İktidarın Macbeth’ine şatonun altından bakmak

Seda Elhan, bu sezonun adından en çok bahsedilen ve beğenilen oyunlarından biri, "Şatonun Altında"yı değerlendirdi. Şatonun Altında, Shaekspeare’in Macbeth metninden Pınar Akkuzu ve Gülden Arsal tarafından uyarlanan ve performe edilen, Güray Dinçol tarafından yönetilen bir “Fiziksel Tiyatro Araştırmaları” ürünü olarak seyirciyle buluşuyor.



15-03-2017 11:46
Seda Elhan

“Şatonun Altında”, bu sezonun adından en çok bahsedilen ve beğenilen oyunlarından biri.

Oyun, Shaekspeare’in Macbeth metninden Pınar Akkuzu ve Gülden Arsal tarafından uyarlanan ve performe edilen, Güray Dinçol tarafından yönetilen bir “Fiziksel Tiyatro Araştırmaları” ürünü olarak seyirciyle buluşuyor.

İyi çalışılmış oyunculuk ve metin uyarlaması ile uzun bir emek sürecinin ürünü olan bu oyun, ülkemizde çok görmediğimiz maske oyunculuğu, grotesk oyunculuk, clown, fiziksel hikâye anlatıcılığı gibi alanlarla tanışmamıza imkân sunuyor. Bunun yanı sıra “oyun oynama”nın keyfini seyirciyle paylaşabilmesiyle de son derece kıymetli bir iş.

Fransız oyuncu, kuramcı, tiyatro eğitmeni Jacques Lecoq’un pedagojisinden yola çıkarak farklı oyunculuk stillerinin bir arada araştırılması ile hazırlanan oyunda oyuncular “bufon”lar olarak çıkıyorlar karşımıza. Bufon stili, Lecoq eğitiminde en özgün stillerden biri. Paris’teki okulunda eğitim verdiği süreçte Lecoq, farklı yerlerden gelen öğrencilerinin motivasyonları, düşleri, özlemleri, onları harekete geçiren şeylerin neler olduğu ile yakından ilgileniyor ve tam da 1970’lerde tüm Avrupa’da punk kültürünün çok popüler olduğu bir dönemde; esasen toplum değerleriyle alay etme üzerine kurulu olan bu anlayışı öğrencileri ile keşfetmeye koyularak Bufon stiline giriş yapıyor. Günümüzde soytarı, şaklaban, muzip, şakacı, dalgacı, ucube olarak adlandırılabilecek bufonlar hiçbir şeye inanmamak ve her şeyle dalga geçmek için sahnede var olmaya devam ediyorlar. Yeraltı dünyasına ait bu yaratıklar için insanlığın yalnızca bir oyun oynama, alay etme ve taklit aracı olduğu Bufon stili, toplumsal sorunlara dair sahne üzerinde özgün bir eleştiri aracı olarak karşımıza çıkıyor.

Şatonun Altında oyunu tam da böyle bir yerden yakalıyor seyirciyi; hep şatoların altında var olan ama görmediğimiz, görsek de farkına varmadığımız çamaşırcı kadınları bufonlar olarak sahnede var ederek zaten eleştirel bir noktadan başlıyor, metinden gelen durumları iyi bir şekilde sahne üzerinde yeniden biçimlendirerek de hikâyeyi farklı bir açıdan sunuyor bize.

Macbeth; kralları, leydileri, dükleri, lordları, generalleri bol; iktidar, hırs, şiddet, ölüm, intikam hikâyeleri ihtişamlı olan Shakespeare tragedyalarından biridir. Tarihteki pek çok hikâye gibi Macbeth’in hikâyesini de bugüne kadar çoğunlukla, gücü elinde tutanlardan, iktidar sınıfının kendisinden, egemenlerin tarafından dinledik. Bu kez “ötekiler”den dinliyoruz Şatonun Altında ile. Hikâye aynı evet, ama şimdi bu hikâyenin kanlı oluşu daha bir belirgin, saçmalığı daha bir aşikâr, hikâye kişilerinin acizliği daha bir ortada…

Oyun, bufonların sahnede yarattığı gizemli, karanlık, tedirgin edici dünyanın üzerine, küçük ve basit buluşların doğru yerde ve zekice eklenmesiyle pek çok göndermeye olanak veren bir üslup yakalıyor.

Oyun başlarken sahnede asılı çarşaflar karşılıyor bizi, sonra bunların arkasından iki yaratık çıkıp geliyor; sevimli ama rahatsız ediciler, kendilerine özgü sesleri, jestleri, mimikleri ile bize bakıp kıs kıs gülüyorlar, neden bilmiyoruz, biz de gülüyoruz, öylece gülüyoruz hep beraber, biraz sinirlerimiz bozuluyor sanırım. Bir süre sonra dile gelip başlıyorlar ünlü Macbeth’in hikâyesini anlatmaya. En azından bildiğimiz hikâye deyip rahatlıyoruz ama oyun boyu pek rahat vermiyorlar bize, gülüyorlar da gülüyorlar, “bak o işler öyle değil tam da” diyorlar sanki, “yapacağım, başaracağım, yeneceğim derken ve bunlar için uğraşırken çok komik oluyorsunuz vallahi” diyorlar belki, aşikâr ki dalga geçiyorlar tüm olup bitenle, biz insan evlatlarıyla.

Sonra oyun boyu, yeraltından çıkmış bu tekinsiz yaratıkların, şatonun altındaki iki çamaşırcı kadın olarak yaşadıkları belirsiz zaman aralığında tanık olduklarını dinliyoruz, izliyoruz. Bu ikili aralarında müthiş bir oyunsuluk kuruyor, her şey her an başka bir şeye dönüşerek hikâyede yerini buluyor, çocuksu oyun meraklarını hiç kaybetmeden, bazen birbirleriyle didişerek, bazen birbirlerini tamamlayarak öyle keyifle, öyle heyecanla ve öyle sinir uçlarımıza dokunan bir yerden anlatıyorlar ki bir an bakışımızı kaçırmadan izliyoruz.

Oyun boyunca, şatonun altından tanık oldukları pek çok hikâyeden yalnızca biri olan Macbeth’i anlatırken yenmek-yenilmek, başarmak-başaramamak, savaş, hırs, iktidar ve erillik üzerinden kurulan dünyanın acıklı durumunu aktarıyorlar aslında.

Kafalar karışıp da hangi kral ne zaman kraldı, o nasıl tahta gelmişti, nasıl ölmüştü diye hatırlamaya çalışırlarken aslında tarihin kanlı iktidar süreçlerinin tablosunu çiziyorlar. Ya da kafasına kendi egemen olduğu (çamaşırhane) alandaki ögelerden (mandal) yararlanarak yaptığı tacı taktığında; ya da iştahla yenen pancarın kırmızılığı her yere bulaştığında… İktidar saçmalığı, hırs, şiddet sarmalı ironiyle gözler önüne seriliyor.

Macbeth gibi güçlü bir metinden yola çıkmak, zorlukları olsa da metnin dilinin zenginliği, çok katmanlı oluşu, bol malzeme vermesi gibi pek çok açıdan rahatlatıcı bir tercih olmuş ve uyarlanmasında da altından başarıyla kalkılmış. Ama belki metin ve oyun ilişkisi tekrar gözden geçirilerek metin hafifletilebilir; zaten pek çok şey anlatan ve gösteren bir dilin yakalanmış olduğu böyle bir sahnelemede metin dışında sözünü söyleyen oyunsuluğa daha da alan açılabilir.

Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın ilk oyunu olan “Şatonun Altında” kaçırılmaması gereken çok güzel bir deneyim sunuyor seyirciye. Mutlaka izleyiniz.

“Şatonun Altında” oyunu Mart ayı boyunca her Çarşamba Kadıköy Taşra Kabare’de, 25 Mart Cumartesi İkincikat Karaköy sahnesinde izlenebilir. Ayrıca 31 Mart-1 Nisan tarihlerinde Diyarbakır’da Diyar Galeria bodrum katta eski ismi Diyarbakır Sanat Merkezi olan mekânda olacaklar. Güncel program için Fiziksel Tiyatro Araştırmaları’nın “www.facebook.com/fizikseltiyatro” facebook sayfası ziyaret edilebilir.

İyi seyirler.