HAZİRAN Çorlu Meclisi: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça derhal serbest bırakılsın!  

HAZİRAN Çorlu Meclisi, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir basın açıklaması gerçekleştirdi.



24-05-2017 10:09
İleri Haber - Çorlu

Birleşik HAZİRAN Hareketi Çorlu Meclisi, sürdürdükleri açlık grevi direnişinin 75. gününde evlerinin kapısı kırılarak gözaltına alınan ve ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir basın açıklaması düzenledi.

Eğitim-Sen, HDP, EMEP ve Halk-Lis'in de katılarak destek verdiği basın açıklamasında "Açlık grevlerinin 75. gününde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça gözaltıları kabul edilemez! Nuriye ve Semih derhal serbest bırakılsın!" denildi.

Birleşik HAZİRAN Hareketi Çorlu Meclisi tarafından okunan basın açıklamasının tamamı şöyle:

"Açlık Grevinin 75. Gününde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın Gözaltıları Kabul Edilemez!

Nuriye ve Semih Derhal Serbest Bırakılsın!

Basına ve Kamuoyuna,

İktidarın darbecilerle mücadele edeceğiz diyerek ilan ettiği OHAL ve çıkardığı KHK’lar ile haklarında somut ve hukuki hiçbir delil olmayan binlerce kamu emekçisi bir gecede işsiz bırakılmış ve en temel haklarını kullanabilmeleri fiilen engellenmiştir. Ülkenin üzerine karabasan gibi çöken bu hukuksuz uygulamalar nedeniyle ihraç edilen kamu emekçileri aileleriyle birlikte zor koşullara mahkûm edilmiştir. KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen eğitim emekçilerinden yalnızca ikisi olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ise Ankara’nın göbeğinde “işimi geri istiyorum” talebiyle süresiz açlık grevine başlamışlardır. Açlık Grevi Direnişçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın evleri bir gece yarısı basıldı. Özel harekat polisleri Gülmen ve Özakça'nın kaldığı evlerin kapılarını kırarak içeri girdi. Gülmen ve Özakça gözaltına alındı.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ekmek ve onur için direniyorlar. 

Ankara’da Yüksel Caddesi’nde, Meclis’in 500 metre ötesinde işlerini geri almak, hukuksuzluğa son vermek için direniyorlar.

Kendileri gibi Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlerinden atılan, işlerini geri almak için başvuracakları tüm hukuk yolları kapatılmış, mesleklerini icra edebilecekleri başka bir işe girmelerinin önü fiili olarak kapatılmış meslektaşları için direniyorlar.

Bu ülkede artık unutulmuş bir kavram olan adalet için gün gün bedenlerinden eksilerek direniyorlar.

Zor kullanmaktan başka hiç bir yönetme becerisi kalmamış bir zülüm iktidarına karşı onurun açlıkla terbiye edilemeyeceğini göstermek için direniyorlar.

Direnişin talepleri haklı ve meşrudur.

Kaosu bir yönetme tarzı olarak benimseyerek memleketi bir katliamlar ülkesi haline getirenlerin sözde ‘huzur ve istikrar’  adına eşit ve özgür bir dünya isteyen, laik ve bilimsel eğitim için mücadele eden eğitim emekçileri vatan haini ilan etmeleri gayri meşrudur.

Böylesi bir direniş, zor yoluyla engellenemez.

Savcılığın ‘yakalama kararı’nda, “eylem ölüm orucuna dönebilir, Gezi, Tekel benzeri eylemlere sebep olabilir” ifadesi yer alıyor.

Ne büyük, ne amansız bir korku!

Korkuyorlar. Halktan, haklı taleplerinin halk tarafından sahiplenilmesinden, başka hak arayışlarına emsal oluşturmasından korkuyorlar. Gezi, tekel direnişi düşüyor akıllarına, uykuları kaçıyor. O yüzden gece vakti kör uykularda kapıları kırarak her gün orada gözlerinin önünde olan insanların evlerini basıyorlar.

Korkuyorlar, korkmakta haklılar da.

Kaybedeceklerini biliyorlar, o yüzden saldırıyorlar.
Cesaretimizi kırmak, sesimizi kısmak istiyorlar.

Ama korkunun ecele faydası yok.

Dayatılan korku ve şiddet iklimine rağmen bu ülkede laikliğin, barışın ve kardeşliğin kazanacağına inanıyoruz.

Buradan sesleniyoruz. 

AKP iktidarı direniş alanına gece gündüz polis baskınları yapmaktan vazgeçmelidir.

Yapılması gereken haksızlıklara son verecek adımlar bir an önce atılmalıdır.

OHAL Kaldırılmalı, KHK’lerle haksız yere işinden atılan emekçiler işlerine iade edilmelidir.

Hiçbir saldırı, hiçbir zorbalık Nuriye’nin, Semih’in ve bizlerin sesini susturamayacak.

Bizleri ihraçlarla, baskı ve tehditlerle susturabileceklerini ve sindirebileceklerini sananların büyük bir yanılgı içine düştükleri açıktır. Baskıyla, tehditle, ihraçla, açığa almakla hiçbirimize diz çöktüremeyeceksiniz.

Bu hukuksuzlukların üstesinden hep birlikte, el ele vererek ve örgütlü mücadelemizi yükselterek geleceğiz.

Üzerimize çöreklenen bu karanlığın son bulması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ilan ediyoruz; Laik ve bilimsel bir eğitim için, eşit ve özgür bir yaşamın kurulması için herkesi birlikte mücadeleye çağırıyoruz.

Ülkemizin tüm vicdanlı insanlarını onların sesine ses olmaya çağırıyoruz.

Seslerine Ses Olalım! Ses olalım ki ekmek, onur ve yaşam kazansın!

Birleşik Haziran Hareketi Çorlu Meclisi"