'İşimizi geri istiyoruz' direnişi 1 yaşında

Geçtiğimiz yıl 9 Kasım’da “İşimi geri istiyorum” dövizi ile Yüksel Caddesi’nde eylem yapmaya başlayan Nuriye Gülmen, Numune Hastanesi’nde direnişinin birinci yılını geride bıraktı.



09-11-2017 13:42

Nuriye Gülmen, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ndeki görevinden açığa alınmasının ardından 9 Kasım 2016’da “Açığa alındım, işimi istiyorum” dövizi ile birlikte Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde direnişe başladı. Mardin’de sınıf öğretmenliği yaparken KHK ile işten atılan Semih Özakça, iki hafta boyunca tek başına basın açıklaması yapmaya çalışan ve defalarca gözaltına alınan Gülmen’in yanında yerini aldı.

Direnişin başlarında desteğe gelen sosyolog Veli Saçılık, kendisinin de ihraç edilmesiyle birlikte eğitimcilerin direnişine katıldı. Ankara’da okulunun önünde yapmaya çalıştığı basın açıklamasını İnsan Hakları Anıtı önüne taşıyan Acun Karadağ’ın eyleme katılmasıyla birlikte Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı, “İşimizi geri istiyoruz” direnişinin sembol yeri haline geldi.

'TARİH EKMEK KAVGASININ TARİHİDİR'

Direnişlerinin 76. gününde tutuklanan iki eğitimci, 14 Eylül'deki ilk duruşmaya kaçma şüphesiyle getirilmedi. Ankara Adliyesi önünde çok sayıda kişinin gözaltına alındığı duruşma, Sincan’da görülmek üzere ertelendi. İkinci duruşmaya gelen Semih Özakça, “AKP ekmeğimle beni terbiye etmek istedi. Tarih, ekmek kavgasının tarihidir” diyerek savunma yaptı, üçüncü duruşmada da adli kontrol ile tahliye edildi.

Nuriye Gülmen ise tutulduğu Sincan Cezaevi Kampus Hastanesi’nden, Numune Hastanesi’nin yoğun bakım servisine alındı. Üçüncü duruşma öncesinde de aynı hastanenin mahkûm koğuşuna götürülen Gülmen, ifadesini almak için gelen Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti’ne “Bu şartlarda savunma yapmayacağım. Beni tahliye edin. Gelip mahkemede neden açlık grevi yaptığımı anlatayım” dedi. Üç duruşmaya da çıkarılmayan Gülmen, hastanenin tutuklu koğuşunda, gün ışığı görmeden açlık grevine devam ediyor.