Halil Bozkurt: 'TKP ile 1958 yılında tanıştım...'

“Örgütlerin yığınsal düşüncelerini bireysel düşüncelerin üzerine çıkarma zorunluluğu vardır. Gelecek nesiller bu yanlışlığı mutlaka aşacaktır.”



10-09-2016 01:23
İleri Haber

TKP’nin 96. kuruluş yıldönümünde partisiyle 1958 yılında tanımış ve on yıllar boyunca TKP saflarında mücadele etmiş Halil Bozkurt ile bir röportaj gerçekleştirdik. Suphiler, 1950 TKP’sini ve günümüzde sosyalist siyasetin görevleri üzerine konuştuk. 

Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım isterseniz. Bize TKP ile olan ilişkinizden, bu ilişkinin başlangıcın itibaren günümüze gelen gelişmelerden, yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

TKP ile illegal olduğu dönemde 1958 yılında tanıştım. O yıl memur olduğum için birlik dayanışma öğretmen grubunda faal olarak çalışmamı istediler. Bergama’da etkin bir çalışma ile işe başladık. Birlik dayanışma hareketini başlattık. Öğretmen hareketi içerisinde sendikal direnişi başlattık. TÖB-DER’in merkez toplantısına Bergama temsilciliği adına katıldım. TKP Türkiye’deki komünistlerin örgütlenme hakkını kazanınca İzmir İl Örgütüne ikinci üye olarak kaydımı yaptırdım. Bergama’daki örgütlenme hareketini başlattık. Bergama şubesinin ilçe başkanı görevinde bulundum. Bir kadın arkadaşımızı aday göstererek ilk yerel seçimlere katıldık. Devamında gelen genel seçimlerde aktif bir politika ve propaganda sonunda Türkiye ortalamasının dört katından fazla oy aldık Bergama’da.

Bildiğiniz gibi bugün TKP’nin 96. yıl dönümü, TKP üyesi olduğunuz tarihte komünistler Suphi ve On Beşleri nasıl anlamlandırıyordu? Bugün Türkiye’li komünistler On Beşler’ baktıklarında ne görmeliler?

On Beşlerin Bakü çalışmalarını takdir ve sempati ile okuduk. Doğru bir politik çizgi içerisinde olduklarını saptadık. Komünist mücadelenin evrimine uygun bir politika gütmeleri Türkiye komünist hareketine önemli katkılar koymalarını övünçle karşıladık. Bugünkü görevimiz bunu partinin örgütlenme stratejisinin içinde değerlendirip gerçek sorunumuz olan emperyalizmi aşmak komünist öğretinin ilkelerini yaşam felsefesini topluma barış ilkeleri içerisinde ısrarla ulaştırmak olmalıdır.

YIĞINSAL DÜŞÜNCELER BİREYSELLİĞİN ÜZERİNE ÇIKMALI

Peki 1950’lerdeki komünist siyaset ile günümüze baktığınızda ne gibi farklılıklar ve süreklilikler görüyorsunuz?

Sovyetler Birliği’nde yaşanan gerici dönüşüm, komünist ilkelerin uygulanmaması çağımızın olumsuzluğudur. Artık mücadele alanımız tüm dünya ülkeleridir. Bu zorlu savaşı gerekli bilimsel yöntemleri kullanarak zor da olsa aşacağımıza inanıyorum.

Dünya krizlerinin kapitalistlerin yöntemiyle çözülemeyeceği ortadadır. Bugünkü yapıyla insanların geleceği kurması imkânsızdır. Yeni düzen savaşsız sömürüsüz temel üzerinde kurulacak. Güzel günler göreceğiz. Bu çirkin düzeni mutlaka aşacağız.

Son olarak, günümüzde sosyalist siyasetin görevleri ve sorumlulukları hakkında ne gibi düşünceleriniz var?

Marksistlerin bugün aradığı yeni düzen mücadelesi partileşme süreci komünistlerin yüz karasıdır. Bu sürece olumsuz bakmak yetmez, düzeltilmesi kaçınılmazdır. Tüm örgütler, geleceğe dönük örgütlenmeyi doğru yapmak için gerçek öz eleştirilerini toplumla tartışmak zorundadır. Kariyerizm sakınacağımız yanlış bir tavırdır. Örgütlerin yığınsal düşüncelerini bireysel düşüncelerin üzerine çıkarma zorunluluğu vardır. Gelecek nesiller bu yanlışlığı mutlaka aşacaktır. Komünist örgütlenmelerin, parti örgütlenmelerini çağdaş bir yorumla tekrar gözden geçirmeleri zorunludur. Bu süreci geçirdiğimiz olumsuzlukların eleştirisiyle aşacağımıza inanıyorum.