçok yörede ağıta dönüştüğünü ve her ninnin bir hikayesinin olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Biz ninniyi hep annelerin çocuklarını uyutması ya da nenelerin çocuklarını eğlendirmesi için söylenen tipik ninniler sanardık. Ama araştırmamın ilk safhasında fark ettim ki ninniler birçok yörede ağıta dönüşmüş. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde ninni ile ağıt aynı olmuş. Karadeniz'de görüştüğüm kaynak kişiler 'Bizde ağıt yok. Ağıtları gidip Doğu'da öğrendik' dedi. Sivas yöresinde ninni ile ağıt aynı algılanıyor. Yani ninni, tamamen ağıt olmuş. Bizim Dersim yöresinde de aynı, ya kavuşma ya ayrılık, ya erken ölüm, ya yaşanan bir baskı ve şiddet ya da küçük yaşta çocuk kaybetme ya da kavuşmama gibi hallerden ortaya çıkmış ninnilerin tamamı."

'NİNNİLER NEREDEYSE YOK OLDU'

Arslan, "Kulağa işlenen ninni asla unutulmuyor. Ama günümüzde artık anneler çocuklarını uyutunca ninni okumuyor. Her şey değişti. Bu yüzden de ninniler artık neredeyse yok oldu. Sivas'ta görüştüğüm 85 yaşındaki bir baba, 'Annemin bana söylediği o ninni sesi hala kulağımda, hala annem söylüyor, ben dinliyorum ezgisini hiç unutmadım' dedi. 85 yıl boyunca sizi terk etmeyen bir ezgiyi düşünün, duygu dünyanıza olan etkisini düşünün en büyük sıkıntı 80 yıllık 90 yıllık o duyguların o ezgilerin kayda alınmaması tarihe not edilmemesi ve yok olup gitmesidir. Ben de bu yüzden bu çalışmayı çok önemli görüyorum" dedi.

'HEPSİNİN HİKAYESİ ETKİLEYİCİ'

Her ninninin farklı hikayesi olduğunu anlatan Arslan, acı ve ayrılıklar üzerine söylenmiş birçok nininin de olduğunu söyledi: "Ezgisi acılar üzerine kurulmuş, ayrılık, kavuşmamamalar ve ölümler üzerine yazılmış söylenmiş çok etkileyici, ağıta dönüşen ninniler var. Sadece Antakya yöresinde dinlediğin Arapça ninnilerde farklılık var. Arapça ninnilerin ezgisi daha farklı ve ritimlidir ve biraz daha neşeli söyleniyor. O bana çok farklı geldi. Daha farklı bir ezgi söyleme şekli var, Lazca. Ağıt formunda söylenen ninniler dinlediğimiz zaman bizi adeta çiviliyordu. Çok etkileyici oluyor. Artvin'de dinlediğim Lazca ninni çok etkileyici hem ağıt türünde söyleniyordu hem de sözleri çok etkileyiciydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeye destek vermeseydi, böylesi bir çalışmaya yapamazdım, projeyi bakanlığa sunduğum gibi kabul edildi."