İnsanı aramak: ‘Kökler, Çarklar ve Bulutlar’

Yıldız Silier, "Kökler, Çarklar Ve Bulutlar"da insanı ve insanlığın yazılacak güzel tarihini arıyor. İç sıkıntılarının, sebepsiz suçluluk duygularının, benliğimizi paramparça kılan dağlaşmış ihtiyaçların ve yalancı özgürleşme çabalarının ortasında, kapıdan gelen sahici bir ışık kendimize ve insanlığa dair umutları güçlendiriyor...

08-01-2017 10:04

Bora Murat Pektaş

Yıldız Silier ilk kitabı “Özgürlük Yanılsaması”nda özgürlüğün ne olduğunu ya da ne olmadığını, ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek sınırsız imkanlar denizine rağmen neden özgür olamadığımızı ve gerçek özgürlüğe nasıl gidebileceğimizi tartışma fırsatı vermişti bize. İnsan ihtiyaçlarının niteliğini ve sahiciliğini kendi içsel yolculuğundan yola çıkarak sorgulamıştı. Soruların cevaplarını ve yaşadığımız özgürlük yanılsamasının nedenlerini Rousseau ve Marx'ta aramıştı.

2010 yılında yazarın ikinci kitabı “Oburluk Çağı  yayımlandı. Oburluk ÇağıÖzgürlük Yanılsaması'ndaki tartışmaları ilerleterek; mutluluk fetişizmi, yabancılaşma, iç sıkıntısı, hayatın anlamı ve kadınlığın tarihsel halleri gibi sorunsallarla çizdiği çerçevede çağın ruhunu anlamaya çalışmıştı. Bu anlama çabası Mill'den Kant'a Nietzsche'den Marx'a uzanıyordu. Geçmişin büyük akılları bu tartışmalarda yol gösteriyordu.

Her iki kitap da yabancılaşmanın ve insan doğasının tarihsel kökenlerine uzanmaya çalışıyordu. Özgürlük Yanılsaması'nda “özgürlük”, Oburluk Çağı'nda ise “mutluluk” kavramları merkezde duruyordu. Bu kavramları sorunlu bir ilişkilendirmeyle bireyselliğe indirgeyen yaklaşımları eleştiriyordu Yıldız Silier.

Bu yazıya vesile olan son kitapta ise adalet(sizlik) ve onun güncel yansımalarının izlerini sürüyor yazar. Böylece, kapitalizmin insanını anlama çabasından yola çıkan, özgürlük ve mutlu olma/olamama halleri üzerine yapılan tartışmalarla çizilmeye başlayan tablo, Kökler Çarklar ve Bulutlar'da adaletin/adaletsizliğin araştırılması ile bir bütünlüğe ulaşıyor.

Kitap; “Kökler Çarklar Ve Bulutlar”,”Türkiye’den Karşılaşmalar” ve “Diğer Yazılar” isimli üç bölümden oluşuyor.

“Kökler Çarklar ve Bulutlar” bölümünde, ortaçağın cadı avlarıyla Haiti'deki köle isyanları, 1381'de İngiltere'deki köylü başkaldırısıyla günümüz ücretli köleliği arasında gidip geliyoruz.

“Türkiye’den Karşılaşmalar” isimli ikinci bölümde ise hepsi farklı politik çizgilerdeki eski ilkokul arkadaşlarının, yıllar sonra bir araya gelmesini anlatan “Eski Mezunlar Buluşması” ve toplantıda yer alan bir kadının notlarından oluşan “Figen’in Defteri “isimli bölümler yer alıyor.

Üçüncü ve son bölümde ise kişisel özerklik üzerine düşünceler, bir sinema filmi aracılığıyla anlatılan sömürgecilik karşıtı isyanlar ve İtalo Calvino’nun bir hikâyesi var.

Kökler Çarklar Ve Bulutlar “sömürgeleştirilmiş şimdiki zamanda” esir düşen insanın trajedisini ve bu trajediden kurtulma çabalarını, tarihsel referanslara dayanarak inceliyor. Kitapta hazza dayalı cinselliğin yasaklanmasının tarihine, günümüz ezilen kadın kimliğinin tarihsel sebeplerine(cadı avları), köleliğin ilk kez kaldırılışının hikâyesine(Haiti örneği), kişisel özerklik ve duyuların özgürleşmesine/tutsaklaşmasına(Marx’tan yola çıkarak ve Haziran Ayaklanması örneğiyle)  dair düşüncelerini görüyoruz Yıldız Silier’in.

Ortaçağ ve Rönesans’ta kadın bedeninin de tıpkı serflerin toprakları gibi esir edilmesini, köylülerin topraksızlaştırılmasıyla fahişeliğin ve dilenciliğin nasıl arttığını, sömürgecilik dönemlerinde üç sağlam kölenin bir öküz fiyatına satıldığını, somut bir hedefe yönelmeyen isyanların büyük gericilik dönemlerinin önünü nasıl açtığını okuyoruz kitapta. Tüm bu örneklerin, içinde bulunduğumuz çağda yaşananlarla nasıl da benzeştiğini görüyoruz okuduklarımızda. Geçmiş zamanın gölgelerinin günümüze  pek koyu tonlarda düştüğünü fark ediyoruz.

Kökler Çarklar  ve Bulutlar kurgu olarak özel bir kitap. Çalıştığı alanda pek örneği olmayan bir kurgu yapmış yazar. Şöyle ki…

“Çocukken okuyup çok sevdiğim bazı macera romanlarında, hikâyenin sonunun nasıl olacağını kısmen okuyucu belirliyordu. Örneğin, romandaki kahraman bir dönüm noktasıyla karşılaşınca, sayfanın altında ‘Ernesto’nun kaçmasını istiyorsan sayfa 16’ya mücadele etmesini istiyorsan sayfa 25’e gidebilirsin’ gibi yazılar olurdu. Ben de kitabımın böyle farklı sonlara sahip olmasını istediğim için ‘Kökler’ bölümündeki beş hikâyede, distopyaya mı (çarklar) yoksa ütopyaya mı (bulutlar) gitmek istedikleri seçimi okuyucuya bıraktım. Her hikâyenin kendi bütünlüğünü yakalamak isteyenlere ise Kökler-Çarklar-Bulutlar sırasında okumalarını öneririm.

Diğer kitaplarında da farklı anlatım biçimleri denemişti Yıldız Silier. Fakat Kökler Çarklar ve Bulutlar’da ağırlıklı olarak alışılanın dışında biçimler kullanılmış. Anlatılanların öyküleştirilmesi olaylara içerden bakmamızı sağlıyor. Böylece, kuramsal derinliği olan kimi konular cisimleşmiş halleriyle önümüze çıkıyor. Adalet kavramı etrafında dönen tartışmalar öykülerle iyi ve kötü sonlara bağlanıyor. Bu hem okumada farklı imkanlar sunuyor hem de insanlık tarihinin kimi alanlarındaki değişim ve dönüşümleri anlamayı kolaylaştırıyor.

Üstelik anlatımdaki zenginlik şiirler, şarkılar ve sinema filmlerinden örnekler ile daha da derinlikli bir hal alıyor.

Yıldız Silier Kökler Çarklar Ve Bulutlarda insanı ve insanlığın yazılacak güzel tarihini arıyor.

İç sıkıntılarının, sebepsiz suçluluk duygularının, benliğimizi paramparça kılan dağlaşmış ihtiyaçların ve yalancı özgürleşme çabalarının ortasında,  kapıdan gelen sahici bir ışık kendimize ve insanlığa dair umutları güçlendirecektir. Bu yüzden, belki de kitapta yazılan onca şeyin tek bir yeri işaret ettiğini söyleyebiliriz: Adaletin, vicdanın ve huzurun yeniden insana döndüğü başka bir dünyayı… Aydınlık fikirlerin, insana dair zenginleştiren tartışmaların ve ilerlemenin bu yeni dünyaya olan umutlarımızı pekiştirdiğine inanarak…

“İlerleme ütopyaların gerçekleşme sürecidir”


KÜNYE: Kökler, Çarklar ve Bulutlar, Yıldız Silier, Yordam Kitap, Kasım 2016, 196 sayfa