HDP’den Alevi raporu

HDP, Alevilerin yaşadıkları sorunlarla ilgili bir rapor hazırlayarak çözüm önerilerini açıkladı.



02-11-2017 14:37
Meryem Yıldırım

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili ve PSAKD eski başkanı Müslüm Doğan, Alevilerin yaşadıkları sorunlarla ilgili bir rapor hazırlayarak, çözüm önerileri açıkladı.

Alan araştırmasından ve Alevi örgütlerinin yayınladığı belgelerden derledikleri bilgilerle oluşturulan raporda, Alevilerin toplumsal ve siyasal yaşamda karşılaştıkları sorunlar 17 başlıkla sıralandı. Raporda, söz konusu sorunlara ilişkin de madde madde çözüm önerileri yapıldı.

HDP’nin raporunda acil olarak çözüme kavuşturulması gereken sorunlar şöyle ifade edildi:

1. Devletin Alevileri tanımaması

2. Alevilerin inancına devlet müdahalesi

3. Zorunlu din dersi

4. Alevilerin kapatılmaya çalışılan dernekleri

5. Cemevlerinin yasal olarak tanınmaması

6. Cemevlerinin camilerin yararlandığı desteklerden faydalanamaması

7. Cami ve personelinin masraflarına Alevilerin de katlanmak zorunda kalmaları

8. Anne ve babanın çocuğu için tercih ettiği dini eğitimi verdirememesi

9. Alevilik inancı hakkında dini okul açamamaları

10. Din adamlarının devlet memuru olmak zorunda bırakılması

11. Devletin dini alandaki tekelini, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) aracığıyla koruyup kullanması

12.  Alevi kimliğiyle bilinen devlet memurları ya da çalışanların çektikleri sıkıntılar, uygulamaları üst düzeyde kamu görevlisi olamamaları

13.  AB 2013 yılı İlerleme Raporu’nda da vurgulandığı gibi Alevi inançlı yurttaşlara kamunun her alanında ve her kademesinde hiçbir şekilde görev verilmemesi ya da seçilememesi ( yargıda, üniversitelerde ve devlet bürokrasisinde üst düzeyde hiçbir Alevi yöneticinin bulunmaması

14. Cemevleri, tekkeler, Bektaşi dergahları masrafları, restorasyonu ve benzeri işleri için bütçeden pay ayrılması ve düzenli, denetimli olarak verilmesi.

15. Alevi köylerine zorla cami yaptırılması, cami olmamasına karşın imam atanması (İmamın bankamatik usulü devletten hak etmediği maaşı alması,

17. Zorunlu din derslerinin kaldırılması isteği yanı sıra seçmeli de olsa din dersi ve benzeri derslerde Alevilik ve Bektaşilik konusundaki bilgilerin devletin resmi ya da istediği çizgide değil, Alevi uzman ve araştırmacıların katkısıyla yazılması.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Alevi inancına yönelik yok sayma, görmeme ve egemen inanç içerisinde eritme politikalarına karşı sorunun teşhisine ve çözümüne dönük söz konusu raporu hazırladığını belirten HDP'li Müslüm Doğan, sorunlara ilişkin çözüm önerilerini ise şöyle açıkladı:

- İçi boş bir kardeşlik ve birlik/beraberlik söyleminin, sorunları çözmek yerine, üstünü örttüğü artık kabul edilmelidir. Alışagelmiş bu politikalardan vazgeçilmesi gerekmektedir.

- Alevi sorununun çözümünde bir diğer söylemsel engel de, Aleviliğin bir zenginlik olduğu biçimindeki yaklaşımdır. Bu yaklaşım, açıkça Alevi inançlarını ve Alevi nüfusunu, egemen inanç biçimleri ve nüfusu karşısında ikincilleştirmekte ve ötekileştirmektedir.

- Sorunun doğru teşhisi ve tanımı için atılması gereken ilk adımların başında, Alevilerin ve Aleviliğin “güvenlik konsepti” (yani laikliğin ve demokrasinin, insan haklarının sigortası) içinde değerlendirilmekten vazgeçilmesidir. Bu bakıştan uzaklaşmak, sorunun doğru algılanmasına ve çözümüne katkıda bulunacaktır.

- Yürürlükte olan mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türklük ve Sünni Hanefilik anlayışı üzerine inşa edilmiş ve oluşturulmuştur. Bu haliyle mevcut Anayasa, hem gayrimüslimleri, hem de Sünni/Hanefi olmayan tüm yurttaşları sistematik olarak dışlamakta, ayrımcılığa maruz bırakmakta ve birçok haklardan yoksun duruma sokmaktadır.  Buradan hareketle, eşit yurttaşlık anlayışıyla ayrımcı olmama ilkesinin tümüyle geçerli ve egemen olduğu, inançlar arasındaki bu eşitsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması adına yeni ve demokratik bir toplum sözleşmesine ihtiyaç vardır.

- Alevi sorununun, bir pazarlık meselesi haline getirilmesi kesinlikle kabul edilemez bir durumdur. Sorunu bir siyasi pazarlık meselesi haline getirmenin anlamı, Alevi toplumu tarafından, Hükümet’in kendi anlayışına uygun bir “siyasal muhatap” oluşturarak, kendi gereksinimlerine uygun resmi bir Alevilik inşa etme çabaları olarak değerlendirilmektedir ki bu da devlete olan güveni zayıflatmaktadır.

- Bir diğer konu ise, Alevilerin mutlak birliğinin dayatıldığı yaklaşımdan uzaklaşılmalıdır. Alevi toplumunun farklı sınıfsal karakteri ve farklı etnik yapıdaki durumu nedeniyle, farklı talepleri olduğu ön kabulüyle ihtiyaç temelli farklı bir siyaset ortaya konmalıdır.

- Zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmelidir. Öğrencilere ayrım gözetilmeksizin din dersinden muaf olma hakkıyla beraber, velilerin rızasına uygun başka seçenekler de sunulmak zorundadır. Tüm din ve ahlak bilgisi kitapları değiştirilmelidir. Alevi toplumlarının bilgisi ve desteği alınarak yeni bir müfredat hazırlanmalıdır. Bu konuda yapılacak olan itirazlara anayasa ve uluslararası yargı yolları da açılmalıdır.

- Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), Türkiye'de din alanındaki devletin siyasal müdahalesinin ideolojik araçlarından en önemli kamu kurumudur.

Bu nedenle söz konusu kurum yerine, hiçbir dini ve inancı finanse etmeyen, görevi sadece din ve inançlar arasında diyaloğu savunan ve bu amaçla gerekli denetimleri, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığı açısından yapan bir organizasyon kurumu inşa edilebilir.

Alevilerin de vergileriyle yürüyen Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevilere karşı geliştirilen dinsel hegemonyanın oluşturulduğu ve toplumsal alana yayılıp Alevilere ve diğer inançlara karşı mahalle baskısının üretildiği bir merkeze dönüşmüş durumdadır.

DİB’in gerek kuruluş yasası ve gerekse kendisine görev veren tüm düzenlemeler gözden geçirilerek, İslam dini alanında tekel oluşturan vasıfları ortadan kaldırılmalı,  toplumu din ve ahlak konularında aydınlatma görevi elinden alınmalı, ibadethanelerin yöneticisi olma vasfı kaldırılmalı ve denetim göreviyle sınırlandırılmalıdır. DİB, dinsel eğitim veren bir kurum olmaktan çıkarılmalı, Kur’an kursları tümüyle ilgili inanç sahiplerinin alanına terk edilmelidir. Bu alanda devlet, özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı, gelişim koşullarını gözeterek denetleyici olmalı, belirli bir yaşın altındaki hiçbir çocuk velisi istese dahi, bu kurslara kabul edilmemelidir.

- Hiçbir dini ve inancı finanse etmeyen, görevi sadece din ve inançlar arasında diyaloğu savunan ve bu amaçla gerekli denetimleri, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığı açısından yapan bir organizasyon kurumu inşa edilebilir.

- Alevilik, doğal ve batıni bir inanç ve ibadet düzeni olarak tanınmalı ve bu doğrultuda cemevleri, ibadethane statüsüne kavuşturulmalıdır.

- 667 Sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunda Alevi inancını ilgilendiren kısım kaldırılmalı, bu alandaki yasal düzenlemeler, özgürlükçü laiklik ekseninde, devletin bütün inançlara eşit mesafede duracağı ve hakem rolünü üstleneceği yaklaşımına uygun olarak yeniden yapılmalı, devlet bütün inanç merkezlerine eşit mesafede durmalıdır. Bu yasa ile el konulan Alevi Bektaşi tekkeleri, Alevi toplumuna iade edilmelidir.

- Aşure Günü ve Arap Alevileri için özel bir öneme sahip Gadir Hum Bayramı, resmi tatil ilan edilmelidir.

- Alevi köylerine zorla cami yaptırılmasından da vazgeçilmelidir.

- İlk ve ortaöğretimde ayrım gözetilmeksizin, milli eğitim müfredatının yeniden gözden geçirilmesi ve özellikle ders materyallerinin, ayrımcılığa karşı taranması ve devamla okullarda ayrımcılığın sürekli izlenmesi temel ve önemlidir.

- Kamu radyo ve televizyonculuğunda yer alan ve özellikle Sünni/Hanefi İslam biçiminin özel günlerinde yoğunlaşan, ama onun dışında da rutin olarak üretilen ve yayını sürdürülen bütün dinsel içerikli programların üretimi ve yayınına derhal son verilmelidir. Bu ülkede kamu fonlarıyla finanse edilen ve kamuya ait olan TRT, nasıl bu ülkenin diğer inançlarını, örneğin Katoliklerin, Ortodoksların, Protestanların, Yezidilerin ve Süryanilerin, Bahailerin, bütün çeşitliliğiyle Alevi topluluklarının kendi kutsal günlerinde özel program üretmiyor ve yayınlamıyorsa, aynı kural Sünnilik/Hanefilik için de geçerli olmalıdır. Bu konuda da her inanç için özel programlar yapılmalı kamu yayın tarafsızlığı tesis edilmelidir.

- Devletin ve siyasal iktidarın, nefret suçları kapsamında Koçgiri, Dersim, K.Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıyla yüzleşmesi gerekir.

- Medya ile ilgili yasalar, eşit yurttaşlık yaklaşımına uygun yeniden düzenlenmeli, ayrımcılık ve nefret suçlarına yönelik cezai yaptırımlar arttırılmalı, farklı kültürler ve inançlar arasında barışı ve kardeşliği öne çıkaran programlar yapılmalıdır. Kamu radyo ve televizyonculuğunda yer alan ve özellikle Sünni İslam biçiminin özel günlerinde (Ramazan, kandil geceleri, dini bayramlar, vb..) yoğunlaşan ama onun dışında da rutin olarak üretilen ve yayını sürdürülen bütün dinsel içerikli programların üretimi ve yayınına derhal son verilmelidir.

- Negatif ayırımcılığa yol açan mevzuat hükümleri derhal değiştirilmelidir

- Alevi toplumu, Dedelik kurumunun  DİB’e bağlanarak kadrosal ve iktisadi bir düzeye indirgenmesini kabul etmemektedir. Bu konudaki temel ilke, her inanç topluluğunun kendi dinsel gereksinimlerini kendilerinin finanse etmeleridir.

- Hacı Bektaş Veli Türbesi ve dergahı Alevilere teslim edilmelidir.

- Başta Emniyet ve Jandarma olmak üzere İçişleri, Milli Savunma, Milli Eğitim, Sağlık, Dışişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Maliye, Kültür ve Turizm bakanlıkları olmak üzere bütün bakanlıkların merkez ve taşra teşkilatları, devamla merkezi ve yerel otoriteler, sistemli ve düzenli olarak ayrımcılığa karşı farkındalık ve duyarlılık eğitimine tabi tutulmalı, bu eğitimler için Alevilerden, Alevi kurumlarından, örgütlerinden ve diğer ayrımcılığa uğrayan kesimlerden destek alınmalıdır.

- Madımak Oteli, “Utanç Müzesi” yapılmalıdır