Devrimci bir meydan okuma çağrısı

Yaşamının büyük bir kısmını demir parmaklıklar ardında, işkenceyle geçiren Zargana, Irak’ta hem kadın hem de bir devrimci olmanın kaydını tutuyor Bağdat’ı Düşlemek’te. Bu eser yalnızca yazarın anılarının anlatıldığı bir metin değil; ABD öncülüğünde gerçekleşen Irak’ın işgalinin, tarihi ve kültürü yok edilen bir halkın, ahlakın kefaretini ödemek zorunda bırakılan kadınların ve devrimci bir eylemcinin hatıratı.



21-01-2018 02:53

Berna Metin

Bağdat’ı Düşlemek’in yazarı Haifa Zangana Iraklı, devrimci bir kadın. Bir diktatör tarafından hapse atıldı, işkence gördü, sürgüne zorlandı ve ülkesinin yıkımına çaresizce tanıklık etti. Bağdat’ı Düşlemek ise insanlık halleri üzerine yazılmış bir roman, yazarın hayatından kesitler barındıran bir otobiyografi, işkence üzerine yazılmış bir ağıt ya da minik puntolu harflerle tarihe kazınmış bir itiraf metni. Bağdat’ı Düşlemek sanırım bunların hepsini içinde barındıran dev bir anlatı.

“Biliyorum ki tüm meydanlardaki heykeller yalnız bir adam adına.”

14 bölümden oluşan anlatının ilk bölümü bir mektuplaşmayla başlıyor. 1980’lerin sonunda, Irak-İran Savaşı’nın kızıştığı bir dönemde yazılan mektuplar hem bir mahremiyeti seriyor gözler önüne hem de sahici bir iç dökmeye kulak misafiri ediyor okuru. Ardı ardına sıralanan altı mektup sürgünü, çocukluğu, vatan hasretini ve umudu anlatıyor kısacık satırlarla.

Sonraki bölüm Zino bizi alıp 1950’lere, Irak-İran sınırında bir Kürt köyüne götürüyor. Zangana’nın çocukluğu, babasıyla yaptıkları akraba ziyareti ve köyün o şenlikli havası şiir gibi anlatılıyor. Köy yaşamının sade mutluluğundan Bağdat’a geldiğimizde ise şehrin sertliği bir tokat gibi iniyor yüzümüze. Kahramanımız burada, Bağdat’ta Kasr al-Nihaya (Sonun Sarayı) hapishanesinde on yılı aşkın bir süre geçirecek. Korkunun içinde yabani bir ot gibi büyüdüğü yer, işkenceyi, kanı, uykusuz geceleri ve yoldaşlarının acıdan tıpkı bir hayvan ulumasını andıran çığlıklarını duyduğu bir karanlık oda.

“Başka pek çok kişi getirdiler odaya. Hepsi işkenceden geçmişti ve suratları öyle dağılmıştı ki ancak seslerinden tanıyabiliyordum onları. Oda gitgide küçüldü, küçüldü…”

Zangana bir kahraman gibi yazıyor, unutuşu savmanın yolunu yazmakta bulmuş gibi. Yaralar iyileşip kapansa da elbet hafızanın da bir öfkesi var. İşkence esnasında kendisine imzalattırılan itirafını anlatıyor ve işkencecilerinin de daha sonra işkenceye maruz kalıp infaz edildiğini. Böylesine zor ve karanlık bir anlatının ara satırlarına ironi serpiştirmek bu yapıtın göze batan becerisi.

“Kalp, Ne Gördün Sen?” bölümünde, Zangana’nın Ebu Gureyb Hapishanesi’ne transferi anlatılıyor ve bizler bu kez Iraklı, pek çoğu müebbete mahkum (kadınların idam edilmesi yasaklanıyor) kadınlarla tanışıyor, her birinin hikayesini Zangana’nın hapishanede tuttuğu günlük notlarından okuyoruz.  Kadınların sefaletinin, mahkum ediliş öykülerinin, tuhaf gerilimlerin ve küçük kutlamaların her biri oldukça detaylı aktarılmış.

“Yıllarca, kadınlar eski battaniyeleri ve elbiseleri perde yapmak için kesip biçmişler. Hapishane yöneticisinin ayrıldığı ikindi vakti onları asıyor ve o, sabah teftişe gelmeden önce indiriyorlardı. Adeta kendilerine ve başkalarına, biraz mahremiyete sahip olarak hâlâ sisteme karşı koyduklarını kanıtlarcasına bitmez tükenmez bir kararlılıkla aynı ritüelde sebat ediyorlardı.”

Zangana günlük formatından, kahramanımızın daldığı gerçeküstü rüyalara geçiyor. Neşeden yoksun ve tamamen geçmişe dönük bir rüyalar silsilesini aktarıyor bu kez.

Yaşamının büyük bir kısmını demir parmaklıklar ardında, işkenceyle geçiren Zargana, Irak’ta hem kadın hem de bir devrimci olmanın kaydını tutuyor Bağdat’ı Düşlemek’te. Bu eser yalnızca yazarın anılarının anlatıldığı bir metin değil; ABD öncülüğünde gerçekleşen Irak’ın işgalinin, tarihi ve kültürü yok edilen bir halkın, ahlakın kefaretini ödemek zorunda bırakılan kadınların ve devrimci bir eylemcinin hatıratı.

Son cümleyi Zangana’nın hem kırgın hem cüretkâr sesine ayırdım:

“Şimdi işgale direndiğimize göre, mesajımız açık: On yıllardır bir zalimi diğeriyle değiştirmek için savaşmadık!”


KÜNYE: Bağdat’ı Düşlemek, Haifa ZANGANA, Çeviri: Murat ERŞEN, Can Yayınları, Aralık 2017, 123 sayfa.