İmamlara siyaset yasağının gerekçesi açıklandı

İmamlara siyaset yasağının kaldırılması istemini reddeden AYM gerekçeli kararını açıkladı.



18-01-2018 08:44

Anayasa Mahkemesi (AYM) imamlar için 65 yıldır uygulanan siyaset yasağının kaldırılması istemini reddeden kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçede, “Demokratik ve laik devlet sisteminin, İslam dininin inançlarıyla ilgili işleri yürütmek amacıyla faaliyette bulunan bir kurum tarafından yapılabilecek olası müdahalelere karşı korumanın anayasal zorunluluk olduğu” belirtildi.

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, Eskişehir 2. İdare Mahkemesi, 'Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa'da yer alan, Diyanet’in her derecesinde görev alan personel ile ilgili “Siyasi partilerden herhangi birini veya onların tutum ve davranışını övemez. Bu gibi hareketleri tahkikatla sabit olanların, ilgili ve yetkili mercilerce işine son verilir” düzenlemesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda iptal istemi, “övme ve yerme fiilinin” net bir şekilde ifade edilmediği, kapsamının belirsiz olduğu, işine son verme cezasının ise “ölçüsüz bir yaptırım olduğu” gerekçelerine dayandırıldı. Başvuruyu reddeden AYM’nin gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçede, düzenlemenin Diyanet personelinin ifade özgürlüğüne sınırlama getirdiği ifade edildi ancak, “Anayasada, ifade özgürlüğünün Cumhuriyet’in temel niteliklerinin korunması amacıyla sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görevleri yerine getireceği belirtilmiştir” denildi.

'LAİKLİK TEMEL İLKE'

Laikliğin 1937 yılından itibaren anayasaların temel ilkesinden biri olduğu ve devletin dini inançlar konusundaki konumunu belirleyen siyasal bir ilke olarak düzenlendiğinin anımsatıldığı gerekçede şöyle denildi: 

“Anayasada Diyanet İşleri Başkanlığına anayasal bir statü tanınmış ve laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak faaliyette bulunması öngörülmüştür. Böylece devletin laik yapısı gözetilerek Başkanlığın bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalmasına anayasal önem atfedilmiştir. Demokratik ve laik devlet sisteminin, İslam dininin inançlarıyla ilgili işleri yürütmek amacıyla faaliyette bulunan bir kurum tarafından yapılabilecek olası müdahalelere karşı korunması amacıyla kurum personeline yönelik bazı tedbirlerin alınması anayasanın hükümleri gereğidir. Başkanlık personelinin herhangi bir siyasi parti lehine veya aleyhine faaliyette bulunması veya siyasi partiyi övücü ve yerici söylemlerde bulunması yasaklanarak bu faaliyette bulunanların işine son verilmesini öngören kural, kamu düzeninin sağlanması meşru amacını taşımaktadır.”

TALEP OYBİRLİĞİ İLE İPTAL EDİLDİ

Diyanet personelinin siyaset yapma yasağının iptal edilmesine ilişkin talep oybirliği ile reddedildi. Ancak AYM Başkanı Zühtü Arslan ile birlikte üç üye, siyaset yapma yasağının cezası olan “işine son verme” yaptırımına muhalefet şerhi koydu. OHAL KHK’larındaki ihraçlarla ilgili hak ihlali başvurularını iç hukuk yollarının tükenmediği gerekçesi ile reddedip OHAL Komisyonu’na havale eden AYM’nin başkanı ve üç üyesinin, işten çıkarma cezası ile ilgili “İşine son verme yaptırımının amaçla orantılı olduğu da söylenemez. İşe son verme, başvurucunun mesleki hayatında olduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkiye sahip olan ağır bir yaptırımdır. Yetkili merciye, fiilin ağırlığına, failin konumuna, fiilin etkisine, görev içinde veya dışında olup olmadığına bakmadan ve herhangi bir kademelendirme yapılmadan bu ağır yaptırımı uygulama yetkisi veren kuralın, ifade özgürlüğüne ölçülü bir sınırlama getirdiği söylenemez” değerlendirmesi dikkat çekti.