Erdoğan: Zarrab davası Türkiye'ye karşı kurulmuş bir komplo

Zarrab davasının Türkiye'ye karşı kurulmuş bir komplo olduğunu söyleyen Erdoğan, "Davanın iddianamesindeki komplo iddiası doğrudur. Ama bu komplo Amerika'ya değil, Türkiye'ye karşı kurulmuş bir komplodur" diye konuştu.



05-12-2017 12:11

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuşuyor.

"Amerika'daki dava, hukuk, adaletle ilgili olmayan bir cambaza bak cambaza oyunudur" diyen Erdoğan, "Pek çok kuş birden vurulmak hedefleniyor. Birisi, Suriye ve Irak'taki projeye hız verilmek istenmesidir. Davanın projesi Amerikan yönetimi içindeki bir gruba aittir. Amerika'da ülkemizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir süreç yaşanıyor" dedi.
Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

'ZAT ŞİMDİ ZARRAB DAVASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR YAPACAKMIŞ'

Ana muhalefet partisini başındaki zatın, grup kürsüsüden sallandığı kağıtların yalan olduğunu ifade ettik. İpliğini pazara çıkardık. Buradan bir kez daha söylüyorum. Cumhurbaşkanının ve yakınının bu tür dolandırıcılıklarla asla alakası ve işi yoktur. Yurt dışına gönderilmiş herhangi bir paraları da söz konusu kesinlikle değildir. Ana muhalefetin, ana hıyanetin başındaki zata çağrımı tekrarlıyorum. İddiasını ispat etmiş olsaydı ben siyaseti bırakacaktım, Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılacaktım. Aynı onurlu tavrı kendisinden bekliyorum. Salı gününden bu yana CHP'nin başında bulunduğu her günü bu zatın sözünü tutamadığı halde gereğini yapmadığı bir zaman olarak kaydediyorum. Bu zatın "Yüzde 40 oy alamazsam gereğini yaparım" dediğini, ekranlar buna şahit, kılını kıpırdatmadığını da biliyoruz. Geçen hafta uyuşturucu kullanımı ile ilgili Meclis araştırma önergesi verdik, AK Partililer reddetti dedi. Halbuki bu önerge 2 Kasım'daki oturumda AK Parti'nin desteği ve katkısı ile kabul edilmiştir.  Yalanlarla öylesine beyni bulanmış ki gerçek hayatta neler olup bittiğinden haberi yok. Bu zat şimdi de Amerika'nın ülkemize karşı silah gibi kullanmaya çalıştığı Zarrab davası ile ilgili açıklamalar yapacakmış. Madem bu mesele ile ilgili birkaç hususu paylaşmak isterim. 

'28 ŞUBAT DÖNEMİNE BENZER BİR SÜREÇ YAŞANIYOR'

Amerika'daki dava, hukuk, adaletle ilgili olmayan bir cambaza bak cambaza oyunudur. Pek çok kuş birden vurulmak hedefleniyor. Birisi, Suriye ve Irak'taki projeye hız verilmek istenmesidir. Davanın projesi Amerikan yönetimi içindeki bir gruba aittir. Amerika'da ülkemizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir süreç yaşanıyor. Eski yönetim bakiyesi bir grubun ülkemiz konusunda Trump yönetiminin iradesine aykırı olarak yönetim izlediği anlaşılıyor. Bizim muahtabımız sayın Trump'tır ve öyle de kalacaktır. Bizi yargılamalarının niyeti onbinlerce kilometrelik terör koridorudur. Şantaj aracı olarak kullanmak üzere gündemde tutulduğu açıkça görüldü. 

'YOLSUZLUK SORUŞTURMASI, DAVASI YOK'

İddianameye göre Türkiye İran'dan aldığı doğalgazın parasını, İran'a aktarmış. Davanın sanıkları, bu amaçla Amerika'yı dolandırmak, yasaları ihlal etmek, kara para aklamak için komplo kurmakla suçlanıyor. Amerika'nın İran'a yaptırımlarını en başta kendi şirketleri olmak üzere Batı'nın başka şirketleri delmiştir. Ya haberleri yok, ya da provokasyon devam ediyor. Ekonomik bir suçun cezasının da ekonomik olacağı ilkesi sebebiyle haksız bile olsa bu yöndeki işlemlerin tartışmasının kendi zemininde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Burada farklı bir yol izlenmiş ceza davası açılması yoluna gidilmiştir. Ülkemizi uluslararası alanda karalamaya yönelik mizansen sergilenmektedir. Bu davanın Amerikan kamuoyundaki yansımalarına baktığımızda ise bambaşka bir manzara ile karlılaşıyoruz. Zarrab davasını Amerikan medyası, Rusya, Flynn ile beraber değerlendiriyor. Oratada FETÖ'nün ve ana muhalefetin güdümündeki bir takım çevrelerin iddia ettiği gibi bir yolsuzluk soruşturması, davası yoktur. Özünde de böyle bir iddia söz konusu değildir, zaten de olamaz. 

'İRAN'LA TİCARETİMİZDE HAKLI OLAN BİZİZ'

Amerika'daki iddiaların değerlendirmesini bizim yargımız yapmıştır. Hükmünü de vermiştir. Siyasi bir faturası olacaksa onu kesecek olan da bizim milletimizdir. İran'la ticaretimizde haklı olan biziz. Bağlayıcılığı olan BM kararlarına uymuştur. Türkiye-İran sınırı 1639 yılında belirlenmiştir. İran'la ticaretimizin ana kalemini, doğalgaz, petrol ithalatımız oluşturuyor. İran'dan petrol ithalatımızı belli bir oranda da düşürdük. Pek çok ülke ithalatını azaltmadılar. Amerika'nın kendi marka firmalarının bugün İran'da ürünleri var. 

'ABD'NİN TÜRKİYE'YE KARŞI BİR PLANI OLDUĞU AÇIK'

Türkiye'nin ABD'ye karşı bir planı yoktur. Ama ABD'nin Türkiye'ye karşı bir planı olduğu açıktır. Kuzey Suriye'nin en doğusundan al, şöyle en batısına kadar bir terör koridoru var. Geçenlerde de söylemiştim: Yaklaşık 1300'dü TIR olarak, bu sayılar tırmandı 3000'nin üzerine çıktı, bu TIR'larla mühimmat bölgeye geldi. Bu silahlar bölgeye niye gelir? Nerede kullanacak bunu Amerika? Kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya.

'İSRAİL'LE  İLİŞKİLERİMİZ KOPMA NOKTASINA KADAR GİDEBİLİR'

ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımlama yönündeki haberler için üzüntümü iletiyorum. Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisidir.  Filistin halkının yaraları kanamaya devam ederken, her gün zulümler sürerken İsrail'e destek olarak böyle bir kararın alınması sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda insanlık vicdanına vurulmuş ağır bir darbedir. İİT dönem başkanı olarak bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Böyle bir adım atılırsa İİT zirvesini İstanbul'da toplayacağız. Sadece bununla kalmayacağız, bu liderler zirvesi ile çok önemli etkinliklerle tüm İslam dünyasını hareketlendireceğiz. Zira, sıradan bir olay değil. ABD bütün işleri bitirdi de şimdi bu mu kaldı? Bu adım diplomatik ilişkilerimizi İsrail'le koparmaya kadar gidebilir.