İhraç edilen akademisyenlerin Dayanışma Dersleri 'Turizm ve Neoliberalizm: Türkiye Örneği' ile devam etti

İhraç edilen Barış Akademisyenlerinin düzenlediği Eskişehir Dayanışma Dersleri 'Turizm ve Neoliberalizm: Türkiye Örneği' ile devam etti.



29-12-2016 10:25
Canberk Kanlı - Eskişehir

İhraç edilen Barış Akademisyenlerinin düzenlediği Eskişehir Dayanışma Dersleri'nin 14.sü 'Turizm ve Neoliberalizm: Türkiye Örneği' başlığıyla yapıldı.

Hür düşünce, özgür bilim için' Adım Sanat'ta gerçekleştirilen Eskişehir Dayanışma Dersleri'nin 14. oturumu 'Turizm ve Liberalizm: Türkiye Örneği' başlığı Doç. Dr. Murat Emeksiz'in sunumuyla gerçekleştirildi. 

Tartışmayı 5 farklı alt başlıkta inceleyen Emeksiz; On yıllar (1980-1990-2000'li yıllar), Devlet/Sermaye, Emek-İşçi Sınıfı-Sendikalaşma, Göç-Kadın-Yapılaşma ve Dış Turizm konuları üzerinden tartışmayı yürüttü.

Turizm sektörünün sendikalaşma anlamında 1980 sonrası Türkiye'de en kötü durumda olan sektör olduğuna dikkat çeken Emeksiz, genel hatlarıyla 1980 öncesi ve sonrası olarak sendikalaşma anlamındaki verileri dinleyicilere sundu.

'TURİZM NEOLİBERALİZM'İN TAŞIYICISIDIR'

1980 öncesi 5.7 milyon sendikalı varken günümüzdeki sendikalı sayısının yaklaşık 780.000 olduğu belirten Emeksiz, esnek ve sendikasız çalışmanın emekçilere güvencesiz bir çalışmama sahası sunduğunu, bunun ise neoliberalizm'in bir zorunluluğu olduğunu vurguladı.

Neoliberalizmin kendisini sürdürülebilir kıldığı yegane öğelerinden birinin turizm olduğunu söyleyen Emeksiz; "Turizm neoliberalizmin bir taşıyıcısıdır" dedi. 

'BİZ KAMUDAN ATILMADIK KAMUYA ATILDIK'

Dayanışma dersi öncesi konuşma fırsatı bulduğumuz Murat Emeksiz, "biz kamudan atılmadık, kamuya atıldık. Bizler, bilim insanlari, bilim emekçileri; kamunun, halkın emekçileriyiz. Bugün bu derslerde bunun bir ispatı zaten" diye konuştu. 

Ders sonrasında Eskişehir Barış Akademisyenlerinden Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü Araştırma Görevlisi Betül Havva Yılmaz Barış için Akademisyenlere ve Dayanışma Dersleri'ne dair sürecin öncesi ve sonrası hakkında İleri Haber'e aktarımlarda bulundu.

'SÜREÇ, BU SUÇA ORTAK OLMAYACAĞIZ BİLDİRİSİ İLE BAŞLADI'

Dayanışma Dersleri'ne uzanan sürecin "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisiyle başladığını belirten Yılmaz, 11 Ocak Sultanahmet patlamasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarıyla imzacı akademisyenlere yönelik bir itibarsızlaştırma kampanyası hatta linç başlatıldığını, bildiriye imza atan akademisyenlerin terörist ilan edildiklerini ve sürecin böyle başladığını belirtti. Devam eden süreci aktaran Yılmaz, 15 Temmuz Darbe girişimiyle birlikte baskının, hak gasplarinin arttığını ve Anadolu Üniversitesi bünyesinde çalışan 21 akademisyenin açığa alındığını; bunlardan dokuzunun sözleşmesinin yenilenmediğini, birinin sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek bir diğerinin ise KHK ile kurumlariyla ilişiklerinin kesildiğini söyledi.

'MÜCADELEMİZİ FARKLI KANALLARDAN BESLEMEYE KARAR VERDİK'

Yılmaz, Dayanışma Dersleri'nin çıkış amacı ve derslerin devamlılığı üzerine ise şunları söyledi; "Mücadelemizi farklı kanallardan beslemeye karar verdik. Sokağa da çıkıyoruz, sokağı boş bırakmış değiliz, basın açıklamaları yapıyoruz, toplumsal muhalefetin güçlenmesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya gayret ediyoruz. Bizler akademisyeniz, bu mücadeleyi kendi alanımızdan doğru da beslemek istedik ve böylelikle Dayanışma Dersleri'ni başlatmış olduk. Türkiye'de şu an bir çok şehirde Dayanışma Akademisi var. Biz, yaptığımız işi 'akademi' başlığı altında başlatmadık fakat ilk önce burada, Eskişehir'de başladığını söylememiz yanlış olmayacaktır." 

'DERSLER ARMAĞAN EKONOMİSİ İLE YAPILIYOR'

"Mayıs 2016'dan bu yana toplam 14 ders yaptik. Dersler armağan ekonomisi usulüyle yapılıyor; girişler ücretli değil. İnsanlar özgürce gelip dinleyebiliyorlar dersleri. Sadece şunu söylüyoruz armağan ekonomisiyle ilgili; biz ortaya bir emek koyuyoruz,  en iyi yaptığımız, tutkuyla yaptığımız işi bir karşılık beklemeden armağan ediyoruz; sunduğumuz armağana yine bir armağanla karşılık vermek isteyenler olursa içinde bulunduğumuz kosullar dolayısıyla armagan kutusuna gonullerinden kopacak miktarda para bırakabiliyorlar."

'BİLİMİ ÖZGÜRLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ'

"Ama mesele sadece maddi bir dayanışma değil; biz buradaki birlikteliği çok önemsiyoruz. Ve şu iki şeyi söylüyoruz; bir, bilimi hapsedildiği kampüs sınırlarından çıkarmayı, özgürleştirmeyi hedefliyoruz çünkü biz bilim insanları olarak bilgiyi her yerde üretebiliriz ve her yerde paylaşabiliriz bunun için o kokuşmuş kurumlara, üniversitenin duvarlarına ihtiyacımız yok. Biz bunu her yerde yapabiliriz ve yapacağız yani birinci amacımız bir halk üniversitesi kurmak. İkincisi de okuldan uzaklaştırılan akademisyenlerle ne kadar olabilirse maddi bir dayanışma sağlayabilmek çünkü haksız ve hukuksuz bir şekilde işlerinden edildiler. Bunlarla birlikte bir diğer amacımız da bu dayanışmanın yalnızca bizden doğru değil, tüm Eskişehir halkından bizlere doğru olması. Sonuç olarak; diyebilirim ki hem sokağı boş bırakmamaya gayret ediyoruz hem de hikayemizi dersler vesilesiyle biraraya geldigimiz insanlara anlatarak onları da meselenin öznesi haline getirmeye çalışıyoruz."