Ebru Aydın yazdı: Ezber bozan masallar

Serinin 3 kitabı yayımlandı: Farklılığın kişiyi özgürleştirmesini vurgulayan Datruelo-Küçük Şimşek – 1; monotonluğa ve herkes gibi olmaya isyan edenleri anlatan Seksek Yıldızlar – 2; renklerin varoluş nedenlerini, pembe ve mavinin istedikleri gibi var olamama ve yaşayamamaları sonucu birbirleriyle birleşip leylak rengine dönüşerek özgürlüğü ve kendilerini bulmaları üzerinden LBGTİ’lere ses veren Renkler - 3.



18-12-2016 00:15
Ebru Aydın

Külkedisi’nin vejetaryen olduğunu biliyor muydunuz? Ya ormanlar kralının bir karınca olduğunu? Peki, hep olduğu yerde duran seksek yıldızlar bir gün güneşe çıkmak isterse ya da küçük şimşek, fırtınayla değil de güneşle oynamak isterse? Ya bir gün pembe ve mavi birleşip leylak olmaya karar verirse dünya yerinden oynar mı? Anti-prenses Frida Kahlo’yu prenses masallarına alışkın bir çocuğa nasıl anlatırdınız? Başrolleri hep kahramanlar kapıyor ama ya aslında dünyayı güzelleştiren anti-kahramanlarsa? NotaBene Yayınları aykırı çocuk kitaplarıyla, aşina olduğumuz ezbere masal geleneğini yerle bir ederek bambaşka bir yol açıyor ebeveyn ve çocuklara. Prenses olmayı reddeden karakterleri anlatıyor, renklerin çocuklara nasıl cinsiyetçi kodlamalarla öğretildiğini ve gökkuşağı renklerinin nasıl umut vaat ettiğini, farklı olmanın ne kadar normal olduğunu, özgür olmanın nasıl huzur verdiğini, adaletsiz toplum düzeninin çocuk diliyle nasıl anlatılabileceğini öğretiyor.


“(…) leylak rengi hem çok sevecen hem çok cömert bir renktir, başkalarına bakmaktan zevk alır, zeki ve cesurdur, korktuğunda hemen ağlar ve korkusu hemencecik geçer. Ayrıca hem futbol oynar hem de bebeklerle oynar yani canının istediği her şeyle. İşte bu yüzden leylak rengi, sonsuz karışımlarını, özgürce yaşamayı seçen tüm kişilerde yaşar.” (Yazar: Nunila Lopez, resimleyen:  Myriam Cameros, çeviren: Zekine Sanchez Vejga, Renkler)
Toplam 12 çocuk kitabı yayımlayan yayınevi farklı seriler sunuyor okura. “Uyanış Öncesi Öyküler” serisinin mucidi Nunila Lopez seriyi, “Çünkü onları daha uyumaktayken yazdım ve onlar benim çalar saatimdi,” diye tanımlıyor. Yazar, "Bu öyküler o zamandan bu zamana pek çok kız ve erkek çocuğa, hayatı bize ezberletilenin dışında bir yerden görmeye başlamalarına yardım ettiler," diye açıklıyor masallarını kısaca. Bu kısacık cümle bile bu masalların ne kadar ezber bozan ve isyankâr olduğuna dair ipucu veriyor aslında. 

Şimdiye kadar serinin 3 kitabı yayımlandı: Farklılığın kişiyi özgürleştirmesini vurgulayan Datruelo-Küçük Şimşek – 1; monotonluğa ve herkes gibi olmaya isyan edenleri anlatan Seksek Yıldızlar – 2; renklerin varoluş nedenlerini, pembe ve mavinin istedikleri gibi var olamama ve yaşayamamaları sonucu birbirleriyle birleşip leylak rengine dönüşerek özgürlüğü ve kendilerini bulmaları üzerinden LBGTİ’lere ses veren Renkler - 3.

Birçok masalın erkek egemen, cinsiyetçi ve adaletsiz olduğunu kabul edelim. Prensin kendisini kurtarmasını bekleyen âciz, hanım hanımcık gösterilen prensesler; güçlü, yakışıklı, iyi savaşan prensler; hep kötü olan ve sonunda ölümü “hak eden” kurtlar; kötü olanın çirkin, iyi olanın güzel olduğu genellemeleriyle dolu masallar. Kötü hayvanları öldürmeyi hem de şiddetin en âlâsıyla pek de “güzel!” anlatıyor masallar. “İyi kalpli!” avcının kurdun karnını bir güzel yarmasını da… Erkek kahramanlar fiziksel olarak güçlü, kadın kahramanlarsa zayıf, kötü ve çirkinlere karşı güçlü bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen karakterler olarak betimleniyor. Aslında okuduğumuz, bildiğimiz bu masallar erkek masalları, kadınlarsa zayıf figüranlar sadece. NotaBene Yayınları’nın çocuk kitaplarında kadınlar prenses olmayı reddediyor, prenslerin kendilerini kurtarmasını beklemiyor, “güçlü” prenslere karşı ayaklanıyor hatta. 


“(…) Ve prensin onu kurtaracağına inanacak kadar saf olduğu için kendine gülmeye başladı. Yıllarca birlikte yaşadıktan sonra, prenslerin seni kurtarmayacağını anlarsın. Ne kamyon şoförleri ne şarkıcılar ne de bakkallar… Suçluluk duymayı bıraktı ve kendini affetti. Anladı ki, seni kurtarabilecek tek kişi SEN KENDİNSİN!” (Yazar: Nunila Lopez, resimleyen:  Myriam Cameros, çeviren: Zekine Sanchez Vejga, Vejetaryen Külkedisi.)
***
Yayınevinin bir diğer serisi “Anti-Prenses”. “Cinsiyetçi dayatmalara karşı mücadelede bireysel ve toplumsal kurtuluş tavrı sergilemiş kadınları ele alan bir seri hayal ettik ve bu serinin adını ‘Anti-Prenses Serisi’ koyduk,” diye açıklıyor serinin amacını yayınevi. Şimdiye kadar bu seriden iki kitap çıkaran NotaBene Yayınları, cinsiyetçi politikayla mücadele eden kadınları çocuklara tanıtmayı hedefliyor: Bunlardan ilki Frida Kahlo diğeriyse Violeta Parra. Sanatçıların yaşamöykülerini, eserlerini ve karşı durdukları adaletsizliği çocuk diliyle ve renkleriyle anlatıyor bu kitaplar.

Bir diğer yeni serileriyse “Anti-Kahraman Serisi” ve ilk konukları da hayal gücünün sınırlarını sonuna kadar zorlayan yazar Julio Cortázar. Şöyle diyor Cortázar: "Çocukların özgürce oyun oynamasına izin verseydiniz, harikalar yaratırlardı. Ama siz onları elma çizmeye, ağaç çizmeye zorladınız ve çocuğu öldürdünüz."

Bu kadar adaletsiz ve acımasız olan toplum düzeninde, elbette cam fanusun içinde büyütemeyiz çocuklarımızı ama küçük, güzel kırıntılar bulmaya çalışıyoruz hayatın içinden onlar için. Kendi bencilliğimizle dünyaya getirdiğimiz çocuklarımıza –belki de en çok bu yüzden–  iyi bir gelecek hayali kurguluyoruz, kötülükten, acıdan, onlara zarar verecek her türlü şeyden korumaya çalışıyoruz. Güzellikleri anlatmak, güzellikler içinde büyütmek…

NotaBene Yayınları’nın çocuk kitapları karşı durduğumuz toplumsal geleneklerle savaşıyor ve yeni alternatif yollar sunuyor bize masallarda. Bilindik masalları okuduktan sonra ne yanıt vereceğinizi bilemediğiniz sorular yerine, anlamlı ve cevap vermekten keyif duyacağınız sorularla gelecek çocuklarınız size, emin olun. 

Dünyayı gökkuşağı renklerine boyayalım çocuklarımızla ve bir de yerinden oynatalım. 
 


 

KÜNYE: Yazıda bahsi geçen tüm kitaplar için: http://notabene.com.tr/23-cocuk