Hukuk örgütleri: OHAL'i durdurabiliriz

Hukuk örgütleri OHAL'i durdurabiliriz başlıklı bir bildiri yayınladı.



08-02-2018 21:47

İleri Haber

Ankara'daki hukuk örgütleri bir araya gelerek, 19'uncu ayını tamamlayan Olağanüstü Hal'i (OHAL) durdurabileceklerini ilan etti. Yapılan açıklamada, OHAL'in hukuksuz bir biçimde ve keyfi olarak 7 kez uzatılmasına ve tek tip kıyafetin kabul edilmeyeceği belirtilen açıklamanın tamamı şu şekilde:

OHAL’İ DURDURABİLİRİZ

OHAL karanlığının 19. ayını tamamlamakta olduğu bu günlerde, bir kez daha OHAL karanlığını konuşmak üzere değil, hakları ve insanca bir yaşama dair özlemleri gasp edilmek istenen bizlerin, OHAL’i durdurabileceğimizin bilinciyle yan yana geldiğimizi ilan etmek üzere toplandık.

Bugüne kadar adliyelerde, sokaklarda, cezaevlerinde, hak ihlalleri nerede yaşanıyorsa orada yürüttüğümüz mücadeleyi bir araya gelerek güçlendiriyoruz. OHAL’i durdurabiliriz diyerek bugün yan yana gelen tüm hukuk kurumları, yargıç ve savcılar, avukat kolektifleri, akademisyenler ve çaba sunmak isteyen tüm hukuk insanları, yani bizler; olağanüstü hal uygulamalarına, hukuksuzluklarına karşı mücadele ederek, OHAL’i durduracak bir birliktelik yaratacağımızı biliyoruz. 

OHAL’DE HAYDİ HAK SAVUNUSUNA…

OHAL KHK’lerini hukuksal prensiplerle açıklama çabası anlamsızdır artık. Kararnamelerinin içerisine “ hukuk devleti gereği” diye yazmanın hukuk devletini getirmediği, tarihsel süreç içerisinde defalarca deneyim edilmiş ve acı sonuçlarına katlanılmıştır. Bugün OHAL rejiminde, hukuk devletinin temel öncelleri yok edilmiştir. Yaşam hakkına dönük saldırılar da dahil olmak üzere, insan hakları ihlallerinde cezasızlık idari ve adli bir pratik olmaktan çıkıp, olabilecek en tehlikeli hali ile 696 sayılı KHK ile kararname haline getirilmiştir.

OHAL KHK’larının “olağanüstü” dönem ve koşullarla sınırlı olmadığını,“geçici” bir süreç öngörmediğini, “Olağanüstü”nün “olağan”laştığı yeni bir rejimin inşası olarak okuyoruz.

Ve bu rejim;

Temel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı,
Hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin olmadığı,
Mevcut Anayasal güvencelerin askıya alındığı, yok sayıldığı,
Yasama ve yargının işlevsizleştirildiği,
Kuvvetler ayrılığı taahhüdünün, yasama taahhüdünün, suç ve cezaların yasalığı ilkesinin, masumiyet karinesinin, 3 bin yıllık savunma hakkının, bir bütün olarak adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün, gösteri hakkının, iş güvencesinin yok edildiği; yüzbinlerce insanın medeni ölüme mahkum edildiği bir rejim,
Bugün 600 milyon insanı koruma altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ve ayrıca Anayasamızın derogasyon yasağı ile koruduğu hakların dahi ihlal edildiği bir rejim,
Onanmamış ya da mecliste hiçbir parlamenter hukuk tartışmasına tabi tutulmamış KHK’ların kendileri yasanmadan yasaları kalıcı halde değiştirdiği bir rejim,
7 kez keyfi olarak uzatılan ve iktidarın yasama yetkisini tekeline aldığı bir rejim,
Keyfilik, öngürülemezlik ve belirsizliğin hakim olduğu bir rejim,
Yargının içsel olarak yürütmenin OHAL “gereklilikleri”ne uyduğu bir rejim,
Bir hukuksuzluk rejimi.

Biz bu rejim inşasına izin vermeyeceğiz. 

OHAL’de; “haydi hukuku savunmaya” diyen hukukçular bir aradayız. 

Yüzyıllardır büyük toplumsal bedeller ödenerek kazanılan temel haklarımızdan vazgeçmeyeceğimiz gibi, bu hakları adalet, eşitlik mücadelesi veren tüm toplumsal kesimlerle birlikte yükselteceğiz.

FİKİRLERİMİZİ ÖZGÜRCE İFADE EDECEK, FİKRİNİ İFADE EDENİN SAVUNUCUSU OLACAĞIZ

Bu dönüşüm sürecinde hukukçuların fikirlerini söylemesi herkes kadar bir hak ve aynı zamanda bir zorunluluktur. 

Siyasal iktidara yönelik en küçük bir eleştirinin dahi suç, hem de terör suçu sayıldığı bir süreçte, fikirlerini ifade ettiği için yargılananların, işçilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, vekillerin, aydınların avukatı olmakla yetinmeyeceğiz; Yargı mekanizması söz ve fikirlerin bastırılmasının etkili bir aracı olarak kullanılırken haklarımızı daha çok ifade edeceğiz, eleştireceğiz, mücadele edeceğiz, değiştireceğiz…

İfade özgürlüğünün, hukukiliğin, insan hakları hukukunun, adil yargılanma ilkesinin yok sayıldığı; Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasal hukuk devletinin güvencesi olmaktan uzaklaştığı/uzaklaştırıldığı bir dönemde, tüm temel toplumsal hakların güvencesi olarak ifade ve eleştiri özgürlüğünün savunucusu olacağız. 

SANIKSIZ, SAVUNMASIZ YARGILAMAYI, TEK TİP GİYİSİYİ KABUL ETMEYECEĞİZ!

Tutuklulara, henüz yargılamanın sürdüğü masumiyet karinesi aşamasında, duruşmalara getirilirken tek tip elbise giyme zorunluluğu ile savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlaline zemin oluşturulduğunu da görüyoruz. Üstelik sıkıyönetim döneminde dahi aynı uygulamayı Danıştay iptal etmişti. Ortaçağdan kalma bu uygulama ile sanıksız duruşma salonlarına hazır olun denilmektedir. 300 yıllık “Habeas Corpus” ilkesi yok edilmektedir.

Aynı KHK içeriğinde yer alan, gerekçesiz kararların ve savunma hakkı ihlaline dair hukuka aykırılıkların bozma sebebi yapılmayacağına ilişkin düzenleme de buna paraleldir. Oysa savunma hakkı ihlali bir mutlak bozma sebebidir.

Tek Tip Kıyafeti, Sanıksız savunmasız yargılamayı kabul etmeyeceğiz. 

SAVUNMAYI SAVUNACAĞIZ

OHAL’de müdafi görüşlerinin kısıtlandığı, avukatlığın idari düzenlemelerle engellendiği, soruşturma dosyalarının kısıtlılık kararları ile savunmadan gizlendiği, avukatların dosya görmeden savunma yapmak zorunda bırakıldığı, muhaliflerin avukatlığında ısrarın gözaltı ve tutuklamayı getirdiği, müdafi görüşmelerinin kayıt altına alındığı, keyfi avukat sınırlamalarının uygulandığı, dava dosyalarının savcılıkta değil gözaltı merkezlerinde oluşturulduğu, savunmanlığın tümüyle etkisiz hale getirildiği bu süreçte, en büyük saldırılardan birisi savunma mesleğine yönelik olmuştur.

Yargının işlevsizleştirildiği böylesi bir tabloda, buna direnen hukukçular ise gözaltı, yargılama, tutuklamalarla terbiye edilmeye çalışılmaktadır. Toplumsal muhalif olmak ve toplumsal muhalefetin savunmanlığını yapmak adeta suç olarak kabul edilmektedir. 

Bu düzenlemeler ile toplumun bazı kesimleri savunmasız bırakılırken, avukatlık mesleği teknik iş takipçiliğine dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Bugün verdiğimiz mücadele adil yargılanma hakkının, savunma hakkının ve mesleğimizin savunulmasıdır. Savunma hakkı ve avukatlık mesleğine yönelik her türlü saldırı karşısında duracağız. 

DUR DİYORUZ

Ülke yönetimine dair yapısal değişikliklerin KHK’larla, idari düzenlemelerle ihdas edildiği, yüksek yargının sessiz kaldığı bir süreçte onurlu hukukçular adaletin sesi olmak zorundadır.

Alışmayacağız, kabul etmeyeceğiz!

OHAL ile KHK sistemi ile amaçlanan yeni hukuksuzluk rejimini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz!

Mücadelemizle OHAL karanlığına son vereceğiz. 

-    OHAL kaldırılsın
-    Yasaları kalıcı olarak değiştiren ve OHAL ile ilgisi olmayan OHAL KHK’larının tamamı iptal edilsin,
-    Cezasızlık ve cezaevinde tek tip düzenlemesini getiren 696 sayılı KHK iptal edilsin 
-    24 saatlik avukat görüş engeline son verilsin.
-    3 avukat sınırı kaldırılsın.
-    Avukat görüş yasaklarına son verilsin. Avukatlar hakkında soruşturma açılması sebebiyle müdafilik yasağı düzenlemesi kaldırılsın.
-    TMK kapsamındaki suçlarda artık genel uygulama haline gelen kısıtlılık kararlarına son verilsin. Avukatların dosyalara ulaşımı sağlansın.
-    Cezaevlerinde avukatların müvekkilleriyle tam bir gizlilik içinde görüşmesi sağlansın. Aksi yöndeki düzenlemeler iptal edilsin.
-    Savunma Dokunulmazlığı Anayasal güvenceye kavuşturulsun.
-    Cezalandırmaya dönüşen uzun gözaltı süreleri sonlandırılsın, Anayasal üst gözaltı süresine geri dönülsün.
-    Gözaltı merkezlerindeki kötü tutulma koşulları düzeltilsin.
-    Mesleklerini ifa ettikleri için tutuklanan meslektaşlarımız serbest bırakılsın.
-    Yargı üzerindeki vesayet kaldırılsın. Yargı örgütleri üzerindeki baskılara son verilsin.
-    Anayasa mahkemesi ve yargı organlarının bağımsızlığı sağlansın.

OHAL’DE İSTEMİYORUZ!
OHAL Rejimi İstemiyoruz
ADALET, EŞİTLİK, DEMOKRASİ İSTİYORUZ.

#OHALeKarşıHUKUKÇULAR