İtalya referandumu: Yeni bir 'exit' mi geliyor?

İtalya referandumunun ardından yeni bir exit mi geliyor, sorusu gündeme geldi.



06-12-2016 11:16
Çağdaş Oklap

Avrupa Birliği, Brexit referandumunun yarattığı şokun etkilerini henüz üzerinden atamamışken, İtalya’da 4 Aralık’ta gerçekleştirilen anayasa referandumundan hayır oyunun çıkmasıyla, yep yeni bir krizle yüz yüze geldi. Bu sonuç, ‘acaba yeni bir exit mi geliyor?’ sorusunu da beraberinde getirdi.  Bu soruya yanıt vermeden önce, ülkeyi referanduma götüren süreci kısaca özetleyelim. 

REFERANDUM ÖNCESİ İTALYA

İtalya, Avro Bölgesi krizinden en çok etkilenen Avrupa Birliği’nin merkez ülkesi konumunda. Kriz, İtalya emekçi sınıfları üzerinde ciddi bir yoksullaşmayı beraberinde getirdi. Bununla birlikte, Avrupa Birliği’nin hem içinde kalarak hem de krizi atlatmaya dönük olarak, Demokratik Parti (sosyal demokrat) Floransa eski belediye başkanı Matteo Renzi başbakanlığında bir teknokratlar hükümeti  kuruldu. Renzi hükümeti, ilk olarak finansal yapının sallantılı halini kurtarmak adına merkezileşmiş ve toplam hacmi 160 milyar avroyu bulan bir fonun kuruluşuna imza attı. Bu fon, Avro Bölgesi  politikalarının sonucu olan ve emekçi sınıfların daha da yoksullaşması anlamına gelen ‘yük paylaşmı’nı ön görüyordu. 

Diğer yandan Renzi’nin referandumda üzerinde sıklıkla durduğu husus, İtalya’nın iki parlamentolu sisteminin hantallaştırıcı yapısıydı. Bu ikili sistem, ‘yapısal reformlar’ın uygulanmasındaki en temel engel olarak tarif edilirken, bize çok tanıdık gelecek  bir argüman olan ‘hükümetleri daha istikrarlı hale getirmek’ ileri sürüldü. 

Neo-liberalizmin krizini aşmak için daha fazla neo-liberalizm önermekten başka bir strateji geliştiremeyen sermaye sınıfı ve onun siyasal temsilcilerinin tipik bir örneği olan Renzi böylelikle, merkezi hükümetin bölgesel yönetimlere karşı yetkisinin arttırılmasını ve Senato’nun gücünün zayıflatılmasını öneren bir anayasa reformunu gündeme getirdi. Referandumda aynı zamanda yeni seçim kanununun devreye sokulması ile güçlü bir yürütmenin yaratılması, hızlı kararlar alması gereken başbakanın elinin kolaylaştırılması amaçlanmıştı. 

REFERANDUM SONRASI İTALYA

İtalya Anayasa Referandumu’ndan beklenen ‘hayır’ sonucu çıktı ve başbakan Renzi istifa edeceğini açıklamıştı. Ama ‘bütçe yasasının hassasiyetleri’ gözetilerek, istifası bir süre ertelendi. İstifanın, geçikmeli olarak gerçekleşmesi durumunda olacak şey, Cumhurbaşkanı’nın şu anki mecliste güven oyu alabilecek bir adayı başbakan olarak atamasıdır. Yeni başbakan adayları için bir kaç isim ön plana çıkıyor; Maliye Bakanı Pier Carlo Padoan ve Senato lideri Pietro Grasso. Bu yeni hükümet büyük ihtimalle 2018 Şubat’taki genel seçimlere kadar başta kalacak. Daha düşük olasılıklı diğer bir seçenek ise parlamentonun hemen lağvedilerek erken seçimlere gidilmesidir. Ama Beş Yıldız Hareketi’nin (M5S) yükselişi, erken seçimi şu an için ikinci planda tutmaktadır. 

Yeri gelmişken M5S üzerine de değinmek gerekiyor. Liderliğini eski bir komedyen olan Beppe Gurillipo’nun yaptığı hareket, referandum öncesinde yapılan anketlerde ikinci sıradaydı, lakin Renzi’nin çöküşü, hareketi iktidara bir adım daha yaklaştırmış durumda. M5S Hareketi ortaya ilk çıktığı dönemden bu yana seçimi kazanması durumda, Avrupa Birliği’nden değil ama Avro’dan çıkma vaadi bulunuyor. M5S’in Avro’dan çıkmakla yetinip yetinmeyeceği ise şimdilik belirsizliği koruyor. Ama olası bir seçim zaferinden sonra, Avrupa Birliği’nin yeni bir ‘exit krizi ile karşılaşacağını söylemememiz için hiç bir neden de bulunmuyor. Bununla birlikte, üzerinde düşünmemiz gereken bir diğer önemli husus, ‘yükselen sağ popülizm’in, emekçi sınıfların neo-liberal siyaset(çi)lere ya da daha doğru bir tabirle Avrokrasi’ye  karşı öfkeyi,  göçmen karşıtlığı ile harmanlayarak ve hayli başarılı bir biçimde mobilize edebilir halde olmasıdır.

PEKİ YA İTALYAN SOLU?  

İtalya solu bir bütün olarak bakıldığında, referandum boyunca hayli başarılı bir performans sergiledi. Bu başarıda, elbetteki zamanında kıta Avrupası’nın en güçlü iki komünist partisinden biri olan İtalya Komünist Partisi(PCI)’nin devrimci bir yeniden kuruluş sürecinden sonra siyaset sahnesine çıkışının yarattığı heyecan dalgasının büyüklüğüdür. Diğer yandan, İtalyan solunun referandum boyunca yarattığı ivmeyi, sınıfsal-toplumsal mücadelelere devşirme imkanını üretecek yolları yaratması durumunda, nihayet eski görkemli günlerine geri dönme fırsatını yakalayacaktır. 

Şimdilik erkendir, ama ayak seslerini duymaya başladığımızı not edebiliriz.