İşte 'Çılgın proje'nin İstanbul'a vereceği zarar

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, güzergahı ve detayları belli olan Kanal İstanbul ile ilgili basın toplantısı düzenledi.



28-03-2018 20:22

Taksim’de bulunan Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda basın açıklamasını TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik okudu. 6 sayfalık basın açıklamasında proje boğaz geçişleri ve Montrö Sözleşmesi, hafriyat miktarı, Marmara Denizi, Küçükçekmece Lagünü, su havzaları ve deprem riski ile adalar başlıkları altında değerlendirildi.

Kanal İstanbul projesinin İstanbul'a etkileri şu şekilde sıralandı:

MONTRÖ'YE DE AYKIRI

Ayrıca planlanan Kanal projesiyle, 3. Havalimanına ulaşım yollarının birbirlerine paralel rotalarda olması nedeniyle de İstanbul, yaşanılabilir bir kent olmaktan çıkacak. Kanal projesinin çevresinde yeni bir yaşam alanı olarak Bakanlık tarafından hazırlanan 3 boyutlu modellerde, kanala sıfır evlerin varlığı da olası bir kazada bu bölgelere yakın alanlarda yaşayacak insanların can güvenliğini tehlikeye sokacaktır.

20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanmış Montrö Boğazlar sözleşmesine göre sadece Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin askeri gemileri için gemi tonaj sınırlama kuralları vardır. Uluslararası hukukun verdiği avantajla gemiler geçişlerinde İstanbul Boğazı’nı tercih edeceklerdir. Ayrıca yine Montrö sözleşmesinin 28. Maddesine göre Boğazlardan serbest geçiş ilkesi sonsuz olarak belirlenmiş olup boğazların uluslararası dolaşıma kapatılmasının olanağı yoktur.

600 TAŞ OCAĞINA BEDEL PATLAYICIYA İHTİYAÇ DUYULUYOR

Madencilik tekniğine göre kazının %40’ının delme patlatma yöntemiyle yapılacağı tahmin edilirse; 600 milyon m3 kayacın patlatma yöntemiyle kazılması demektir. Bunun için 300.000 ton anfo, 3.300 ton dinamit gerektirir. Bu miktar bir senede ortalama 600 taş ocağında kullanılan patlayıcı madde miktarı demektir. Eğer delme ve patlatma işleri madencilik bilim ve tekniğine uygun yapılmazsa Kanal bölgesinde ve çevresinde patlatmadan kaynaklı, yapılarda ve kazı aynalarında büyük sorunlara yol açacaktır.

DENİZİN DENGESİ DE BOZULACAK

Kanal İstanbul Projesi’nde su yolu tabanı 25 m derinlikte yer alacağı düşünülürse; bahse konu karışım olmadan aynı İstanbul Boğazı’ndaki gibi Karadeniz’den Marmara’ya jet akıntı devam edecektir. Karadeniz’den Marmara’ya ikinci bir boşalma daha sağlanacaktır (Yaklaşık 4-5 Sakarya Nehri gibi düşünülebilir). Bu durumda Karadeniz’de yükseklik farkı seviyesi azalacak, Marmara Denizinin suyu Karadeniz’e daha fazla miktarda karışacağından Karadeniz’de tuzluluk değeri %17’den yukarılara çıkacaktır. Sonuç olarak, projeyle birlikte Karadeniz’in ekosistemi ciddi ve canlı popülasyonu büyük oranda etkilenecektir.

TARİHİ DOKUYA ZARARI BÜYÜK OLACAK

Küçükçekmece Lagün Havzasında yapılan arkeolojik kazılar, yalnızca İstanbul’un MÖ 667 yılından sonra eksik kalan 4000 yıllık tarihsel boşluklarını tamamlayacak veriler sunması açısından değil tüm Trakya’da ilk kez Hitit izlerini sunan bölge olması açısından da bilim dünyasında oldukça heyecan yaratmakta idi.  “Kanal İstanbul” ile Küçükçekmece Lagünü ekosistemi ile, Lagün olma özelliği ile, kültürü ile sosyolojik yapısı ile yok edilecektir. 

SU KAYNAKLARI YOK OLABİLİR

Terkos ve Sazlıdere, İstanbul’un su ihtiyacının %28,89’unu karşılamaktadır. 3.Havalimanı, Kanal İstanbul ve İstanbul Yenişehir Rezerv Alanının yapılaşmasıyla birlikte bu bölgede bulunan su havzalarının ve tatlı su rezervlerinin yok olacağı öngörülmektedir.

TUZLANMA TARIMI BİTİREBİLİR

Jeomorfolojik yapısı gereği kayganlığı yüksek olan bölgede Karadeniz’den Marmara’ya –Marmara’dan Karadeniz’e tuzlu su akıntısı oluşurken karasal tatlısu akiferleri ve karasal sistem tuzlanacak, sadece İstanbul ve çevresini değil Trakya’ya kadar tatlı suları besleyen yeraltı akışı tuzlanma sonucunda tarım alanları ve karasal ekosistemin yıkımı Trakya bölgesini de olumsuz etkileyecektir.

DEPREMDE YAŞANACAK OLASI KAYIPLAR ARTABİLİR

Kanal İstanbul yörede insan nüfusunu ve yapılaşmayı artıracak, dolayısıyla da olası bir depremde daha fazla can ve mal kaybının yaşanmasına neden olabilecektir. Özellikle kanalın görece çürük zeminler içerisine gömülmüş olan kısımları ile Marmara’ya açılan ucunun beklenen depremden çok etkileneceği muhakkaktır. Diğer bir husus da gerek normal gerekse afet zamanında Kanal İstanbul’un İstanbul ile Trakya arasında özellikle ulaşım, tedarik ve ikmal açısından ciddi bir bariyer oluşturacağıdır.

UÇUK MALİYET

Açıklamadan sonra meslek odalarının temsilcileri sırayla söz alarak Kanal İstanbul projesine ilişkin şu değelendirmelerde bulundular:

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Nusret Suna: İstanbul’un böyle bir projeye ihtiyacı yoktur. Kanal İstanbul’un tahmini bütçesinin 40-50 milyar Euro olacağı tahmin edilebilir. Peki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi ne kadar? projenin bütçesi İBB bütçesinin 5 katıdır. Böyle bir bütçenin kentsel yatırımlara yapıldığını düşünmenizi isterim, ulaşıma, alt yapıya, kentsel planlamaya, dere ıslahına, depreme, yeşil alanların çoğaltılmasına harcandığını varsayın çok daha açık İstanbul yaşanabilir bir kent olmaz mı?

ŞEHİRCİLİK VE PLANLAMA İLE ALAKASI YOK

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Akif Burak Atlar: Kanal İstanbul projesi hiçbir bilimsel teknik dayanağı olmayan bir projedir. Bu proje bir planlama projesi, şehircilik kararı değildir. Söz konusu proje çok açık bir emlak, arazi geliştirme projesidir. İstanbul bir yanlışın eşiğinde, bu yanlıştan dönülmesi ve bu Kanal İstanbul projesinin hayata geçirilmemesi gerekiyor. Bütün kurumları bu konuda bir kez daha uyarıyoruz.  

ETKİLERİ KESTİRİLEMEYEN PROJE

Mimarlar Odası İstanbul ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı: Ortada henüz bir ÇED raporu dahi yoktur. Bu bir ön değerlendirme bile değil başvuru dosyasıdır. Yeri itibariyle Marmara coğrafyasının giderek Karadeniz ve Ege coğrafyasını ve giderek buradaki ülkeleri yaşayanları faunasını florasını korkunç derecede bir yıkımı da öngörmektedir. Çılgın olarak adlandırılan bu kanalın coğrafik, ekonomik, politik etkilerini nereye kadar götürürseniz götürün, etkileri şuan kestirilemez. Teknolojinin ve bilimin geldiği şuanda bile kestirilemez. Türkiye’nin kendi kaynaklarını kullanarak o coğrafyada inşa ettiği bir sürü petrol boru hattı var, DSİ’nin çok önemli su isale hatları var. Edirne’de yaptıkları sanayi tesislerinin kanalizasyon sistemini Yunanistan’ın karşı çıkmasıyla Ege’ye veremedikleri için Marmara’ya getiren boru hatları bulunuyor. 3. Havalimanı’nda ÇED raporunda “kuş göç yolu üzerinde bulunuyor” denmesine rağmen resmi kurumlardan “kuşlar zamanla alışır, göç yollarını değiştirir” denildi. Akla ve bilime güvenmeyen kuşların aklına inanan bu idare sakın ha sakın bu işe kalkışmasın. Bugün sadece 3. Köprü üzerinden domuzlar ve tilkiler Maslak’a iniyorsa siz düşünün.   

5 TAŞ OCAĞININ 40 KATI KAZI YAPILACAK

Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi üyesi Mehmet Makar: Çok büyük bir alanda kazı çalışması yapılacak. Algılayabilmemiz açısından şunu söyleyebiliriz.İstanbul’da 5 bölgede taş ocakları bulunuyor. Cebeci, Ayazağa, Çatalca Ömerli ve İstanbul’a Gebze’yi de kattığımız için bu beş bölgede yapılan kazıyla Kanal İstanbul’da yapılacak kazıyı karşılaştırırsak, bu beş bölgede yapılan kazının 40 katı da olacaktır.

Kanal İstanbul, şehrin Avrupa Yakası’nda hayata geçirilecek. Avcılar, Küçükçekmece, Arnavutköy ve Başakşehir ilçelerinden geçecek kanal 400 metre genişliğinde, 45 kilometre uzunluğunda ve 25 metre derinliğinde olacak. Küçükçekmece Gölü ve Marmara Denizi’ni biribirinden ayıran dar boğazdan başlayacak. Kanal, Sazlıdere Barajı ve havzasını içine alarak kuzeye uzanacak. Sazlıbosna Köyü üzerinden Dursunköy’ün doğusuna erişen kanal, Baklalı Köyü’nü geçtikten sonra Durusu ve Terkos Gölü’nün doğusundan Karadeniz’e bağlanacak.

Kanal üzerinde 6 köprü ve yol geçişi planlandı. Kanal projesinde 2 liman, 3 takımada, 2 yat limanı olacak. Çıkartılan topraklar, büyük bir havalimanı ve liman yapımında kullanılacak, taşocaklarının ve kapatılan madenlerin doldurulması için yararlanılacak. Proje nedeniyle İstanbul’un yedek su havzalarından Sazlıdere Barajı kullanımdan çıkacak. Projenin etüt çalışması iki yıl sürecek. İnşaatın yaklaşık 5 yıl sürmesi bekleniyor.