Emperyalizmin birleştirdiği yol: AKP - ÖSO dostluğu

AKP’nin artık “kadim dostu” diyebileceğimiz Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile ilgili tartışmalar uzun bir süre sonra yeniden ülke gündemine otururken, AKP cephesi hiçbir dönemde olmadığı kadar, bu dönemde dostuna sahip çıkıyor.



30-01-2018 13:10

Tugay Candan / tugaycandan@ilerihaber.org / @TugayCandan1312

II. Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan çift kutuplu dünyanın Kuzey Afrika ve Ortadoğu gibi bazı bölgelerinde, yüzünü sosyalizme dönen ve kurtuluşu sosyalizmin kazanımlarımda gören halkçı iktidarlar o dönem emperyalizm tarafından kabul gördüyse de reel sosyalizmin aldığı yenilginin ardından, emperyalizmin hedefi haline gelmekten kurtulamadı.

Emperyalistlerin, zaten bir süredir kurdukları dirsek temasıyla altını oymaya başladıkları bu ülkeler, 2000’li yılların başlarındaki Afganistan ve Irak işgallerinin ardından iyiden iyiye hedef haline geldi ve kendi içlerinde yaşadıkları toplumsal sıkışmalar da buna deyim yerindeyse ‘tuz, biber oldu.’

(Mısır'ın halkçı Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, Tahrir Meydanı,1960'lı yıllar...)

2011 yılının hemen başında Tunus’ta patlak veren halk gösterilerinde sosyalist hareketin örgütsüzlüğünden de kaynaklı bir müdahale zemini gören başta ABD olmak üzere emperyalistler, Tunus’un ardından “domino etkisi” dedikleri Mısır ve Libya gibi, kendilerine sosyalizmi hatırlatan bir dönemin bu halkçı iktidarlarını sona erdirmek ve Kuzey Afrika’da yeniden istedikleri gibi at koşturmanın fırsatını eline geçirmiş oldular.

Buralara yapılan müdahalede, ABD’nin bölgedeki belki de en eski dostu olan ‘Müslüman Kardeşler’ isimli cihatçı örgüt büyük rol alırken, Libya örneğinde direkt NATO’nun askeri müdahalesi de görüldü.

Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetiminin sona ermesiyle iktidara ortak olan Müslüman Kardeşler, ilk icraat olarak meclise ‘erkeklerin, ölmüş eşleriyle ilk 6 saat ilişkiye girebilmelerini’ öngören yasa tasarısını getirdiler. Libya’da ise bugün Muammer Kaddafi’yi vahşice katleden cihatçılar tarafından kurulan ve büyük tepki toplayan köle pazarları mevcut.

(Tunus'ta bir halk eylemi, 2011...)

Öte yandan Kuzey Afrika hattından doğuya doğru ilerleyen “domino etkisi”nde sıra Suriye’deydi. Suriye’de sosyalizmin dünyada bir güç olarak var olduğu dönemde kurulan Baas Rejimi, halkçı niteliğini uzun süre korumuşsa da içerisinde barındırdığı Müslüman Kardeşler uzantılı cihatçılar ile dönem dönem karşı karşıya geldi.

Emperyalistler ise bölgede kendilerine sosyalizmi hatırlatan son ülke olan Suriye’deki dostlarını büyük bir yalan ve manipülasyon kampanyası yürütüp harekete geçirerek “domino”yu tamamiyle yıkmanın hesaplarını yapmaktaydı.

AKP BÖLGEDE ABD’NİN İZİNDE

Kuzey Afrika’daki gelişmeleri büyük bir coşkuyla karşılayan AKP iktidarı, Davos’la başlayan ‘bölgenin ağabeyliği’ ve yeni-osmanlıcılık hayallerini müttefiki ABD’nin bölgedeki planları üzerine kuruyor ve Recep Tayyip Erdoğan, Türkiyeli patronlarla birlikte Libya’ya giderek, emperyalistler ile cihatçıların yerle bir ettiği Libya’yı yeniden ‘kendilerinin inşa edecekleri’ iddiasında bulunuyordu.

Suriye’de başlayan savaşın ardından da bir dönem samimi göründükleri Beşşar Esad’a sırtını dönen AKP, derhal ABD’nin Suriye’deki fedaisi olmayı talep ediyor; gerek yalan, manipülasyon ve kışkırtmalara ortak olarak; gerek ise ülke sınırlarını Suriye’de katliamlar yapan cihatçılara açmaya hazır olduğunu göstererek, bu göreve ne kadar layık olduğunu ispatlamaya çalışıyordu.

ÖSO: ‘ILIMLI İSLAMCI DEVRİMCİ MUHALİFLER’

İşte böyle bir ortamda başlayan dostluk, AKP’nin ÖSO’ya o dönem “ılımlı İslamcılar”, “devrimciler”, “muhalifler”  gibi adlandırmalarıyla hayat buluyor ve Suriye’de kadın-erkek-çocuk ayırmadan katliam yapan cihatçılar Türkiye’deki hastanelerde tedavi olup, güney sahillerindeki tatillerle ödüllendiriliyorlardı.

Sınırın Türkiye’ye bakan kısmında kurulan kamplarda ÖSO’lulara eğitim verildiği ve ÖSO’luların bu kamplardan sınır komşusu Suriye’ye saldırılarda bulunduğu iddiaları dilden dile konuşuluyor ve bir süre sonra AKP tarafından bu iddialar artık gizlenemeyecek boyutlara ulaşarak doğrulanıyordu.

Suriye’nin, “domino”nun başındaki Kuzey Afrika ülkelerine benzemediği, yapılan manipülasyonlara rağmen ortaya çıkıyor ve IŞİD gibi daha vahşi bir cihatçı aktöre ihtiyaç duyan ABD, ÖSO’yu gözden çıkarmaya başlıyordu.

(Bir ÖSO militanı, Afrin saldırısı öncesi...)

AKP ise Haziran Direnişi’nin ardından suya düşen yeni-osmanlıcılık hayallerini kurtarmak için ÖSO’ya verdiği destekten vazgeçmiyor, bir süre sonra ülkenin çeşitli yerlerinde bombalı eylemler yaparak birçok yurttaşı katledecek olan IŞİD’e ise “öfkeli Sünni gençler” olarak bakıyordu.

‘ESED’ KURTARMADI, YENİ HEDEF KÜRTLER

Bu arada Suriye’nin kuzeyinde IŞİD’e karşı kora kor bir savaş veren Kürt kantonları, AKP’yi rahatsız ediyor ve Esad yönetiminin direnci de buna eklenince AKP Suriye’deki rol kapma hevesini yavaş yavaş “Esed” manipülasyonundan, Kürt manipülasyonuna doğru kaydırıyordu.

Suriye’nin kuzeyinden kovulan kadim dost ÖSO, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Kürt bölgesine yapılacak direkt müdahalelerle bölgeye yeniden yerleştirilmek isteniyor ve hem Kürtler’in bölgeden yok edilmesi, hem de ÖSO’lulardan oluşturulacak bir tampon bölge ile Esad’a karşı yeniden toplanmış bir kuvvet çıkarmanın hesapları yapılıyordu.

AKP’liler tarafından “IŞİD’e karşı” yapıldığı iddia edilen Fırat Kalkanı Harekatı bu düşüncenin ilk adımı olarak hayata geçirilirken, uzun süredir tehdit edilen Afrin’e de geçtiğimiz günlerde bu düşünceyle saldırı düzenlendi.

‘YERLİ VE MİLLİ BİR KUVVET: ÖSO’

Hem Fırat Kalkanı Harekatı, hem Afrin saldırısında TSK’ya refakat eden ÖSO, saldırıya destek veren CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “ÖSO’nun El Kaide uzantılı olduğu ve dikkat edilmesi” konusunda yaptığı açıklamanın ardından ülke gündemine oturdu.

AKP cephesi yapılan bu açıklamaya çok sert tepki gösterdi. AKP İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, Altay’ın açıklamasını “skandal” olarak nitelerken, ÖSO’yu “yerli ve milli bir kuvvet” olarak niteledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da ÖSO’yu “terörist” olarak adlandıranlara hakaret ederek,

ÖSO’yu Türk askerine benzetti.

Öte yandan AKP Sözcüsü Mahir Ünal’da “CHP ÖSO’dan ne istiyor?” diye sorarak, CHP’nin ‘milli duruş’unun iki gün sürdüğünü söyledi.

Bu tartışmalar ilerleyedursun AKP’nin kadim dostu ÖSO gerek emperyalizmle olan ilişkileriyle, gerek kökenleri itibariyle, gerekse de Suriye savaşının başından itibaren işlediği insanlık suçlarıyla, ‘AKP’ye layık bir dost’ olduğunu ispatladı.

Fehim Taştekin’in önceki gün yazısında belirttiği gibi birçok gruptan oluşan ÖSO’nun barındırdığı bu grupların sicili ise bir hayli kabarık durumda.

Erdoğan’ın “Ben kendilerine kefilim” dediği ÖSO’nun sicilinin bir bölümünü incelemek bile bu örgütün bölge halkları için yarattığı vahşeti görmeye yetiyor. İşte ÖSO’nın siciline işleyen vukuatlarından bazıları:

IŞİD’E ‘TRANSFER OLAN’ KOMUTAN

IŞİD’in ortaya çıkmasının ardından emperyalistler tarafından ikinci plana atılan ÖSO, birçok üyesini IŞİD’e kaptırarak bölgede sayıca da küçüldü. ÖSO’nun da en az IŞİD kadar bir emperyalist proje olduğu ve cihatçı terörü uygulamak konusunda IŞİD’den geri kalmayacağı düşünüldüğünde normal olan üye kaptırmanın su yüzüne çıkan en önemli ismi Suriye’nin güneyinde yer alan Dera vilayetinde 46. Tümen adlı ÖSO grubunun komutanı Muhammed el Helak oldu.

Birçok cihatçı teröristle birlikte adres değiştiren Helak, ÖSO’nun 46. Tümeni’nden deyim yerindeyse ‘transfer olarak’ IŞİD’in Halid bin Velid Ordusu’na geçti.

NUREDDİN ZENKİ TUGAYLARI: AKP’NİN ÇOCUK ÖLDÜREN DOSTLARI

ÖSO içinde yer alan ve özellikle Türkiye ile Suudi Arabistan’dan yoğun destek alan “Nureddin Zenki Tugayları” isimli çete 2016 yılında yayınlanan bir video ile gündeme gelmişti.

O dönem cihatçıların elinde olan Halep’in Hanzarad Kampı’nda 12 yaşındaki bir Filistinli çocuğa “Esad’ın askeri” denilerek işkence edildiği ve en son da çocuğun kafasının kesilerek katledildiği görüntülerin yer aldığı video o dönem büyük tepkiye sebep olmuştu.

FARUK TUGAYI: ÖLDÜRDÜKLERİ ASKERİN CİĞERİNİ YİYEN ‘ILIMLILAR’

ÖSO’nun bünyesinde barındırdığı başka bir çete olan Faruk Tugayı’nın adı birçok katliamla anılsa da en çok dikkat çeken vahşeti 2013 yılında Suriye’nin Humus kentinde çekilen görüntülerle ortaya çıktı.

Örgütün kurucusu olan Ebu Sakar isimli cihatçı teröristin, elinde tuttuğu bir bıçakla öldürülen bir Suriye askerinin ciğerini sökerek yediği ve “Beşşar köpeğinin askerleri, sizin de ciğerlerinizi söküp böyle yiyeceğiz" diye bağırdığı görüntüler o dönem büyük tepki topladı

Olayın ardından bir açıklama yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü ise, videodaki kişinin Faruk Tugayı’nın kurucusu Ebu Sakkar olduğunu doğruladı.

‘IŞİD’Lİ KARDEŞLERİMİZLE ARAMIZ ÇOK İYİ’

Mayıs 2013’te Halep’in kuzeyinde bulunan Ming Askeri Hava Üssü’ne ÖSO tarafından yapılan saldırıya ilişkin, IŞİD’in de bu saldırıda yer alarak ÖSO’ya destek verdiği iddiaları ortaya atılmıştı.

Üssün ele geçirilmesinin ardından Al Jazeera’ya bir açıklama yapan ÖSO komutanı Abdülcabber Akidi, kendisine IŞİD’in saldırıya destek verip vermediği sorulduğunda “IŞİD’li kardeşlerimizle ilişkilerimiz çok iyi” diyerek iddiaları doğrulamıştı.

Verilen bu birkaç örnek bile bu kadim dostluğun bölge halklarını nasıl bir dehşetle karşı karşıya bıraktığını açıklarken; hakların bu iki gerici odaktan kurtulmasının elzem olduğunu da gözler önüne seriyor.