DİSK 51 yaşında

51’nci kuruluş yıl dönümünü direnen emekçilerle birlikte kutlayacak olan DİSK, Türkiye işçi sınıfı tarihinde “uzlaşmacı sendikacılığa karşı sınıf sendikacılığı” tavrıyla ön plana çıkıyor.



13-02-2018 09:23

İleri Haber

Uzlaşmacı sendikacılığa tepki olarak sınıf sendikacılığı politikasıyla yola çıkan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK), patron yanlısı uzlaşmacı yönüyle bilinen Türk-İş’e tepki olarak ayrılan Maden-İş, Lastik-İş, Basın-İş, bağımsız Gıda-İş, Türk Maden-İş sendikaları ile onların genel başkanları olan Kemal Türkler, Rıza Kuas, İbrahim Güzelce, Mehmet Alpdündar ve Kemal Nebioğlu öncülüğünde 13 Şubat 1967’de kuruldu.

DİSK’in kuruluşunda Türk-İş’in uzlaşmacılığı kadar, o dönem dünyada emekçi iktidarlarının varlığı, işçi sınıfının Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren mahrum olduğu hakların 1961 Anayasası ile güvence altına alınmasına rağmen uygulanmaması ve ülkede Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kuruluşuyla başlayan emekçi ve gençlik hareketleri etkili oldu.

HÜKÜMETTE DİSK KORKUSU BAŞLADI

Kuruluşundan itibaren DİSK’in sınıf sendikacılığı anlayışı emekçiler arasında giderek yaygın şekilde kabul görürken, o dönem iktidar olan Adalet Partisi, (AP) DİSK’in fiiliyatta kapatılmasını öngören yeni bir sendikalar kanunu ile bu gelişmenin önüne ket vurmak istedi.

274 ve 275 sayılı kanunların değiştirilmesi istemiyle verilen yasa teklifinde en dikkat çekici yan, bir sendikanın faaliyet göstermesi için bütün işkollarındaki işçilerin en az 3’te 1’ini örgütlemiş olma zorunluluğuydu. Böylece DİSK’in barajın altında bırakılarak, faaliyetlerine son verilmesi amaçlanıyordu. Ayrıca işçilerin mevcut sendikalarını değiştirmelerinin önüne de zorluk çıkarılıyordu.

Bu yasa taslağı Meclis’teki patron partilerinin işbirliği ile geçerken, yasaya yalnızca TİP milletvekilleri ve diğer partilerden bazı işçi kökenli milletvekilleri itiraz etti. Yasanın 11 Haziran günü Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasının ardından, DİSK 14 Haziran’da 800 kişilik bir toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantıda bir uyarı komitesi kurulması ve ayrıca DİSK’in 17 Haziran günü Taksim’de bir miting yapması planlanmıştı.

15-16 HAZİRAN 1970: GELİYORUZ ZİNCİRLERİ KIRA KIRA!

Ancak 15 Haziran Pazartesi günü işçiler işbaşı yaptığında fabrikalarda hareketlilik başladı. İstanbul ve Kocaeli’de üretime geçmeyen işçiler, daha sonra da çeşitli fabrikaların önünde toplanarak yürüyüşe geçti. İstanbul’u dört koldan saran yürüyüşler birbiriyle birleştikçe güç kazandı, büyüdü ve işçiler kentin hakimi haline geldi.

İlk gün yapılan eylemlere 75 binden fazla işçi katılırken, sadece DİSK’e bağlı işçiler değil, aynı zamanda Türk-İş’e bağlı işçiler de eylemdeki yerini almıştı. İkinci gün daha da büyüyen yürüyüş kolları İstanbul’u sardı. İki taraftan gelen işçilerin birleşmemesi için köprüler kaldırılırken, 60 günlük sıkıyönetim ilan edildi. İşçilerin önüne kurulan barikatlar tek tek aşıldı. İki gün boyunca yer yer çıkan çatışmalarda 3 işçi hayatını yitirdi.

15-16 Haziran eylemlerinin ardından çıkarılan yasa geri çekilmek zorunda kalındı.

İŞÇİ SINIFI POLİTİK BİR GÜÇTÜR!

12 Mart 1971 faşist darbesi işçi sınıfının siyasal hareketine fiziki anlamda bir ket vurmuşsa da yükselen devrimci hareketin önüne geçemedi. 70’li yılların ortalarına doğru yeniden yükselen mücadeleyle birlikte Türkiye kapitalizmi ‘Milliyetçi Cephe’ hamlesine başvuruyor ve ülkede 12 Eylül’ü hazırlayan koşullar yavaş yavaş oluşmaya başlıyordu.

DİSK ise direnerek büyümeye devam ediyor ve TARİŞ direnişi gibi eylemlilikler işçi sınıfı tarihine yazılıyordu.

Böyle bir ortamda iktidara gelen Milliyetçi Cephe hükümeti, 12 Mart ürünü olan ve daha sonra kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni (DGM) yeniden faal hale getirmek için girişimlerde bulundu.

Bunun üzerine 16 Eylül 1976’da DİSK ‘genel yas’ ilan etti ve bir dizi eylem başlattı. DİSK’e bağlı işyerlerinde ve diğer bazı üretim alanlarında üretim durduruldu. Eylemler 20 Eylül tarihine kadar sürdü.

DGM direnişi yaşanan tüm baskılara rağmen başarıyla sonuçlanırken, işçi sınıfı politik bir güç olarak bu meselede tavrını koydu.

BURJUVAZİNİN KATLETTİĞİ İŞÇİ SINIFI ÖNDERİ: KEMAL TÜRKLER

Ülke, burjuvazi, onun iktidarları ve silahlı milisleri tarafından adım adım 12 Eylül’e götürülürken gerçekleşen Kemal Türkler suikastı, burjuvazinin işçi sınıfı mücadelesinden ne denli çekindiği ve mücadeleye karşı uygulayacağı şiddetin boyutlarını gözler önüne serdi.

DİSK Kurucu Başkanı olan Türkler, bir sendikacıdan öte işçi sınıfı önderi haline gelmişti. DİSK’in kuruluşunda benimsenen “sınıf sendikacılığı” çizgisini hayatının sonuna kadar sürdüren ve uygulayan Türkler, 22 Temmuz 1980'de katledildi. Katili ülkücü faşist Ünal Osmanağaoğlu ise, 12 Eylül sonrasında yurt dışına kaçtı.

DİSK 51 YAŞINDA

12 Eylül 1980’de gerçekleşen faşist darbe ile işçi sınıfının örgütlü gücü DİSK ve üye sendikalarının faaliyeti durduruldu. Başta Abdullah Baştürk, Fehmi Işıklar olmak üzere yöneticilerinin tümü ve yüzlerce üyesi tutuklandı.

Sıkıyönetim mahkemelerince kapatılan DİSK, 1992 yılında yeniden kuruldu.

Bugün itibariyle 51 yaşına giren DİSK, kuruluş yıl dönümünü etkinlikleri kapsamında, bugün saat 12.00’de direnişteki Kod-A işçilerini ziyaret edecek.