Kan ve terin inşası: ‘Tünel’

Kellerman, eserinde çeşitli söz sanatları kullanarak anlatımını zenginleştirmiş ve okuyucuyu kitabın içine çekmeyi başarmıştır. Sermayenin doymak bilmezliği ve halkın beş kuruşuna nasıl göz koyduğu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Kazanç ve şöhret uğruna insanlık dışı çalışma koşullarında binlerce işçinin kaybedildiği tünel inşaatında yaşananların, kalan işçilerin ve işçi ailelerinin yaşadığı cinnet halinin ve kaos ortamının mükemmel ve gerçekçi bir dille anlatılışı işçilerin isyanını iliklerimizde hissettiriyor.



31-12-2017 00:30
Rojda Bakan

Günümüzde sermayenin rant hevesleri uğruna iş cinayetleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Rantı için işçilerin kanını emen sermaye, hem işçiyi çalıştırabileceği maksimum sürede çalıştırmaktadır ki iş kısa sürede bitsin ve pazarlanabilsin, hem de işçiye verebileceği en düşük ücreti vermektedir ki kârına kâr katmaya devam edebilsin. Güncel ve toplumsal bir konu olan iş cinayetlerinin ve geniş çerçevede bakarsak kapitalizmin yarattığı sorunların iktisadın, sosyolojinin ve tabii ki siyasetin inceleme, mücadele alanı olduğu konusunda hemfikiriz; ancak bu konular edebiyatta da her zaman yer bulmuştur.

Alman edebiyatının yirminci yüzyılın ilk yarısının önemli temsilcilerinden Bernhard Kellerman’ın 1913’te kaleme aldığı, kimi eleştirmenlerin bilim kurgu-fantastik edebiyata da dahil ettiği toplumcu gerçekçi eseri Tünel (Der Tunnel) geçtiğimiz Eylül ayında Sevinç Altınçekiç’in çevirisi ile Yordam Edebiyat tarafından yayınlandı. Kellerman’a asıl ün sağlayan ve uluslararası başarı getiren bu yapıt, ilk altı ayda yüz bin okurla buluşmuş, 25 dile çevrilmesiyle okur sayısı milyonlara ulaşmış ve 4 kez sinemaya uyarlanmıştır. Döneminin en başarılı kitaplarından biri olarak kabul edilen roman, okyanusun altında Kıta Avrupası ile Kuzey Amerika’yı bileştirecek bir tünel inşa etme hayaline dayanmaktadır.

Hikâyenin başlangıcından sonuna kadar karakterlerin özelliklerinin değişimi gözlerden kaçmıyor. Özellikle tünel projesinin sahibi ve elmas çeliği Allanit’in mucidi mühendis Mac Allan’ın değişimi…  İyi niyetli, tek isteği halkın yararına kullanılacak bir tünel inşa etmek olan Allan’ın zamanla sermayedarlar gibi hareket etmeye başladığına tanık oluyoruz. Kitapta kapitalist üretim sisteminin bir özelliği dikkat çekiyor: İşçilerin bir saniyeliğine bile çalışmamasının yapılan işi ne kadar “geciktireceği” dahi hesaplanıyor. Böylece işçiler daha çok baskıya maruz kalıyor, onlardan kısa sürede hedefe ulaşılması isteniyor.

Hırslı ve başarılı mühendis Allan, işi insanlara söz verdiği gibi on beş yılda yetiştirebilmek için işçilere karşı hitap yeteneğini kullanır -konuşmalarıyla her zaman herkesi kendine hayran bırakır zaten- işçilerde çalışma heyecanı yaratacak konuşmalar yapar, yapılmaya çalışılanı fark etmeyen işçiler onun verdiği enerjiyle daha çok çalışır, Allan da onları her geçen gün sömürmeye başlar. Kıta Avrupası’ndan Kuzey Amerika’ya uzanacak bir tünel inşa etmek, herkes için göründüğünden de zor olacaktır.

"Ben de bir işçiyim, tünel adamları! Sizin gibi bir işçi. Korkaklardan nefret ederim! Defolun, korkaklar! Ama cesurlar kalsın! İş, sadece karnını doyurma aracı değildir! İş bir idealdir. İş, çağımızın dinidir!" diyen başkahraman Allan bu dinin temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor. Romanda ağır bir kapitalizm eleştirisi yapılmakta ve kapitalizmin ter ve kandan nasıl beslendiği, sahip olduğu yapıp yıkma potansiyelinin dünyayı götürebileceği felaketler ortaya koyuluyor.

Kellerman, eserinde çeşitli söz sanatları kullanarak anlatımını zenginleştirmiş ve okuyucuyu kitabın içine çekmeyi başarmıştır. Sermayenin doymak bilmezliği ve halkın beş kuruşuna nasıl göz koyduğu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Kazanç ve şöhret uğruna insanlık dışı çalışma koşullarında binlerce işçinin kaybedildiği tünel inşaatında yaşananların, kalan işçilerin ve işçi ailelerinin yaşadığı cinnet halinin ve kaos ortamının mükemmel ve gerçekçi bir dille anlatılışı işçilerin isyanını iliklerimizde hissettiriyor. Allan’ın bunca ölümden sorumlu olmasının beraberinde getirdiği başka felaketler de önlenemez hale geliyor.  Romanda birçok karakterle beraber Allan’ın çok sevdiği eşi Maud ve en iyi dostu, onu öve öve bitiremeyen Hobby bize eşlik ediyor. Genç bir mühendis hayallerini gerçekleştirirken, başlarına gelen felaketin Maud ve Hobby’nin de hayatlarına nasıl dokunduğuna tanık oluyoruz. Yaşanan felaket basında ve tüm dünyada çok büyük bir yankı bulmuş, Allan’ın hayali olan tünelin inşası da bu yüzden çeşitli aksamalar yaşamıştır.

Yapımı neredeyse çeyrek yüzyıl süren Tünel, “Ter ve kandan inşa edilmiş, yaklaşık dokuz bin insanı yutmuş, dünyaya tarif edilemez bir felaket getirmiş olsa da şimdi oradaydı işte!”


KÜNYE: Tünel, Bernhard Kellerman, Çev. Sevinç Altınçekiç, Yordam Edebiyat, Ekim 2017, 352 sayfa