DOSYA | Ekim Devrimi’nin 100. yılında 5 başlıkta sosyalizmin kazanımları

Ekim Devrimi'nin 100. yılında, devrimin ürünü olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dünyaya miras olarak bıraktığı kazanımların bazılarını derledik.



07-11-2017 00:44
İleri Haber

Ekim Devrimi'nden önce Rusya'da halk kırdaki feodal yapı, işçi emeğinin yoğun sömürüsü, yoksulluk, işsizlik, savaş,  yozlaşma, cinsiyetçilik, ulusal baskı ve ırkçılık, politik özgürlüklerin çiğnenmesi gibi pek çok sorunla mücadele ediyordu.

Devrimden sonra iktidarı alan Bolşevikler sanayiden tarıma, eğitimden sağlığa, bilimden sanata kadar her alanda ciddi hamleler yaptılar. Hedef, kendi ülkelerinden başlayarak dünyayı değiştirmek, sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum yaratmaktı. Bu uğurda, insanı merkeze koyan bir düzen kurmaya çalıştılar.

ULUSAL KÜLTÜRLERİN GELİŞMESİ

"Ulusların hapishanesi" olarak adlandırılan Çarlık coğrafyasında sömürge konumunda olan uluslara, devrimle birlikte kendi kaderini tayin hakkı tanındı. 15 farklı sosyalist cumhuriyeti, 200 kadar da farklı ulusu barındıran Sovyet Cumhuriyetleri'nde birliğinin baskıya değil, gönüllülüğe dayalı anlayışı benimsendi.

Bunun sonucu olarak, bütün Sovyet Cumhuriyetleri’nde yaşayan halklar, kendi ulusal kültürlerini geliştirme ve kendi anadillerinde eğitim haklarını kazandılar. Sovyet coğrafyasının tümünde her ulusun kendi dilinde eğitim aldığı ilk ve orta dereceli okullar ile yüksek okullar açıldı.

EĞİTİM KAPILARININ EMEKÇİ ÇOCUKLARINA AÇILMASI

Ekim Devrimi’nin ardından kurulan sosyalist sistem, eğitimi parasız hale getirerek tüm yurttaşları eğitime erişimede eşit hale getirdi, kültür alanında yaptıklarıyla cehalete ve yozlaşmaya karşı büyük bir zafer kazandı. Emekçi çocuklarına bilim insanı, sanatçı, sporcu olabilmek gibi bugün “lütuf” sayılan şeyler, sosyalizm ile normalleşti.

1917’den önce Çarlık coğrafyasında yüzde 28’lerde olan okuma-yazma oranı, devrimden sonra başlatılan okuma-yazma seferberliği ile 1930’lu yıllarda neredeyse yüzde 100’e ulaştı. Sovyetlerde edebiyatın yanı sıra tiyatro, sinema, heykelcilik ve akla gelebilecek her türlü sanat dalında muazzam bir üretim başlamış tüm dünyayı etkileyen bir kültürel atılım yaşandı.

KADININ ÖZGÜRLEŞMESİ

Ekim Devrimi'nden sonra Sovyetler’in en önemli atılımlarından birisi, kadının toplumsal yaşamda erkek ile eşit seviyeye getirilmesidir. Sovyet Anayasası’nın 122. maddesinde,  “SSCB’de kadın ekonomik, devletsel, kültürel, toplumsal ve politik yaşamın bütün alanlarında erkeklerle eşit haklara sahiptir” denilmekteydi.

Bu haklar sadece hukuksal alanda kalmadı, toplumsal yaşamın tümüne sirayet etmesi için çaba gösterildi. Ev işleri denebilecek işler kolektifleştirildi, kolektif çamaşırhaneler ve ücretsiz kreşler ve buna benzer yapılar oluşturuldu.

Eğitimin en alt seviyesinden başlayarak, en üst seviyeye kadar kadınların eğitime ve işgücüne katılmasının yolu açıldı. Kadınlar, hamilelik ve doğum izni gibi haklara kavuştu.

İŞSİZLİĞİN ORTADAN KALDIRILMASI

Sovyetler Birliği’nde işsizliğin ortadan kaldırılması, kaynakların kamulaştırılmasıyla gerçekleşti. İşçi sınıfı kapitalistlerin elinden iktidarı alarak yaptığı siyasal devrimin ardından, sosyalizmi kurarak toplumsal devrimi de gerçekleştirdi. 1928’de başlayan kolektivizasyon ile tüm ülkedeki üretim araçları emekçilerin kontrolüne geçti.

Toplumsal üretimin artmasıyla, ülkedeki yurttaşların refah seviyesi yükseldi. 1928 ve 1933 yıllarında iki defa gerçekleşen kalkınma planları ile sanayileşmenin ardından, işsizlik tümüyle ortadan kaldırıldı. 

TÜM YURTTAŞLARA ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİ

Ekim Devrimi’nin ardından Sağlık Komiserliği’nin kurulmasıyla başlayan süreçte Sovyetler’de sağlık alanında da önemli atılımlara imza atıldı. Sağlık hizmetlerinin en küçük toplum yapısından başlayarak ve ücretsiz bir biçimde örgütlenmesiyle, bu alandaki tüm olanaklar toplum sağlığı için kullanıldı.

Toplum sağlığı için, öncelikle sağlıklı yaşam koşulları geliştirildi. İşyerleri, çevre, konutlar ve diğer kamusal alanların sağlıklı hale getirilmesi hedeflendi. Kamunun yiyecek, içecek vb. ihtiyaçlarının bilimsel ve hijyenik koşullarda sağlanması gözetildi.

Yaygın ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için çaba gösterildi ve verem, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, alkolizm gibi hastalıklarla mücadele edildi.

Anne ve çocuk bakımı ve risk grubunda olan hastaların tedavisine öncelik verildi.

Sosyalizm önlenebilir, korunabilir hastalıkların oluşmayacağı bir yaşam ve çalışma koşulları sağlamayı hedefledi.

Sağlık konusu SSCB Anayasası’nın 120. maddesinde şu şekilde yer aldı:

SSCB halkı, hastalık, sakatlık olsun tüm yaşamı boyunca sağlıklarının korunması hakkına sahiptir. Bu hak, sosyal güvenlik sistemiyle sağlık hizmetlerinin parasız verilmesiyle, çalışan her kişinin ulaşabileceği sağlık kurumlarının kurulmasıyla garanti altına alınır. Toplumun sağlığının korunması SSCB devletinin temel sorumluluğu ve görevidir. Tedavi ne kadar uzun sürerse sürsün parasızdır. Koruyucu hizmetler, danışmanlık, laboratuar tetkikleri, hastanede yatışlar hepsi parasızdır.”