Kadınlar başarır: Kurdukları koro Türkiye'de bir örnek yarattı

Kadınlardan oluşan ve 4 yıllık kısa geçmişine rağmen birçok başarıya imza atan kadın korosu Sirene, Avrupa'da sahne almaya hazırlanıyor.



24-03-2018 15:03

Özge İnce

Tamamı kadınlardan oluşan çok sesli kadın korosu Sirene’nin kısa sürede dikkatleri üzerine çekmesi ‘kadınlar yaparsa başarır’ dedirtiyor. Geçtiğimiz 8 Mart’ta yayınladıkları 'Adım Kadın' bestesi ile gündeme gelen Sirene, Haziran ayında düzenlenecek Robert Schumann Koro Yarışması’na Türkiye’den katılacak ilk koro oldu.

6-10 Haziran tarihlerinde büyük besteci Robert Schumann anısına bestecinin doğduğu kent olan Almanya'nın Zwickau kentinde 8.si düzenlenecek olan ‘Robert Schumann Koro Yarışması’na Türkiye'den katılacak ilk koro olmanın gururunu ve sevincini yaşayan Sirene’nin şefi Volkan Akkoç ile kadınlardan oluşan koroyu ve Sirene’nin önümüzdeki günlerde yapacaklarını konuştuk.

Yaklaşık 4 yıl gibi kısa bir geçmişi olmasına rağmen bu süreçte birçok başarıya imza atmış olan Sirene’nin şefi Volkan Akkoç, kadınların erkeklere göre daha sıcakkanlı olduğunu ve daha kolay iletişim kurduğunu söylüyor.

Buyrun devamını kendisinden okuyalım

'SİRENLER ÖZGÜR KADIN DÜŞÜNCESİNİN MOTİFİDİR'

Sirene üyelerinin tamamı kadınlardan oluşuyor. Böyle koro fikri nasıl oluştu? Koronun kurulma sürecini öğrenebilir miyiz?

2011-2012 yıllarıydı, Boğaziçi Üniversitesi’nde Korofest düzenleniyordu. O sene bir Macaristan’dan bir de Slovenya’dan kadın korosu gelmişti festivale. Macaristan’dan gelen Cantemus Promusica, Slovenya’dan gelen ise Carmina Slovenica’ydı. İlk defa canlı olarak orada kadın korosu dinlemiştim. Türkiye’de bu şekilde, çok seslilik anlamında, kadın korosu olmadığını farkettim. O dönem, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda koro derslerini ben veriyordum. 2 sene sonra 2014'te mezun olan öğrencilerime bu teklifle gittim, çok sıcak baktılar, öyle başladık..

Şu an 17 kişiyiz, 4 sene içerisinde çok fazla konserimiz oldu, en son Almanya’da J. Brahms koro yarışmasına katıldık, 2 tane altın madalya ve 2 tane jüri özel ödülü aldık. Orhan Veli'nin Bedava isimli şiirini bestelemiştim. O eserle de yarışmada çağdaş eser üstün ödülünü aldık. 

Merak edilecek bir soruyu soralım: Sirene ismi nereden geliyor?

Sirene, Yunan mitolojisinden bir karakter. Deniz kıyısında kayalıklarda yaşayan, sesleri güzel olan ve güzel sesleriyle denizcileri kendine çekip yok eden bir mitolojik karakter. O dönemki koro üyelerimizden birinin önerisiydi. Bununla ilgili bir logomuz da oldu. Sirenler aynı zamanda güçlü ve özgür kadın düşüncesinin bir motifidir. Bu nedenlerle ismi sahiplendik. Hatta ben bununla ilgili Türkiye’de bir ilk olarak koro için, ismi Sirene olan, koronun da kimliğini yansıtan bir şarkı besteledim. Tabi burada, bizi ortak noktada tutan şey iyi ve kaliteli müzik yapmaktır. Koronun doğrudan feminizm vurgusu yapmak gibi bir amacı yok; ancak belli farkındalıklar yaratmaya çalışıyoruz ve bunu müzikle yaratmak istiyoruz. Yani kadın meselesine dair bir hassasiyetimiz mevcut, esas önceliğimiz ise bu farkındalığı müzik ile ortaya koymak. 

'KADIN ERKEĞE GÖRE DAHA SICAKKANLI, KOLAY İLETİŞİM KURUYOR'

Koro üyelerinin tamamının kadın olmasından ve isminden bahsederken kadının gücünden yola çıktık dediniz. Koro çalışması kolektif bir çalışma. Bunu, toplumda yer bulan, kadınların birlikte çalışmalarının zor olduğu, bir araya geldiklerinde 'birbirlerini yiyecekleri' algısı ile birlikte değerlendirdiğinizde nasıl gözlemliyorsunuz?Kadınlar kolektif çalışmaya yatkın değil mi?

Bunu şöyle yanıtlayabilirim; bu topraklardaki kadın figürüne baktığımızda iş yaparken dahi erkeğe oranla sıcakkanlılığını koruma, daha kolay iletişime geçme halini görürüz. Ancak bizim çalışmamızda ortada bir hedefimiz, üstelik kaliteli müzik yapmak gibi bir hedefimiz olduğu için koro üyelerimiz zaten hazırlanarak geliyorlar. Yani ortaya güzel şeyler çıkması için biz belli bir disiplinle çalışıyoruz ve bir arada bir şey yapmak, üretmek çok güzel bir duygu. Hep birlikte bir hedefe odaklanarak çalışıyoruz ve bir süreç geçiriyoruz, bu nedenle bu şekilde çalıştığınızda bahsettiğiniz algıya dair bir şeyle karşılaşmıyorsunuz. Mühim olan o sürecin kendisini yaşayarak ondan bir şeyler çıkarmak ve paylaşmaktır.

Geçtiğimiz 8 Mart’ta Adım Kadın isimli bir beste yayınladınız. Bu beste fikri nasıl ortaya çıktı. Bu tip çalışmalarınız devam edecek mi?

Adım kadın bestesi Bora Ayanoğlu’na ait, tabi o da biraz ironik oldu, kadına dair bu kadar güzel şekilde yazılan bir bestenin bir erkek tarafında yazılması... Özellikle benim Sirene için yaptığım düzenlemeler, bu topraklarda söylenen türkülerin kadın sesinden çok sesli düzenlemelerinden oluşuyor. Bu sene çalışmaya başladığımız Canan Apak Baysal isimli şairimizin Şeytan isimli bir şiiri var, bu şiiri besteledim. Bu şiiri sahafları dolaşırken Kadın Şiirleri Antolojisi isimli bir kitaptan keşfettim, şairi araştırdığımda ise hiçbir şey bulamadım.. Hatta bunu İTÜ’de düzenlenecek festivalde ve önümüzdeki aylarda katılacağımız festivallerde  de söyleyeceğiz. Haziran ayında Robert Schumann Koro Yarışması’nda da bu eseri söyleyeceğiz. 

Kadın hakları alanında eserlerimizle elbette farkındalık yaratmak istiyoruz. Geçen sene Ünzile’yi yayınlamıştık, bu sene Adım Kadını yayınladık. Ancak bu yalnızca 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi kadın hakları temelli günlerde hatırladığımız bir şey değil, bir güne sığdırılacak bir mesele değil. Yani illa bir sosyal gün olmasa da diğer etkinliklerde öne çıkarmaya çalıştığımız, önem verdiğimiz konular bunlar. Dolayısıyla kadın şairlerin eserlerini de bestelemeye devam edeceğiz. 

Adım Kadın'ı dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=-DzO1I_qxjk

'PROFESYONEL VE KALİTELİ MÜZİK YAPMAK İSTİYORUZ'

Robert Schumann Koro Yarışması’na katılacaksınız ve Türkiye’den bu yarışmaya katılacak ilk korosunuz. Bu süreç nasıl gelişti, bahsedebilir misiniz? 

Geçen sene Almanyada 10.su düzenlenen Johannes Brahms Koro Yarışması’na katılmıştık. Bu sene de yine Alman besteci Robert Schumann’ın doğduğu kentte düzenlenecek yarışmaya başvurduk. Türkiye’den bu yarışmaya katılan ilk koro olacağız ve bunun bir kadın korosu olması da ayrı bir güzellik katıyor meseleye. 

Geçen seneki yarışmada, Türkiye’den ilk defa bir kadın korosunun katılması çok şaşkınlık ve hayret uyandırmıştı. Bunu daha da pekiştirerek burada kadınların neler yapabileceğini Avrupa’da da bu şekilde kimliğimizi yansıtarak göstermek gibi bir amacımız var. 

Avrupa’da kimliğimizi yansıtmaktan bahsetmişken, koronun önümüzdeki dönem hedefleri nelerdir ve koronun çalışmalarını nereden takip edebiliriz?

Kadın sesinden çok sesli olarak daha önce söylenmemiş hem bizim müziğimizi, hem Avrupa klasik müziğini hem de Avrupa modern müziğini hem burada tanıtmak ve dinletmek, hem de Avrupa’da ve diğer kıtalarda duyurmak gibi bir hedefimiz var. Bu misyonu iyi ve kaliteli bir şekilde yapmak istiyoruz. Tabi koronun büyük kısmı konservatuvardan opera mezunu insanlar. Türkiye’de koro dendiğinde insanların haftasonları vakit geçirdiği hobi gibi bir şey akla geliyor. Ancak biz bunu meslek olarak okumuş ya da uzun süreli koro deneyimi olan insanlarla daha profesyonel olarak yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla böyle bir avantajımız ve farklılığımız oluyor. 

Sirene korosunun www.sirenekoro.com isimli bir internet sitesi var, çalışmalarımız buradan takip edilebilir. Bunun dışında sirene koro facebook/twitter/instagram hesaplarımız ve youtube kanalımız mevcut.

Röportaj için teşekkür ederiz. Sirene'yi zevkle ve heyecanla dinlemeye devam edeceğiz.