Cumhuriyet davasında yine tahliye çıkmadı

Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık ve Emre İper’in tutuklu olarak yargılandıkları Cumhuriyet gazetesi davasının 5. duruşması bugün İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme salonundan çıkarılan Ahmet Şık" Gün gelecek siz yargılanacaksınız" dedi.



25-12-2017 17:30

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, gazeteci Ahmet Şık ve muhasebeci Emre İper, bugün bir kez daha hâkim karşısına çıktı. Sabuncu ve Atalay 421, Şık 360, İper ise 263 gündür tutuklu bulunuyor. Mahkeme ara kararında, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 9 Mart 2018 tarihinde Silivri'de görülecek.

CANLI BLOG

Güncelleme 17.45

Kararın açıklanmasının ardından Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Burada konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu "Ahmet Şık'ın savunma hakkı çok açık bir şekilde engellendi. Bir süre sonra da duruşma salonundan çıkarıldı. Sanıksız bir duruşma ve kısıtlı avukatlarla götürülen bir tablo var. Burada hepimize çok özel görev düşüyor. Hukukçuların adalete sahip çıkması gerekiyor. Bizler avukatlar olarak bu ülkenin hafızasıyız. Birçok siyasetçiyi geride bıraktık, onlar gittiler" ifadelerini kullandı.

"SON GAZETECİ ÇIKANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ"

Sonrasında söz alan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ise "Hakimler diyor ki karşımızda savunma olmasa ne güzel yargılama yaparız. KHK diyor ki halk olmasa memleketi ne güzel idare ederiz. 9 Mart'ta Silivri'ye alınan duruşma belli ki sanıksız olarak yapılmak isteniyor. Biz baştan beri ifade özgürlüğünün temel bir hak olduğunu ve bu davanın ifade özgürlüğü davası olduğunu söyledik. Şimdi yeni bir aşamaya geçtik. Sanıyorlar ki sanıksız yargılama yapabilecekler. Hayır yenilmeyeceğiz. Çok iktidar, çok zorbalık gördük, son gazeteci çıkana kadar mücadelemize devam edeceğiz ve mutlaka kazanacağız" şeklinde konuştu.

Güncelleme 17.34

Bir sonraki duruşmanın güvenlik gerekçesi ile Silivri Adliyesi'nde yapılmasına ve duruşmaya sanık başı üç avukat sınırlaması getirilmesine karar verildi.

Güncelleme 17.30

Tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına ve bir sonraki duruşmanın 9 mart 2018 saat 10:00 Silivri'de yapılmasına karar verildi. 

Güncelleme 16.15

Akın Atalay da savunma yapmadı. Atalay, "Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz bir şey söylemek istiyorum.Sizin heyetiniz, bundan 10 gün önce Silivri Cezaevi Duruşma Salonunda 5 gün üst üste bir yargılama yaptı. Reina katliamı sanığının davası. Siz de sanığın ilk hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu iddianameden okumuşsunuzdur. Bizleri bombayı Cumhuriyet gazetesine atmaktan son anda vazgeçenlerle 30 metre ötede yatırıyorsunuz" dedi.

Atalay sözlerini Yahya Kemal'in, "Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi, / Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi" dizelerine atıf yaparak bitirdi: Tutuklu olmak değildir hayatımızın en müşkül işi / Müşkül odur ki hürriyetini ve haysiyetini kaybeden kişi.

Güncelleme 16.00

 Murat Sabuncu'nun savunmasına geçildi.

Sabuncu: Dün tutuklulukta 15. aya girdim. Bir savunma hazırlamıştım, okumak istiyordum ama Ahmet Şık savunmasını yapamadığı için doğal olarak ben de yapmayacağım.

"Bugün oğlumun doğum günüydü. Oğlum 21 yaşında. Yurtdışında hukuk okudu. Ve bugün salona alınmadı Sayın Başkan"

Güncelleme 15.50

Savci mütalaasında adli kontrolün devamına ve tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamını talep etti.

Güncelleme 15.40

Mahkeme Heyeti salondaki yerini aldı.

Güncelleme 15.30

Avukatlar, Ahmet Şık'ın savunma hakkının kısıtlanması ve başından beri soruşturma tarafsızlığına gölge düşürüldüğü gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Av. Fİkret İlkiz: Ne zaman yargıyla, medyayla ilgili bir görüşü söylese, AKP ve siyasal iktidar deyince durdurdunuz. Zaman kazanmak açısından beyanda mutabıktık. Ama şimdi CMK 203-204 diyorsunuz. Davranışları itibariyla. Ama davranışlarda, sözünü kesmenizde, duruşmadaki tavrında yargılamayı engelleyecek bir durum yoktur. CMK'ya göre savunma hakkı engellememek üzere dışarı çıkarılır. Daha ağırını savunma olarak ayrı ayrı söylediğimizi biliyoruz. Bu ne ki. Ahmet Şık sanıktır. Ahmet Şık'ın yeniden çağrılmasını, 6 dakikaya sıkıştırılmış herhangi bir savunma yerine o savunmayı yapmasını, sonra dilerseniz savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz.

Av. İlkiz: Tanıkların dinlenmesi açısından hazır bulunması gerekir.

Başkan Dağ: Bu talebiniz hukuki temele uygun.

Güncelleme 14.50

Mahkeme Başkanı Orkun Dağ: "Ahmet Şık bu celsede olmayacak' dedim" dedi.

Başkan Dağ: "Ahmet Şık'ın protest bir adam olduğunu herkes biliyor, biz de biliyoruz. Burayı forumcu arkadaşlarıyla slogan atılan bir yer haline getirmesi doğru değildir. Doğruları mümkün olduğu kadar yakalayıp bu yargılamayı sonuçlandırmayı tecelli ediyoruz."

Başkan Dağ: "Ahmet Şık bundan sonra bu yargılama salonunda olmayacak. CMK 203-204 uyarınca bariz bir şekilde yargılamanın düzenini bozdu. Buna devam edeceğine şüphemiz yok."

Duruşma başladı.

Güncelleme 14.20

Mahkeme salonu açıldı ancak duruşma başlamadı.Avukatlar ve sarı basın kart sahibi gazeteciler dışında aileler de dahil izleyici alınmıyor.

Güncelleme 12.25

Ahmet Şık salondan jandarma zoruyla çıkarıldı. Atılan sloganların ardından heyet de salonu terk etti. Duruşmaya saat 14.00’e kadar ara verildi.

(Ahmet Şık'ın duruşmadan çıkarılma anı / Çizim: Tarık Tolunay)

Güncelleme 12.20

‘KENDİNDEN OLMAYANLARA TERORİST MUAMELESİ YAPAN BİR İKTİDAR VAR’

Karşımıza çıkan tablo şöyle: 

Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var.

Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var. Hakikati örtbas eden, gizlenen her gerçekle ortak geleceğimizin karartılmasına suç ortaklığı yapan bir medya var. Her şey gözlerinin önünde cereyan ederken korkuyla ya da konforunun bozulacağı endişesiyle suskunluk sarmalına hapsolmuş bir sessiz çoğunluk var. Hal bu iken, tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor.

Mahkeme Başkanı Dağ'ın "Sözünü kesiyorum Ahmet Şık" demesi üzerine bir izleyici "Sen değil siz demeniz gerekir o sizin oğlunuz değil" diyerek müdahale etti. Başkan izleyiciyi salondan attırdı.

‘HEPSİ YARGILANACAK’

Ahmet Şık sözlerine devam ederken mahkeme başkanı bunun savunma olmadığını siyasi olduğunu, davanın siyasi dava olmadığını söyledi. 

Başkan: Böyle savunmaya izin vermem

Şık: Neden?

Başkan: Sanığı dışarı alıyorsunuz. Savunmasını kesiyorum.

Şık: Bu siyasi bir dava. Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız

Şık: Hepsi yargılanacak

Salonda “Ahmet çıkacak yine yazacak” sloganı atılıyor.

Güncelleme 12.10

Ahmet Şık konuşuyor:

"Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in yeni adli yılın açılışı vesilesiyle yaptığı konuşmadaki verilere göre ülke nüfusunun yüzde 8’i şüpheli durumda. Bu çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor.

0-15 yaş grubunda yer alanlarla akıl hastaları vb isnat yeteneği bulunmayan insanların oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumdaki insanlar var.

Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli."



Güncelleme 11.55

Mahkeme Başkanı Dağ ara verileceğini söyleyince Ahmet Şık: Ben beyanda bulunmak istiyorum, duruşmanın devam etmesini istiyorum diyerek itiraz etti.

Dağ: Biz duruşma gereksiz yere uzamasın diye demiştik.

Şık: Ben de o nedenle söylüyorum

Güncelleme 11.30

Doğan Satmış tanık kürsüsünde.

Doğan Satmış: "Röportajım bazı gazetelere yanış yansıdı. Ben bu arkadaşların FETÖ bağlantılı olduğunu söylemedim, buna inanmıyorum da. Bu arkadaşlar yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele etmiştir. O sözler bana ait değil.”

Çizimler: Yıldıray Çınar

"Cumhuriyet Gazetesi'nde 16 ay boyunca köşe yazarlığı ve GYY danışmanlığı yaptım. Yazılı bir savunma hazırladım. Savunma değil de tabi tanıklık. Hazırladığım beyanı okumak istiyorum."


Av. Ayhan Erdoğan: "Sürecin hukuka uygun yürütülmediğini defalarca dile getirdik. Tüm ara kararlarda da rücu talebinde bulunduk çünkü mahkemenin ceza mahkemesi olamayacağını belirttik. Bugünkü tanık çağrılma usulünün de adil yargılamaya aykırı olduğu zabıtlara geçirsin isteriz."

Av Bahri Belen: "Başka yargılamalarda da 'yargılamayı uzatma' gerekçesiyle taleplerin kabul edilmediğini bildiğimiz için taleplerde bulunmadık. Ama daha sonra taleplerimizi dile getireceğiz."

(Av. Bahri Belen)

Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ: 

"Eksiklerimiz var. Bilirkişi raporları istemiştim emlak raporu geldi. Talep ettiğimiz tanıkların hepsi hazır olacak. Dijital materyaller konusunda 3 ayrı müzekkere yazdık ama inceleme yapılmadı.”

"Dijital materyallerin bazılarının şifreleri bozuk, bazılarının yok denildi. Kemal Aydoğdu için yazılan müzekkereye cevap yok. Mahkememizin geldiği aşamada delil durumu budur.

 Dağ: "Ayrıca bir talep yoksa hazır olan tanık Doğan Satmış'ın beyanıyla devam etmek istiyoruz."

Güncelleme 11.00

Duruşma başladı.

Güncelleme 10.50

Sanıkların gelmesiyle birlikte 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun kapıları açıldı. İzleyiciler içeri alındı.



Duruşma öncesi gazeteciler, avukatlar ve sivil toplum kuruluşları Çağlayan'da basın açıklaması yaptı.

'BURADAN 4 ARKADAŞIMIZLA BİRLİKTE AYRILMAK İSTİYORUZ’

Dışarıdaki gazeteciler İnsiyatifi tarafından yapılan açıklamada, “Demokrasi için özgürlüğümüz için biz gazeteciler yalana ‘yalan’, talana ‘talan’ katliama ‘katliam’ ve her birinin ardındaki gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. 

Yarın akşam buradan 4 arkadaşımızla ayrılmak istiyoruz. Ama asla bununla yetinmeyeceğiz. Tutuklu bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, ifade özgürlüğü kapsamındaki tüm davaların da düşürülmesini istiyoruz.

Çalınan hukukun kılıfına dönüşen OHAL ve KHK rejiminin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Fikir, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Özgürlük, demokrasi ve adalet istiyoruz. Asla pes etmeyeceğiz. Biz kazanacağız” denildi.