Demirtaş: İmralı'dan talimat gelmedi, hükümet 'talimat' diye sundu

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapıldı.



15-02-2018 11:32

İleri Haber

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 'örgüt yöneticiliği' suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Demirtaş, dün ilk kez hakim karşısına çıkmıştı.

Sincan Cezaevi Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada Demirtaş'ın savunması 2. gününde de sürdü.

'ARA KARAR YARIN VERİLECEK'

Demirtaş’ın savunmasının uzun olması sebebiyle mahkeme başkanı 2. gününde de duruşmaya ara verdi. Yarın devam edecek olan duruşmada Demirtaş, savunmasını vermeye devam edecek. Ayrıca, mahkeme heyeti tarafından da yarın ara karar verilecek.

Demirtaş'ın bugün yaptığı savunmadan satırbaşları şöyle:

-Bu ülkenin Cumhurbaşkanı oğlunu, 17-25 Aralık’ta ifade vermeye göndermedi. Erdoğan ile Gül ayrı ayrı "Hakan Fidan’ı ifadeye ben göndermedim" dediler. Hangi yargıya güvenmiyorlardı, bizi göndermek istedikleri yargıya.

-Benim için "O şahıs teröristtir" diyor. Atatürk’e hakaretten tutuklanan biri için "Olay yargı sürecine girdiği için kendimi yargı yerine koyarak değerlendirmem doğru olmaz" diyor. Kavurmacı ile ilgili "Bu konu yargıyla alakalı. Bir şey diyemem’ diyor.

-Bu dava 3 yıldır basın üzerinden hazırlanıyorduysa, basına bu kadar güveniliyorduysa keşke duruşma da canlı yayınlansaydı. İsteyen internetten, televizyondan izleyebilseydi.

-Beni suçlamaya gelince son derece aleni bir şekilde yapılıyor, yargılamaya gelince kısıtlanmaya çalışılıyor. Özellikle izleyicilerin buraya ulaşamaması için özel bir tedbir alınıyor iktidar tarafından.

-Asıl mahkemem Diyarbakır'da, güvenlik gerekçesiyle duruşma Sincan’da görülüyor. Mümkün olduğunca kamudan, halktan uzaklaştırılmaya çalışılan yargılama.

-Benim saklayacak bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Görünen o ki, iktidar bu duruşmada konuşulanları ya da konuşulacakları kamuoyundan gizlemeye çalışıyor.

-Bu dosya gizli bir dosya değil. Herkes izleyebilmeli. İsteyen herkes izlese burada en az 500 bin kişi olurdu, 50 kişilik koltuk ayrılmış durumda.

-'Bir gün çözüm süreci başarıyla sonuçlanacaksa madalyayı biri takacak. Başarısız olursa hesabını bizden soracaklar' dedik. Çözüm sürecinde arabulucu olanlar ilk günah keçisi olur. Bu davanın bir yönü de budur. ‘Çözüm sürecinin başarısızlığının sorumlusu HDP ve Eş Başkanı Demirtaş' algısı oluşturularak birçok fezleke böyle oluşturulmuştur.

-Bizi gece yarısı evleri basıp alacak kadar yargının acelesi varsa, bir gün önce Meclis çıkışında alabilirlerdi ama yapmadılar. O kadar acelesi var ki evi basıp alıyor. 1 gece nezarette tutuyor sonra savunma almak istiyor. Bir an önce huzura getirmek istiyor. Ama aynı yargı 1150 km ötedeki cezaevine götüren işleme sessiz kalıyor. Edirne Cezaevi'nde tutulurken bütün görüşmelerimiz hiçbir gerekçe göstermeden kayıt altına alındı.

'GÜN GELECEK BU İKTİDAR GİDECEK'

-Biz cemaatin bizim hakkımızda yürütmüş olduğu hukuksuz davaları deşifre ettiğimizde daha 17/25 Aralık operasyonları başlamamıştı. Bugün cemaatin yargısı ve polisi deşifre olmasına rağmen biz halen 'FETÖ’nün ürettiği delillerle yargılanmaya devam ediyoruz. Altı ilin başsavcısı ne ilginçtir aynı anda vekil arkadaşımızın evinin basılmasına karar vermiştir. Bunu kim koordine etti? Yargı bunu koordine edemez, bunu siyasi irade koordine etti, bize siyasi operasyonlar yapılıyor dememiz bundandır, hamasetten değildir. Gün gelecek bu iktidar gidecek. Bunlar demokrasiyi sekteye uğratsalar da Türkiye; demokratik hukuk devleti olarak gelişmesini sürdürecektir. İşte o zaman bu siyasi operasyonları yapanlar ve bir parti adına faaliyet yürüten bürokratlar bağımsız, adil yargı önünde hesap verecekler. İddia makamı bize yükleyeceği bir suç olmadığı için bize ‘biz suçsuzluğumuzu ispatlama’ yükümlülüğü yükletilmiştir. Bu külfet bize yükletilemez. Bizlere aynı gece aynı anda operasyon yapanlar, biz daha sorguya çıkmadan, havaalanında sabahtan uçaklar hazırlanmış. Eğer adil bir yargılama varsa yürütme bizim tutuklanacağımızı nereden biliyor? Havaalanında milletvekili arkadaşlarım THY’ye ait uçağa bindirildiler. Eş başkan arkadaşım Figen Yüksekdağ özel jet ile Kandıra’ya götürüldü, beni aynı jet ile Çorlu’ya oradan da helikopter ile Edirne stadyumuna götürdüler. Bunu niye anlatıyorum; yapılanların nasıl koordine edildiği, koordine edenlerin yargı olmadığı siyasi iktidar olduğu ve yapılanların siyasi operasyon olduğunu somutlaştırmak için anlatıyorum. Üstelik bizim tutuklanmamız için bu kadar koordine olanlar 15 aydır beni mahkeme önüne çıkarmıyorlar, güvenlik gerekçesiyle SEGBİS ile savunmam yapmam için kararlar veriliyor, bizi Edirne’ye götürmek için koordine olanlar mahkeme önüne çıkmak için mi koordine olamıyor?

'ADALET HÜKÜMETİN DEĞİL MÜLKÜN TEMELİDİR'

-İsteniyor ki bize her şey yapılsın, bize her türlü ayırımcılık uygulansın ama biz sesimizi çıkarmayalım. Biz kimiz; biz 6 milyon oy almış 15 milyona tekabül eden bir partiyiz, bu ülkenin asli unsurlarıyız, bu ülkenin sahipleriyiz, paryası değiliz. Bu ülkenin hiçbir vatandaşı düşman değildir. En ağır suçu işlese de adı; zanlı, sanık, şüpheli olur. Düşman değildir. Biz de bu ülkeyi seven insanlarız, farklı siyasi görüşe sahibiz o kadar. Ama biz 100 yıldır bunu anlatmaya, ispatlamakya çalışıyoruz. Adalet hükümetin değil, mülkün temelidir. Yargı bunun farkında olmalıdır. Hükümetler, parlementolar değişir. Ama yargının değişimi özgürlüğe, adalete doğru olmalıdır. İktidar medyasının manipülasyonu ile 54 kişinin ölümü kamuoyunda bana fatura edilmeye çalışıldı. Oysa hukuken böyle bir iddianame yok. Ben 1-3 yıl ceza istenen bu fezlekeden tutukluyum. Cezanın infazını tutuklu olarak bitirdim. 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili hayatını kaybedenlerle ilgili benim hakkımda bir iddia yoktur. Sadece 2911 sayılı Toplantı ve Yürüyüş Hakkında Kanuna muhalefetten yargılanıyorum. Kamuoyu yanlış yönlendiriliyor.

'YOKTAN VAR EDİLMİŞ BİR İDDİANAME'

-Önünüzdeki iddianame özel planlanmış, hassas çalışma ürünü, yoktan var edilmiş bir iddianamedir. İddianamede çözüm süreci hiç gözetilmemiş. Çözüm sürecinin içinde AKP yetkilileri, bakanlar olduğu... Yargılama olacaksa herkesin yargılanması gerekir. Suçlama devam edecekse hep birlikte yargılanmamız gerekirdi. Hepimizin cezalandırılması gerekir. Ama bu yapılmayacaksa Selahattin Demirtaş’ın günahı ne?

'ADİL YARGILAMAYA İNANCIM SIFIR'

-İddianame ekinde dinleme tapelerinin kaydının olması gerekir. Selma Irmak, Osman Baydemir'le konuşmalar kaydedilmiş ama bu kişilerin parti yöneticisi olduğu yazılmamış. İçeriği değiştirilmiş. Dinleme yapanların tamamı 'FETÖ'den, usulsüz delil üretmekten tutuklu. İdris Baluken tahliye edildi. 18 gün sonra Diyarbakır savcısı itiraz etti, bugüne kadar böyle bir usul yok, inceleyecek merci yok. Savcının kanunda böyle bir yetkisi yok. Baluken dosyasında ilk kez icat edildi. Bir IŞİD'linin dosyasında savcı itirazı reddedildi. Vekillerimizin çoğunun olmayan usulle tahliyelerine itiraz edilip yeniden tutuklandılar. En sonda akıl edip OHAL KHK’sına eklediler. Adil yargılamaya inancım sıfır. Yoksa hatrınızı kırmazdım sayın heyet! Ama zerre inancım yoktur. Bugüne kadar yapılanlar yapılacakların garantisi.

'KANDİL'E GİDERKEN HÜKÜMEYLE İRTİBATTAYDIK'

-Çözüm sürecinde Kandil’e kafamızın estiği gibi gitmiyorduk. Giderken de gelirken de hükümet yetkilileriyle irtibattaydık. Dosyalarda telefon dinlemelerine dair de ifadeler bulunuyor. Görüşmelerim milletvekili arkadaşlarım, belediye başkanlarımız ve Selma Irmak gibi isimlerdir. Fakat içeriklerine dair dosyalarda bir şey bulunmuyor. Dinlemeleri yapanlar 'FETÖ’den tutuklular. Dokunulmazlığım varken bu dinlenmelerin yapılması yasalara aykırıdır. O dinlemeleri yapanların amacı çözüm sürecini bitirmekti. Ve cemaat sürecin altını oydu. Elinizde cemaat ürünü olmayan delil yok mu? Baştan savma bir çalışma söz konusu."

'TALİMAT İMRALI'DAN GELMEDİ'

Demirtaş ayrıca, dün yapılan duruşmada sarfettiği sözlerin basında yanlış yer aldığını ifade etti. Demirtaş, "İmralı'dan talimat gelmedi, hükümet bunu ‘talimat’ diye sundu" dedi.