Demirtaş: İnsanları diri diri yaktılar, çığlıklarını dinledik

Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olarak yargılandığı davanın 3. duruşması bugün de görülmeye devam etti.



12-04-2018 10:45

Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı olan Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu ana davanın dün başlayan üçüncü duruşması Ankara Sincan Cezaevi Kampüsünde bugün de devam etti.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 6. oturumda Demirtaş ilk olarak, "Bugün ağırlıklı olarak demokratik özerklik ile hendek-barikat süreçlerine ilişkin olarak savunmamı yapacağım" dedi.

Demirtaş'ın savunmasından ana başlıklar şöyle:

-Bugün ağırlıklı olarak demokratik özerklik ile hendek-barikat süreçlerine ilişkin olarak savunmamı yapacağım.

-Demokratik özerklik siyasete girdiğim 2007 yılından beri bütün  parti programlarında, seçim bildirgelerinde ve parti tüzüklerimizde vardı. Seçim dönemlerinde, parti çalışmalarında, Meclis konuşmalarımızda demokratik özerklik modellerini anlattık, oy istedik.

-Her partinin idari yönetimle ilgili olarak görüş, öneri ve programı vardır. Tıpkı Akp’nin başkanlık önerisi gibi, CHP’nin merkeziyetçi idari önerisi gibi bizim de demokratik özerklik önerimiz vardı, topluma anlattık, oy istedik.

-Sanki sadece Hendek- Barikat döneminde özyönetimden söz etmişiz gibi bir algı yaratılıyor. Oysa biz siyasetin her alanından, genel seçim, yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demokratik özerklikten söz ettik, topluma anlattık.

-Çünkü bizce Türkiye’nin ilerlemesi için, merkezde, devlette toplanan yetkiyi yerelle devretmektir.

-Ama sanki önerinin kendisi değil öneriyi yapan kişinin kimliğine göre suç olarak değerlendirildi. Yani öneriyi yapan biz olduğumuz için demokratik özerklik suç olarak algılandı, ülkeyi bölmek istediğimiz iddia edildi.

-Biz Kürt’üz, nasıl Kürt’üz? Varlığı inkar edilmiş, hakları gasp edişmiş, asimile edilmeye çalışılan, ancak kendi kimliğine, kültürüne, diline sahip çıkmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürt’üz.

-Birileri kendini Türkleşmiş Kürt olarak tanımlayıp, sistemin makul Kürtleri olarak tanımlayabilir, ancak biz kendi kimliğimize sahip çıkan ve ‘devletin makul Kürt’ü’ değiliz.

-Hendek barikatlar üzerinden, bizden demokratik özerklik ‘iyi bir şey değilmiş’ dememiz istendi. Ama biz şimdi de Türkiye için en iyi yönetim modelinin demokratik özerklik olduğunu savunuyoruz.

-Hendek-barikatların kapanması için çaba gösterdik ama demokratik özerklikten vazgeçmedik.

-Kim ki sizi kurtaracağım diyorsa yalan söylüyor, bilin ki kafasında başka planlar vardır. Kurtuluş tek adamda değil, demokratik özerkliktedir. Yeni yaşam; demokratik özerkliğin kendisidir.

-Ben cumhurbaşkanlığı adaylığım sürecinde yaptığım bütün mitinglerde demokratik özerkliği anlattım ve beni seçin; demokratik özerkliği uygulayacağım dedim.

-Bunları uzun uzun anlatıyorum ki demokratik özerkliği sadece hendek-barikat sürecinde değil siyaset mücadelesinin başından itibaren savunduğumuz anlaşılsın.

-Lakin fezlekeler ve iddianamede öyle art niyetli olarak hazırlamışlar ki sanki daha önce hiç demokratik özerkliği savunmamışız gibi algı oluşturmaya çalışılmış.

-Türkiye’de hendek-barikat ilk defa 2015 sonbahar sürecinde ortaya çıkmadı, ilk olarak 2014 yılının sonunda Cizre’de ve Lice Bingöl yolunda ortaya çıktı.

-Cizre’deki gerekçe haksız gözaltılara karşı yapıldı. Lice-Bingöl yolundaki hendek-barikat karakol yapılarak arazilerinin zarar görmesine karşı yapıldı. Ancak o dönemde İmralı heyeti ve DTK eş başkanı aracılığıyla ikna edilme yoluyla kapatıldı. Hiçbir çatışmaya veya müdahaleye gerek kalmadan kapatıldı. Daha sonraki süreçte de hükümete çatışmaya gerek kalmadan, ikna etme suretiyle kapattırma önerisini yapalım dedik.

'TÜM SORUNLARIN SİYASETLE ÇÖZÜLECEĞİNİ VURGULADIK'

-Ağustos/Eylül 2015’teki hendek-barikat sürecini ilk başta tam olarak okuyamadık ancak doğru okumaya başladığımız ilk anda önlem ve tedbirler almaya başladık. Bunun üzerine aldığımız ilk karar hendek ve barikatların açıldığı ilçelerin tamamında miting yapma kararı aldık. Gittiğimiz her ilçede, siz bize oy verdiniz, evet siyaset sıkıntılıdır, siyaset gergindir, bu gerginlik siyasette kalsın, ne gelecekse bize gelsin, sizlere bir şey olmasın, hendekleri kapatın, hendeklerden çıkın çağrısını yapma kararını aldık.

-Bu karar üzerine hendek ve barikatların açıldığı ilçelerde miting yaptık. Karşımızdakiler zalim olabilir fakat hiçbir zulüm kalesi mazlumun karşısında sonsuza dek duramaz.

-Bu miting sırasında da demokratik özerkliği savunmuşuz, savunmaktan da korkmamışız. Ama bu mitinglerde ısrarla görev siyasetçilerin olduğu, görev şiddet ve silahların olmadığı kamuya açık yaptık.

-Bu miting ve etkinliklerde demokratik siyaset çabamızda ısrarcı olduğumuzu, zalime boyun eğmeyeceğimizi fakat şiddetten uzak durulması gerektiği, siyasetin görevini yerine getireceği vurgulanmıştır.

-Tüm sorunların siyasetle çözüleceğini bütün konuşmalarımızda vurguladık, hükümetin savaşı ve şiddeti dayatma çabalarını eleştirdik.

-Ancak bu açıklamalarımızı basın vermedi ve sesimizi Türkiye toplumuna duyurmadılar. Merkez Türkiye medyası vermedi ama ilginçtir muhalif medya da vermedi.

-Ortada bir yangın var ülke cayır cayır yanacak, ancak 6-8 Ekim olayları ve hendek-barikat olaylarını üzerime yıkmak için sesimizi duymadılar ve halka duyurmadılar.

'BU SÜREÇTE İNSANLIK SUÇU İŞLENDİ!'

-Şimdi bu açıklamaların bir tanesi iddianamede ve dosyada bulamazsınız. Oysa dediğim gibi ben 10 yıldır demokratik özerkliği savunuyorum.

-Benim demokratik özerklik ile ilgili sadece 9 konuşmamdan cımbızlayarak seçilmiş oysa demokratik özerklik ile ilgili 200 konuşma yaptık. Hükümet bizden 10 yıldır savunduğumuz demokratik özerklikten vazgeçmemiz istiyordu ama biz programımızdan vazgeçmedik.

-Biz konuşmalarımızda direniş dedik ancak bunu başka yorumladılar. Biz, bu süreçte yüzlerce sivil katledildi, hükümetin bu katliamlarını deşifre etmek için direneceğiz dedik.

-Bu süreçte insanlık suçu işlendi, insanlık suçu!

'İNSANLIĞIMDAN UTANDIM'

-Bu süreçte cenazeler günlerce yerlerde kaldı, çocuklar katledildi. O dönemde bu katliamlarına; Türk askeri, Türk polisleri sivil öldürmez dediler. Peki 15 Temmuz’da halkı katledenler Sırp askerleri miydi, Alman askerleri miydi?

-Bunlar Hendek gerekçesiyle diyaloğun önüne geçtiler ama içeride Bosna’yı yaşattılar. Bütün bunları anlatacağım, sizler hakemliğinizden utanacaksınız, insanlığınızdan utanacaksınız. Ben utandım, insanlığımdan utandım. Günlerce uyumadım.

-Bunların meclisi bombaladıklarına inanıyorsunuz ama Cizre’de 76 yaşındaki adama yaptıklarına niye inanmıyorsunuz?

'İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKTILAR'

-Bu barbarlıklarını yapanlar, katiller yargılanmıyor; yapmayın, etmeyin, diyenler, bunları deşifre edenler bizler yargılanıyor. Bu katillere isim verilerek (Adem Huduti) teşekkür edilince kahrolduk.

-İnsanları diri diri yaktılar, telefonlardan çığlıklarını dinledik...  Bu barbarlığın hepsini anlatacağım.

-Sokağa çıkma yasaklarından sonra, Kürtlerde duygu kırılması oldu. Hükümet tüm sorumluluğu partimize yıkmaya çalıştı. Yarattığı tüm korku ve baskı politikalarıyla 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidara gelmeyi amaçladı.

-Sur’daki operasyonu yöneten bizzat Adem Huduti idi. O dönemde Diyarbakır Valisi ile olayların diyalog yoluyla çözülmesi amacıyla görüşmeler yaptık. Diyarbakır Valisi Sur’da bir güvenlik duvarıyla karşılaştı. Valinin bile Sur’da sözü geçmiyordu.

-Siz yargı olarak beni bu fezlekelerle yargılayarak hükümete sınırsız bir yetki veriyorsunuz. Savcılar o zaman bizimle uğraşacağına, darbecilerle uğraşsalarmış. Devlet böyle hukuk devleti olur, bireyin devlete aidiyeti güçlenmiş olur.

-Benim kızlarım, sizin çocuklarınız büyüdüğünde cezaevine girmemesinin, işkence görmemesinin bedelini ben ödeyeceksem yıllarca cezaevinde kalayım hiç önemli değil.

-(3 Nolu Fezleke’de geçen DTK’da yapılan toplantıya ilişkin olarak) Hendek ve barikatların kapatılması için kapsamlı bir iş yapılması gerekiyordu. Ertuğrul Kürkçü ile birlikte Süleymaniye’ye gittik. Orada bir siyasetçiyle görüştük.

-Kandille görüşmesini; hendek ve barikatların kapatılması için çağrı yapılmasını istedik. Hendek ve barikatların kapatılarak, halkın siyaset alanına çekilmesinin çağrısını yapmalarını istedik.

-Kandil bizim talebimize olumlu yanıt vermesi üzerine Türkiye’ye geri döndük. Kandilin bu cevabını Efkan Ala’ya ve Kemal Kılıçdaroğlu’na ilettik. Diyarbakır’da bir çağrı yapacağımızı Kandil'in de hendeklerin kapatılmasına yönelik çağrı yapacaklarını söyledik.

-Hükümetin ve CHP’nin de hendek ve barikatların kapatılmasına yönelik çağrı yapmalarını istedik. Bunun üzerine DTK’da hendek ve barikatların kapatılmasını, siyaset alanına çekilmelerinin çağrısını yaptık. Bizim bu talebimizi özerklik ilanı diye göstermişlerdir.

DURUŞMA ERTELENDİ

Demirtaş'ın duruşması yarın (13 Nisan) saat 09:30’a ertelendi.

Demirtaş, "Terör örgütü kurma ve yönetme”, “Örgüt propagandası yapma” ve “Suç ve suçluyu övme” suçlamalarından 142 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Diyarbakır’da açılan dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne alınmıştı. Demirtaş’ın bugün Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam eden davası, daha önce kendisi hakkında hazırlanan ve dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM’ye gönderilen 31 fezlekenin toplamından oluşuyor.