Karadağ'da NATO operasyonu

Dış politikayı bir satranç tahtası olarak gören emperyalizm, Balkanları da Ortadoğu gibi piyonların rahatlıkla harcanabileceği bir coğrafya olarak değerlendirir. Yeter ki hükümdarlığı devam etsin, yeter ki satranç tahtası üzerinde alan hâkimiyetini arttırabilsin.



18-05-2017 13:51
Özgür Dirim Özkan

İki hafta önce Makedonya’daki son siyasî durumu değerlendirdiğimiz yazıda da değindiğimiz gibi, Balkan coğrafyasında seçimler hep yeni siyasi krizlere gebe. Karadağ’da da 16 Ekim 2016 seçimlerinden bu yana kriz yaşanıyor. 1990’da Yugoslavya’daki ilk çok partili seçimden bu yana Karadağ’da iktidarda olan DPS (Demokratska Partija Socialista: Sosyalistlerin Demokratik Partisi) oylarındaki düşüşe rağmen bu seçimde de birinci partiydi. Seçimleri, oyların %41’ini alan NATO yanlısı Djukanoviç liderliğindeki DPS kazandı ama 81 sandalyeli parlamentoda 36 sandalyeye sahip olan DPS, tek başına iktidar olmak için yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Makedonya’daki duruma benzer bir şekilde ülkedeki Boşnak, Arnavut ve Hırvat azınlık partileri ile Sosyal Demokrat Parti, Liberal Parti ve FORCA (Yeni Demokratik Güç) gibi küçük partilerin desteğiyle hükumeti kurabildi.

İsmi “sosyalist” olan ama gerek iç politikadaki emek karşıtı uygulamalarıyla, gerekse de NATO güdümündeki dış politikasıyla milliyetçi-işbirlikçi bir siyasi hat izleyen DPS’nin en büyük rakibi ise aralarında  JKP’nin (Jugoslovenska Komunistička Partija Crne Gore: Karadağ Yugoslav Komünist Partisi) de dahil olduğu, ama Sırbistan’la yeniden birleşmek isteyen milliyetçilerin ana çekirdeğini oluşturduğu Demokratik Cephe. Ülkedeki üçüncü büyük parti de iki yıl önce Sosyalist Halk Partisi’nden ayrılan bir grubun kurduğu Demokratik Karadağ (Kısaca Demokrate; Demokratlar olarak biliniyor).

Aralık 2015’te NATO’nun Karadağ’ı emperyalist çete üyeliğine davet etmesinden bu yana %20’nin üzerinde işsizlik oranıyla iktisadî durumu hiç de iyi olmayan ülkede siyaset NATO yanlısı ve karşıtlarının rekabeti üzerinden şekilleniyor. Komşuları Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kosova ve Arnavutluk’un hiçbiriyle ciddi diplomatik sıkıntısı olmayan ve sadece 2000 kişilik bir ordusu bulunan Karadağ’ın NATO üyeliğine bu kadar istekli olması zor anlaşılabilir bir durum. NATO’nun Karadağ’ı davet etmesinin ise makul nedenleri var. Zira Karadağ Balkanlar ve Adriyatik sahasında ciddi bir jeopolitik öneme sahip. Özellikle de Rusya’ya karşı. Nitekim Rusya’nın etkili olduğu Slav-Ortodoks dünyasının da Akdeniz’e açılan tek kapısı Karadağ. 

NATO için Karadağ önemli ama Karadağ için NATO üyeliğinin bir faydasının olmadığı da aşikâr. Bilâkis, NATO üyeliği Karadağ’ın diplomatik ilişkilerini, özellikle de Sırbistan ve Rusya ile diplomatik ilişiklerini olumsuz yönde etkileyecek potansiyele sahip ki, her iki ülke de Karadağ’ın önemli ticari ve siyasi ortaklarından. Birçok uzman Karadağ’ın NATO ve Rusya arasında özellikle de NATO lehine bir seçim yapmasının gereksiz ve üstelik de ülkenin hem diplomatik pozisyonuna hem de özellikle madencilik, enerji ve turizme dayanan iktisadî ilişiklerine zarar vereceği konusunda hemfikir. Öte yandan 1990’dan bu yana ülkeyi yöneten DPS’in artık sona yaklaştığı ve yolsuzluklara bulanmış DPS hükumetinin bekasının NATO desteğiyle mümkün olduğu da konuşuluyor. Nitekim muhalefet sıklıkla DPS hükümetinin devamlılığını sadece NATO değil, AB ve AGİT gibi uluslararası kurumlardan aldığı desteğe ve bu kurumlarla yaptığı işbirliğine borçlu olduğunu söylüyor. 

Yaklaşık 30 yıllık DPS iktidarına karşı muhalefet uzun süre etkisizdi. Fakat 2012 yılında aralarında komünistlerin de bulunduğu Demokratik Cephe kurulunca dengeler biraz değişmeye başladı. Özellikle 2013 yılındaki, 20 bin geçersiz oyun iktidar partisi lehine sayılmış olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçimi kaybetseler de DPS’in Karadağ’daki gücünün yavaş yavaş kırılmaya başlandığının sinyalleri verilmiş oldu. (Yaklaşık 530 bin seçmenin 390 bininin oy kullandığı düşünülürse 20 bin oy tüm geçerli oyların %5’inden fazlası yapıyor ki, son seçimlerdeki Türkiye’de seçim yolsuzluğundaki orandan bile daha fazla.)  

Çok farklı partilerin yer aldığı Demokratik Cephe’yi bir arada tutan iki etkenden birinin DPS’ye karşı muhalefet, diğerinin de NATO karşıtlığı olduğunu söyleyebiliriz. Son dönemde bu ikisi birbirine karışmış durumda. DPS yanlısı olmak zaten NATO yanlısı olmak anlamına da geliyor. Ya da tam tersi: DPS karşıtlığı aynı zamanda NATO karşılığı da demek. Bu kutuplaşmanın altyapısı 2006’da Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılması sırasında oluşmaya başlamıştı. Referandum sonucunda seçmenlerin %55’inin kararı ile Sırbistan’dan ayrılan Karadağ’da on yıl önce Sırbistan’dan ayrılmak isteyen kitlenin büyük kısmı bugün NATO’ya üyeliği destekleyen saflara destek veriyor. Karşı cephe ise yıllar içinde gücünü daha da arttırdı. Karadağ’da Rusya ile yakınlaşmaya daha sıcak bakan, Doğu Avrupa’daki “otoriter güçlü lider/devlet” akımına kendini kaptıran kitle yavaş yavaş büyüyor. Zaten biraz da buna güvenen muhalefet NATO üyeliği kararının referanduma götürülmesinde ısrarcı ama hükumet bu ısrarlara kulağını tıkayıp 28 Nisan’da Karadağ’ın NATO üyeliğini onayladı bile.  

NATO karşıtı “demokratik” muhalefetin ise çok da “saf” olduğu söylenemez. Ciddi aşırı-sağcı unsurları da barındırıyor. Üç ay önce Rusya yanlısı temsili bir paramiliter “Kazak Ordusu”nun kurulduğu Karadağ’da NATO karşıtlığı ile Rusya yanlılığı hemen hemen aynı zemine oturuyor ve Rusya yanlılığının ciddi bir gerici-muhafazakâr zemini var. Bilindiği gibi Kazaklar Bolşevik Devrimi sonrasında karşı devrimci cephenin has adamlarıydı. 

Aralık 2015’te NATO’nun Karadağ’ı davet etmesinden bu kutuplaşma daha da hissedilir olmaya başladı. Balkanlar’daki her türlü siyasi kutuplaşmayı iç savaşa yoran Batılı “stratejistler” ise Karadağ’da da bir hayali kurmaya başladılar bile. Elbette ki, “savaş”ı gösterip “dış müdahale” ya da NATO’ya razı etmek de emperyalizmin bu bölgedeki bir stratejisi.

Ülkenin huzurunu kaçıran bu kutuplaşmanın ise tek bir nedeni var: DPS’nin iktidarı kaybetmeme telaşı. Makedonya ve ülkemizden de bildiğimiz gibi, savaş veya iç çatışma, yolsuzluklara bulanmış otoriter yönetimlerin kurtarıcısıdır. Kendi iktidarının devamını sağlamak için ülkeyi ateşe atmaktan çekinmeyen bu iktidarların son dönemde pek sevdikleri bir başka strateji de “sözde darbe” tezgahlamak. 

Karadağ’da da bir darbe senaryosu güzel bir şekilde 16 Ekim 2016 seçiminin olduğu gün sabaha karşı piyasaya sürüldü: Yapılan bir operasyonla yirmi kişi darbe girişimi şüphesiyle tutuklandı. Aralarında iki de Rus asıllı kişinin olduğu çoğu Sırp 14 kişi yargılanarak tutuklandı. Bunların ikisi Demokratik Cephe yöneticilerinden. Demokratik Cephe darbe girişiminin hükümet tarafından planlandığını ve kurgulandığını iddia ediyor. Bu arada hükumet de yaklaşık 500 kişilik bir darbeci grubun varlığından şüphelendiğini öne sürüp Demokratik Cephe’yi muhalefette etkisizleştirme arayışında. 

Doğu Avrupa coğrafyasında ortalama zekaya sahip bir kişi, Rusya-NATO kutuplaşmasının bu coğrafyaya tek kuruş fayda sağlamayacağının bilincinde. Bu kutuplaşmanın mimarı emperyalizmse, sahadaki oyuncuları işbirlikçi yönetimler. Balkan coğrafyasından önce bu işbirlikçileri, emeğe, barışa düşman işbirlikçileri temizlemek gerekiyor. 

dirimozkan@gmail.com

Özgür Dirim Özkan’ın İleri Portal’dan önce yayınlanan yazıları için:
http://yugoslavyayazilari.blogspot.com.tr/

Bazı yazıların İngilizce çevirileri için:
http://lettersfromyugoslavia.blogspot.com.tr/