Doğu’nun ve Batı’nın ötesinde Yaşar Kemal

Tharaud, yorumlarını, teorik kimi kavramlarla açımlamış olsa da yalın ve anlaşılır bir dil yakalıyor. Bir yandan, metin odaklı bir eleştiri getirirken, diğer yandan, Yaşar Kemal'in hayatının, romanlarına hangi yönlerden tesir ettiğini açıklıyor. Ama bizde okuma itkisi sağlayan en mühim unsur, yazarın çok katmanlı yorumunda mahfuzdur. Bu yorum, Yaşar Kemal'in romanlarındaki, Doğu kültürünün zenginliğiyle Batı kaynaklı düşüncesinin birbirinin önüne konulmamış olmasıdır.



14-05-2017 10:41
Okan Karataş

Elimizdeki inceleme kitabının odaklandığı külliyata giriş yapmadan önce, kitabın yazarı Barry Charles Tharaud'a değinmenin elzem olduğunu söyleyebiliriz. Yazar, Türkiye'de 1984-86 yıllarında Gazi, Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde, 1995-96 yıllarında Boğaziçi Üniversitesi'nde, 2016’da kapatılıncaya kadar Fatih Üniversitesi'nde, İngiliz ve Amerikan edebiyatı dersleri vermiş, karşılaştırmalı edebiyat doktora seminerlerini yönetmiştir. Ayrıca Tharaud, Thilda Kemal'le 1990'dan beri İnce Memed 1'in İngilizce çevirisi hakkında mektuplaşıyor. 1995'te de Yaşar Kemal ve eşi Thilda ile tanışma imkanı yakalıyor.

Tharaud, Türkiye'de yaptığı akademik çalışmalar sırasında, Yaşar Kemal'i Türkçe okuma olanağı buluyor. Daha sonra, Amerikan üniversitelerinde verdiği derslerde, öğrencilerine İnce Memed 1'i, Dağın Öte Yüzü Üçlemesi'ni ve İnce Memed 2'yi okutturarak tahlil ettiriyor. Şubat 2017’de ilk basımı yapılan inceleme, bu anlamıyla uzun yıların emeği ve birikimi olarak karşımıza çıkıyor.

“Çukurova: Yaşar Kemal Edebiyatının Temelleri” adlı incelemenin asıl ekseni, romanlardaki kahramanların ve karakterlerin varoluşsal zemini üzerinedir. Bu belirleyici eksen üzerinden muayyen kavram setleriyle tartışma genişletilmiştir. Bu terimlerden birisi de “transandantal” (aşkınlık) yani, deneyimsel dünyanın ötesine geçerek edinilen bilgidir. Tharaud'un eğildiği nokta, Yaşar Kemal'in romanlarında kahramanların doğayla iç içe geçerek girdikleri aşkıncı ruh halidir. Yaşar Kemal, romanlarında, doğayı cennetvari bir tabloyla okuyucuya aktarır. Örneğin, İnce Memed 1'de Memed, Çukurova'nın düzlüklerinden Toros'un dağlarına çıkarak doğayla buluştukça bilinçlenerek gelişiyor, doğanın güzelliğiyle eylemleri birleşiyor. Memed'in varoluşsal gelişimi, doğanın güzelliğine bağlanan bir zemine oturuyor. Belirli bir deneyimle değil, ruh haliyle gelişiyor.

Tharaud'un, kahramanların varoluşsal temelini açıklamak için seçtiği bir diğer terim, “otantiklik”tir. Aslına dayanma, orijinal anlamına gelen bu kelime, zamanla eskiye dayanan, mevsuk anlamlarını kazanmıştır. Metinsel düzlemde doğa otantiktir. Memed'in eylemlerini tetikleyen unsurlardan biri doğanın otantikliği, bir diğeri ise destansı geleneğin ve sözlü kültürün otantikliğidir. Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu hepsi eşkıyalık destanlarıdır. Memed, onların destanlarına isnad ederek varoluş savaşını verir. Kendini, sözlü kültür geleneğine dayanarak var eder. Otantiklik, dil ve biçem açısındansa yalınlığı, arınmışlığı ifade eder. Tharaud, Memed 1'de dilin, doğanın ritimselliğine uygun ve yalın Türkmen Türkçesi olduğunu saptıyor.

Otantiklikten yola çıkarak, Yaşar Kemal'in Homeros'la olan akrabalığına geçebiliriz. Yaşar Kemal, kendini “Homerosoğlu” olarak nitelendiriyor. Tharaud, Yaşar Kemal'i epik (destansı) romancı olarak tanımlıyor. Onun romanlarının kahramanları güçlerini destanlardan alırlar, bir nevi destan kahramanlarıdırlar. Yazar, Homeros'la Yaşar Kemal'in, seslendikleri sosyal ve sınıfsal taban bakımından ise ayrıştıklarını ifade eder. Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kahramanlar, aristokrasinin içinden çıkar. Sıradan halk, çirkin ve ağzı bozuk gibi ifadelerle aşağılanır. Yaşar Kemal'se romanlarında, yoksul köylü içinden dağa çıkmış iyi yürekli eşkıyaları kahramanlaştırır.

Tharaud, Yaşar Kemal'in epik romanlar yazdığını belirtirken, diğer araştırmacıların buildings (gelişim) romanları yazdığı tespitine de hak verir. Gelişim romanlarında, romanın yapısal örgütlenmesi kahramanın gelişimine bağlıdır. Kahramanın eylemleri geliştikçe roman karmaşıklaşır, varoluşsal çatışması artar ve çözümlenir. Tharaud, bu bakımdan Goethe'nin Faust'u ile İnce Memed serisi arasında analoji kurar. 

Yaşar Kemal'in siyasal yaşantısında Marksist olmasına rağmen, romanlarında Marksist yönteme dolaylı yoldan başvurduğunu belirtiyor Tharaud. Dağın Öte Yüzü üçlemesinde, özellikle Ortadirek'te, toplumsal yapıyı çözümlerken Marksizm bir yöntem olarak kullanılır. Fakat bu yöntem, romanın bütünselliğine sirayet etmez. Toplumsal yapının değişiminin zorluğu, kahramanları varoluşsal bir çöküntüye götürür. Bu anlamda, Dağın Öte Yüzü üçlemesinde, İnce Memed'deki idealist kahraman çerçevesi kırılmış, yerine ölümlülüğe vurgu yapan yeni bir varoluşsal zemin ortaya konulmuştur. Ütopik dünya görüşü yerini, gerçekçi bir karamsarlığa bırakmıştır.

Tharaud, yorumlarını, teorik kimi kavramlarla açımlamış olsa da yalın ve anlaşılır bir dil yakalıyor. Bir yandan, metin odaklı bir eleştiri getirirken, diğer yandan, Yaşar Kemal'in hayatının, romanlarına hangi yönlerden tesir ettiğini açıklıyor. Ama bizde okuma itkisi sağlayan en mühim unsur, yazarın çok katmanlı yorumunda mahfuzdur. Bu yorum, Yaşar Kemal'in romanlarındaki, Doğu kültürünün zenginliğiyle Batı kaynaklı düşüncesinin birbirinin önüne konulmamış olmasıdır. Tharaud, bize Yaşar Kemal'in sanatını, Doğu'nun ve Batı'nın ötesine geçerek özenli ve kapsamlı bir okumayla takdim ediyor.


KÜNYE: Çukurova: Yaşar Kemal Edebiyatının Temelleri, THARAUD Barry C., Çev.: Tahsin Çulhaoğlu, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2017.