Finansal tsunami dalgası yükseliyor

"Bugün mecbur kılındığımız para sistemi, içinde alışkanlıktan, hatta zorunluluktan 24 saat boyunca sigara içilen bir mühimmat fabrikası gibidir. Bu şekilde sonsuza kadar gidilemez. Gelecek kriz, yanan bir sigaranın yazın en sıcak günlerinde çalılıklara dikkatsizce atılması ile çıkabilecek bir orman yangını kadar kesindir. Başka bir deyişle çevremizde şiddeti şimdiye kadar yaşananları geride bırakacak bir tsunami dalgası yükselmektedir. "



03-02-2018 09:01

Çeviri: Özer Erdin

Banka kartelleri uzun bir zamandan beri dünyanın gerçek egemenleridir. Finans dünyasında çalışanların yıllardır ‘Fiat parası’ olarak piyasalarda pazarlayıp taklit etmekte oldukları paranın en geç 1971’den itibaren gerçek para değeri ile hiçbir ilişiği kalmamıştır. Vietnam Savaşı esnasında ABD’nin devasa boyutlara ulaşan borçları nedeniyle başkan Nixon ABD dolarının altına bağlı olarak değer görmesine son vererek, hükümet erkini Beyaz Saray’dan Wall Street’e taşımış oldu. Geçen zaman içinde ise bankalar öylesine güçlendiler ki, artık tekil bir banka memuru bile tek bir tuşa basarak çok büyük meblağları hareket ettirebiliyor. Hatta bu meblağlar orta büyüklükteki birçok devletin bir yıllık gelirinden bile daha büyük olabiliyor. Bu kaldıraçlar ile donanımlı olan büyük bankalar birliği de kendi ıslığına göre dans etmeyen her siyasetçiyi diz çöktürebiliyor.

Ancak vurgulanması gerekir ki, artık bu tarz güç oyunlarına nadiren başvurulmaktadır, çünkü finans kurumlarının döner kapı politikası oldukça etkilidir. Çok uzun bir zamandan beri hükümetlerin karar verici kadroları direkt olarak banka sektöründen gelen danışmanlar ile çevrilidir. Örneğin, Avrupa Merkez Bankası’nın başkanı olan Mario Draghi Goldman Sachs’dan gelmektedir.

Klasik banka işleri ile yatırım bankacılığını birbirinden kesin olarak ayırmak için 1932 yılında ABD’de çıkarılmış olan Glass-Steagall-Act yasası 1999 yılında yeniden yürürlükten kaldırıldı. Peki, 20. yüzyılın 30’lu yıllarında yaşanmış olan büyük ekonomik buhrana neden olan yanlışlardan hiç mi ders alınmadı? Ya da şöyle söylersek, söz konusu önlem yasasını çöpe atan Bill Clinton’ın kafası Monica Lewinsky’de miydi? Elbette bunu bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey, 2008 Krizi’nin sistemin kendisine servis yapma karakterinde hiçbir şey değiştirmemiş olduğudur. Başka bir deyişle gelirlerin özelleştirilmesine, zararların devletleştirilmesine devam edilmiştir. Lehman Brothers Bankası’nın neden olduğu 2008 Krizi’nin patlak vermesinden hemen sonra astronomik sübvansiyonlar yeniden ödenmiş ve bu nedenle ortaya çıkan finans ürünleri ile büyük bankaların kumar masalarında yaratılan spekülasyon balonları yeniden devreye girmiştir.

Bugün mecbur kılındığımız para sistemi, içinde alışkanlıktan, hatta zorunluluktan 24 saat boyunca sigara içilen bir mühimmat fabrikası gibidir. Bu şekilde sonsuza kadar gidilemez. Gelecek kriz, yanan bir sigaranın yazın en sıcak günlerinde çalılıklara dikkatsizce atılması ile çıkabilecek bir orman yangını kadar kesindir. Her kim ki, gırtlağına kadar suyun içinde olduğu için yangının kendisine zarar vermeyeceğini düşünürse, o kişi sadece suyun yükselmekte olduğunu unutmakla kalmayacak, aynı zamanda kendisini çevreleyen üçgenin köpek balıklarına ait olduğunu da gözden kaçıracaktır. Başka bir deyişle çevremizde şiddeti şimdiye kadar yaşananları geride bırakacak bir tsunami dalgası yükselmektedir. Öte yandan 2008’deki krizde bankaları kurtarmış olan tüm çareler tüketilmiştir. Yani içinde bulunduğumuz geminin cankurtaran filikası artık yoktur. O halde bizleri bekleyen nedir? Çarpacağımız kayalıklara ne kadar uzağız? Ve neden para sistemimizin bu berbat durumundan hiç ders çıkartmayız? Eskiden küçük harflerle yazılıp, gözden kaçırılan gerçekler, günümüzde medya tarafından önemsiz gerçekler olarak gösterilmektedir. Bizi bankalar ve medya aracılığı ile aptal yerine koyuyorlar.

Kaynak: Ernst Wolff, Linke Zeitung