İzmir Mimarlar Odası Başkanı H. İbrahim Alpaslan: Kültürpark kentlinindir!

İzmir Gaziemir’de yapılan fuar alanının kullanıma başlanmasının ardından şehrin en büyük kent parkı Kültürpark’ın geleceğinin ne olacağı konusu tartışılmaya başlandı. Kültürpark’ın hemen yanında bulunan ve kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak bilinen alana yapılması planlanan proje ile beraber düşünüldüğünde konu kentsel açıdan büyük önem taşıyor. İleri Haber olarak konunun ilk muhataplarından olması gereken Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda DEÜ Mimarlık Fakültesi’nde Yard. Doç. Dr. olan Halil İbrahim Alpaslan ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.



06-01-2017 15:41
Zeki Çetin

Öncelikle röportaj teklifini kabul ettiğiniz için teşekkürler. Kültürpark’ın İzmir için önemiyle başlayalım isterseniz.

Herkesin uzlaştığı bir konu var: Kültürpark İzmir kenti için çok değerli bir alan. Doğal çevre açısından büyük önemi var çünkü çok önemli bir florası var. Kültürpark’ın kuruluşu erken Cumhuriyet dönemine denk geliyor. 1930’lu yıllarda Behçet Uz’un başkanlığı döneminde kurulan Kültürpark’ın kuruluş amacı kent parkı ve halk okulu olması. Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun biçimde Kültürpark da halkı bilinçlendirmek, bilgilendirmek amaçlı çalışmalar hedefleniyor. Doğal çeşitlilik açısından buranın florası oluşturulurken Türkiye’de olan ağaçların yanı sıra ülkemizde olmayan, tropik ülkelerde ve diğer ülkelerde yetişen ağaçlar getiriliyor parka dikiliyor.

KÜLTÜRPARK’IN TARİHİ VE DOĞAL BİR DEĞERİ VAR

Şu anda da Basmane ve Montrö kapıları arasında kalan yeşil alanda çok çeşitli ağaçlar mevcut. Anı değeri olan, örneğin Halikarnas balıkçısının diktiği ağaçlar var. Çok fazla kuş ve hayvan çeşitliliği var. Hatta okulumuz akademisyenlerinden Sezai Göksu’nun canlılarla ilgili bir fotoğraf çalışması var. Kültürpark onlarca çeşit kuşa ev sahipliği yapan bir yer. Kentin ortasında böyle bir yer rekreaktif açıdan çok değerli.


(İzmir'de 1922 yılında gerçekleşen yangın)

Tarihsel açıdan çok büyük bir değeri var. Kültürpark 1922’de yanan bölge üzerine kuruluyor. Rum, Ermeni ve Levantenlerin oturduğu mahalleler yanıyor. Daha sonra buraya dair yapılan planlarla burada Kültürpark kurulması kararı alınıyor. Öncesinde kararı alınan İzmir Enternasyonal Fuarının da bu alanda kurulması kararlaştırılıyor. İzmir Enternasyonal Fuarı İzmir tarihi olduğu kadar Türkiye tarihi ve hatta dünya fuarcılık tarihi için çok önemli bir fuar. Fuar tarihi boyunca insanların sadece İzmir’den değil Türkiye’nin dört bir yanından fuara katılımı söz konusu. Yaklaşık on beş yıldan beri iletişimin başka mecralara taşınması ve fuarların biçim değiştirmesiyle İzmir Enternasyonal Fuarı popülerliğini kaybetti. Şu an da fuarlar daha çok ticari ve ihtisas fuarları olarak düzenleniyor. Buna rağmen Fuar, Kültürpark ile özdeşleşmiştir. İzmir halkı Kültürpark’ı “Fuar” olarak bilir.

Tüm bu zenginliklerinden dolayı Kültürpark doğal ve tarihi sit alanı. Dolayısıyla buraya yapılacak her türlü müdahalenin koruma kurulunun onayından geçmesi gerekiyor.

Peki fuarın Gaziemir’e taşınması ve sonraki süreçten biraz bahsedebilir misiniz?

Günümüze doğru gelirsek 90’lı yıllarda Fuar kan kaybetmeye başladı. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla yeni ürün tanıtımları online olarak yapılmaya başlandı. Uluslararası seyahatler daha kolay hale geldi. Dünya çapında fuarlar daha çok ihtisas alanlarında gerçekleşmeye başladı. Fuarlar iş adamlarının anlaşmalar yaptığı bir hal aldı ve bu fuarlar için devasa sergi mekanlarına ihtiyaç duyuldu. Kültürpark bu ihtiyaçlara cevap verememeye başladı. 2000’lerin başında belediye çeşitli tartışmaların sonucunda şöyle bir karara vardı; “Biz ihtisas fuarlarını Kültürpark’ta gerçekleştiremiyoruz. Bu fuarları yeni yapılacak bir fuar merkezinde gerçekleştirelim.”

Bu yeni fuar alanının Gaziemir’de yapılması kararlaştırıldı. Seçilen yere dair de çeşitli itirazlar vardı fakat sonuç olarak Gaziemir seçildi ve fuar alanı oraya inşa edildi. Bu 5 – 10 yıllık taşınma sürecinde söz konusu fuarları gerçekleştirebilmek için belediye tarafından Kültürpark’a geçici hangarlar inşa edildi. Fuarlar taşındıktan sonra Kültürpark’ın nasıl yeniden şekilleneceğine dair bir yarışma düzenlendi. Yarışmanın Kültürpark’ın yapılaşmasına aracılık edeceği nedeniyle Mimarlar Odası bu yarışmaya karşı çıkmıştı. Zira yarışma sürecinde ve sonrasında da bir dolu olumsuzluk yaşanmaya devam etti.

YÜKSEK FİYATTAN SATABİLMEK İÇİN YÜKSEK EMSAL DEĞERİ VERİLDİ


(Güçbirliği Holding tarafından devam ettirilemeyen Dünya Ticaret Merkezi projesi)

Yarışma sürecinde fuar alanı Lozan ve 26 Ağustos kapısından fuar hangarlarına kadar uzanan A bölgesi; Basmane kapısından girildiğinde sağ tarafta kalan holler ve sol tarafta kalan spor salonu B bölgesi ve bugün “Basmane çukuru” olarak bilinen C bölgesi olarak 3 bölgeye ayrıldı. C bölgesi erken dönemlerde fuar alanına dahilken 60’lı yıllarda kent garajı olarak kullanılmaya başlandı. Burhan Özfatura’nın belediye başkanlığı döneminde kamuya ait olan C bölgesi satışa çıkarıldı. Yüksek fiyattan satılabilmesi için de çok yüksek, 5 gibi bir emsal (kat iznini belirleyen oran) verildi. Alan İzmir’li işadamlarının kurduğu bir holding (Güçbirliği Holding) tarafından satın alındı. Yani kamu malı ayrıcalıklı inşaat hakkı verilerek özel sektöre devroldu. Yüzde 70’i satıldı yüzde 30’u belediye mülkü olarak muhafaza edildi. Söz konusu holding daha sonra iflas sürecine girdiği için alanın %70 hissesi de TMSF’ye devredildi.

Bu yüzde 70’lik pay geçen sene ihale yoluyla Livamine Madencilik’e (Sancak Holding) satıldı. Yakın zamanda da 5 emsalin tümünü kullanılarak oldukça yüksek, yoğun bir yapı yapmak için hafriyat çalışmalarına başlandı. Bu süreçte ilk olarak kamu mülkiyetindeki bir arazinin, korkunç bir emsal verilerek, hiçbir şehircilik ilkesi değerlendirilmeden, altyapıya, siluete dikkat edilmeden, sırf daha pahalıya satabilmek için böyle özelleştirilmesi ciddi bir problem.

“Basmane Çukuru”na yapılacak olan proje ile ilgili düşünceleriniz neler?

Burada böyle bir yapının inşa edilecek olması önemli bir sorun. Yaptığımız basın açıklamalarında bu sorunları sıraladık. Öncelikle trafik ve diğer kentsel altyapıya çok büyük bir yük getirerek kentin bu bölgesinin neredeyse kilitlenmesine yol açacak. Bunun dışında kentin siluetine çok olumsuz bir etkisi olacağı kesin. Kadifekale’nin boyunu geçecek bir yükseklik öngörülüyor ki bu İzmir’in tarihsel topoğrafyasına zarar verecek bir etki. Daha detaya inecek olursanız çevresinin mikroklimasına vereceği zararlar, Basmane bölgesinin soylulaştırılmasına neden olma gibi bir sürü kentsel sorunu da beraberinde getirecek.

Bir başka sorun da belediyenin bu yapının içine taşınması. Belediyenin bu kadar eleştirilen bir binanın içine taşınması benim anlamlandıramadığım bir durum. Belediyenin bir holding binasının içinde olması hiç uygun değil. Eminim ki belediyede çalışan herkes de böyle düşünüyor ama ne yazık ki uzun süredir bu kurumda bir akıl tutulması yaşanıyor.

KÜLTÜRPARK KENTLİNİNDİR, BİR GAYRIMENKULE TİCARİ KAR SAĞLAYAMAZ

Burada içimize sinmeyen bir şey de özel şirketlerin yatırımının bir parçası olarak Kültürpark’ın pazarlanması; Kültürpark kentlinindir ve herhangi bir gayrimenkule, herhangi bir bölgeye ticari bir kazanç sağlamak için kullanılacak bir meta değildir. Dolaylı olarak kentler yeşil alanlardan ticari kar elde eder fakat Kültürpark’ın doğrudan böyle yanındaki bir gayrimenkul projesiyle birlikte anılması doğru değil. Bu yönde birçok iddia var. Örneğin söz konusu yüksek yapının sahipleri verdikleri beyanlarda Kültürpark’ın duvarlarını kaldıracakları ya da aradaki yolu yeraltına alacakları gibi doğrudan kamunun uhdesindeki alanlara dair vaatlerde bulunma hakkını, haddini kendinde buluyor. Bu olamayacak bir şey. Biz bu konuda eleştirilerimizi hem belediyeye hem kamuoyuna sunuyoruz.

Kültürparka dönecek olursak; Ortada belediyenin hazırladığı bir proje var. Bu projede yapılan yanlışlar neler?

Yakın fuarcılık geçmişinden ve Fuar’ın Gaziemir’e taşınmasından bahsettik. Gaziemir faaliyete geçti. İhtisas fuarları orada yapılıyor. Şimdi Kültürpark’ın ne olacağı konusu tekrar gündeme geldi. Belediye birkaç toplantı yaptı. 2012’de meslek örgütleri, sivil toplum örgütlerini çağırıp Kültürpark için düşüncelerini sordu. Kurumsal olarak kendi düşüncelerini söyledi. Biz her zaman Kültürpark’ın bir kent parkı olduğunu orada yapılaşmanın en alt seviyede tutulması, arttırılmaması gerektiğini ve geçici olarak yapılan hangarların sökülmesi gerektiğini vurguladık. Bu toplantılar birkaç kere tekrar edildi ve somut bir karar alınamadı.

PROJE OLUŞTURULURKEN HABERDAR EDİLMEDİK

2016’nın başlarında bir haber aldık. Kültürpark hakkında bir proje geliştirilmiş ve koruma kuruluna sunulmuş. Bu doğrultuda belediyeden bilgi talep ettik; “Kültürpark için hazırladığınız projeyi kamuyla ve bizimle paylaşın, bu bağlamda biz de eleştirilerimizi, önerilerimizi sunalım” dedik. Bu talebimiz üzerine belediye tekrar bir toplantı düzenledi ve projeyi sundu. Proje 5 – 6 dakikalık bir animasyonla sunuldu. Fikirlerimiz soruldu. Biz de projeyi detaylı inceledikten sonra düşüncelerimizi bir rapor halinde sunduk.

Tartışmaların odaklandığı konu, Basmane Kapısı’nın hemen sağındaki hangarların yerine yaklaşık 35.000 metrekarelik yeni, kalıcı bir yapı öngörülmesi. Orada öncelikle bir isimlendirme sorunu var. İlk başta 2012 – 2013 yılındaki toplantılarımızda Belediye buraya kongre merkezi yapacağını söyledi. Bizim “Burası sit alanı olduğu için burada yapabileceğiniz işlevler sınırlı, kongre merkezi yapamazsınız, mevcut koruma amaçlı imar planına aykırı” itirazımız üzerine belediye bu sefer kongre merkezi dememeye başladı. Kongre merkezinin ismi, sergi ve kültür merkezi oldu. Sonuç olarak alana 2000 kişilik bir konferans salonu düşünülüyor. Kongre de düzenlenebilecek bir yapı ama adına baktığımızda sergi ve kültür merkezi yazıyor üstünde.

SIFIR METREKARE YAPILAŞMA OLAN YER ÖYLE KALMALI

(Yeni Kültürpark Projesi'nde hangarların yerine yapılması planlanan "sergi salonu")

Sonuç olarak 35 bin metrekarelik, altında 2 katlı otoparkı olan kalıcı bir inşaat söz konusu. Belediyenin şöyle bir argümanı var; “Ben hangarları yıkıyorum yerine daha küçük bir yapı yapıyorum.” Fakat hangarlar zaten geçiciydi. Orada sıfır metrekarelik bir yapılaşma var. Biz de diyoruz ki orada yine sıfır metrekarelik yapılaşmayla yeşil alan olarak Kültürpark’a katılmalı. Peyzaj mimarlarının projede mevcut ağaçların da zarar görme olasılıklarına dair araştırmaları var. Eleştirilerin ne kadar yararlı olduğunu burada görüyoruz. İlk başta ağaç kesiyorsunuz kesemezsiniz dedik. Hayır ağaç falan kesmiyoruz diye bir karşılık verildi belediyeden. Sonra biz kesilecek ağaçları ortaya koydukça. Planları kaydırmışız, düzelttik gibi şeyler söylediler.

ÖNCE “PLAN HATASI” DEDİLER, SONRA “TAMAM AĞAÇ KESMEYECEĞİZ”

En sonunda “Tamam ağaç kesmeyeceğiz”e gelindi. Biz tepkimizi koymasaydık o ağaçlar kesilecekti. Bir takım topografik müdahaleler var. Fuarın geneline yayılan fuarın yüzeyini değiştiren topografyasını değiştiren yapay tepecikler yapıldığı bölgeler var. Burası tarihi sit alanı olduğu için koruma ilke kararlarına aykırı. Çünkü sit alanlarında topografyayı değiştiremezsiniz. Örneğin Çanakkale Savaşları’nın gerçekleştiği Gelibolu Yarımadası’nda bir takım topografik özellikler var. Orada yeni yapay tepecikler yapamazsınız yada kazıp bir tepeciği yok edemezsiniz. Benzer şekilde Kültürpark’ta da böyle yapay tepecikler yapamazsınız. Buna da itiraz ettik. Ayrıca projede çok fazla betonlaşma, çok fazla sert zemin örneği görülüyordu. Dünyadaki kent parklarında tam tersi bir yönelim var. Artık parke taşı, beton, asfalt gibi malzemeler değil, toz yapmayan, sert toprak kullanılıyor.

YEŞİL ALAN OLARAK ÇİM BÖLGE DEĞİL AĞAÇ SAYISI ARTTIRILMALI

Belediye yeşil alanı arttırdık diyor. Fakat biz yeşil alan olarak çim alanların önerilmesini doğru bulmuyoruz. İlk olarak su fakiri bir ülkeyiz. Bu kadar çok sulamaya ihtiyaç duyan çim alan su kaynaklarını tüketiyor. Ayrıca çim alanlar her zaman potansiyel inşaat alanıdır. Bugün bile fuar planında çim olarak gözüken bir çok  yer beton parke döşeli. Onun için yeşil alan olarak çimi değil ağacı tercih ediyoruz. Biyolojik olarak da bir ağaç çok büyük çim alanların ürettiğinden daha fazla oksijen üretiyor. Bu gibi eleştirilerimizi belediyeye ve kamuoyuna sunduk. Bir önemli konu da “Kültürpark nasıl yönetilecek?” İZFAŞ Gaziemir’e taşınınca ne olacak? Bunun gibi bir sürü eleştiriyi ilettik. İlgili odalar ayrı ayrı raporlar hazırladı. Birlikte tek bir rapor da hazırladık ve belediyeye sunduk, kamuoyuna açıkladık.

Son olarak bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?

Çağdaş bir belediyeden beklediğimiz hareket bu eleştirileri değerlendirip haklı gördüğü noktalarda projeyi revize etmesi, yanlış gördüğü eleştirilere dair yanıtlar vermesidir. Bunların hiç birini göremedik. Projede şu an bildiğimiz ya da açıklanan revizyon yok. Burada projenin başka bir sorunu; kapalı kapılar ardında sürdürülmesi ortaya çıkıyor. Şuan proje Koruma Kurulunda. Sit alanı olduğu için kurulun onayı gerekiyor. Durum şimdilik bu.

KORUMA KANUNLARINA AYKIRILIK OLURSA YARGI YOLUNA GİDERİZ


(Kültürpark Platformu basın açıklaması)

Biz en başından beri Kültürpark’ın potansiyel bir inşaat alanı değil, dünyadaki birçok çağdaş örneklerde olduğu gibi yapılaşmadan kentlilerin spor yapabilecekleri, açıkhava etkinliklerinin düzenleneceği, kent merkezinin havasına olumlu katkıları olacak, yüzlerce çeşit bitkiye ve hayvana ev sahipliği yapan bir kent parkı olması gerektiğini söylüyoruz. Şu anki haliyle projenin plan eksiklikleri ve planla, ilke kararlarıyla çelişen önerileri nedeniyle Koruma Kurulu tarafından onaylanmayacağını düşünüyoruz. Ancak bunlara rağmen onaylanırsa da kamu yararı, mimarlık ve şehircilik ilkelerinden hareketle, koruma kanunlarına aykırı bir şey görürsek yargı yoluna gideriz. Kentlerimizi üstlerine çöken rant ve yağma baskısından korumak bizim öncelikli görevlerimizden biri ve özellikle İzmir’de benzer mücadelelerle kente kazandırdığımız birçok alan örneği de bulunmakta.