Cumhuriyet Davası 2. gününde: Siyasal İslama muhalif olduğumuz için yargılanıyoruz!

Yazar, yönetici ve çalışanlarının "PKK, DHKP-C, FETÖ üyeliği" iddiasıyla tutuklu yargılandığı Cumhuriyet gazetesi davasının ilk duruşması ikinci gününde devam ediyor.



25-07-2017 10:34
İleri Haber

CANLI BLOG


Güncelleme 22.30

Cumhuriyet davasının ikinci duruşması sona erdi, davaya yarın 13.30'da devam edilecek.

Mahkemede söz alan Ahmet Şık cezaevinde hak kısıtlaması olduğunu belirterek "Önümüzdeki hafta ailelerimizle görüşme hakkını kullanmak istiyoruz" dedi.


Güncelleme 21.40 Mustafa Kemal Güngör savunmasına başladı.

Kemal Güngör "Bu salonların yabancısı değilim, 32 yıllık avukatım. Biz  Cumhuriyet'le büyüdük" diye konuştu.

Güngör'ün savunmasının devamı:

-FETÖ'nün kitabını yazan H.Çetinkaya'yla birlikte şimdi FETÖ'den yargılanıyoruz. Bu,dava değil, operasyon.

- Cumhuriyet Gazetesinde editoryal bağımsızlık vardır. İlkesel olarak yayın yönetmeni ve yazı işleri yönetiminin editoryal tercihlerine müdahale edilmez. Vakıf ve Gazete Yönetim Kurulu üyeleri yayına karışmazlar. Bizim yayın işleriyle ilgili yetkimiz yoktur. Böyle bir sorumluluk anlayışı olamaz. Bu türden toplu cezalandırma anlayışı Ortaçağ’daki Engizisyon döneminde bile olmamıştır. Kolektif sorumluluk faşizm dönemlerinde uygulanmıştır Çağdaş hukukta böyle bir sorumluluk anlayışının yeri yoktur.

-Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri için önce terör örgütlerine yardım suçu nedeniyle ceza verilmesi isteniyordu. Daha sonra, kamuoyunda daha farklı bir algı yaratmak ve bizleri itibarsızlaştırmak maksadıyla iddianameye aslında Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren bu suçlama da ilave edildi.


Güncelelme 20.15  Önder Çelik, savunmasına başladı.

Çelik savunmasına "Hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum" diyerek başladı.

Çelik'in savunmasından satırbaşları şöyle:

-Cumhuriyet Vakfı'nın kuruluşundan beri danışma kurulu üyesiyim, İlhan Selçuk'un 2002'deki önerisiyle vakıf yönetim kurulu üyeliği yaptım. Cumhuriyet Vakfı kimsenin tapulu malı değildir.

-İddia makamı kendince seçtiği haber ve yazıları kendine göre yorumlamış, terör suçlamasına delil saymıştır.

- İddianamedeki bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır. Gazete satışlarında 2013 yılından sonra düşüş yaşandığı imajı kasıtlı olarak yaratılmak istenmiştir. Liste üzerindeki bilgilerle oynanmış ve gerçek bilgiyi yansıtmayan miktarlar gösterilmiştir.

- Önder Çelik: Cumhuriyet bir ticari kuruluş olmanın ötesinde adını Mustafa Kemal'in verdiği bir gazetedir.

-01 Aralık 2011'de Yasemin Mutlu'ya 345 TL para göndermişim. Para gönderdim çünkü bu para oto tamir bedeli karşılığıdır. 4 Levent İstanbul Oto Sanayi Sitesi'nde iş yeri (tamirci) olan Kadir Mutlu'nun bildirdiği hesaptır ve arabamın tamiri karşılığı istediği bedeldir. Bana verdiği hesap nosu büyük olasılıkla soyadı benzerliği dikkate alındığında yakını veya iş yeri sahibi adına açılmış bir hesap olmalıdır. Şüpheli hareketin kaynağı olarak gösterilen 2011 yılında oto tamir ücereti olarak gönderdiğim 'oto tamir bedeli; hesap sahibinin bu işlem tarihinden 2 yıl önce çalıştığı işyerinin soruşturma geçirdiği için ve benim de tarmirciye gönderdiğim tamir bedeli 345 TL'lik işlem bu nedenle şüpheli görünüyor ve ben de şüpheli para hareketin var suçlamasıyla karşılaşıyorum.

Bu örenlerden birisidir. Gülünç iddialar beni şüpheli yapmaz ve suçlama konsu olmaz.


Güncelleme 19.00 

Güray Öz savunmasına başladı.

 Öz "Laik, demokratik bir Cumhuriyet için çaba gösteren gazetecilik ilkelerine ömrü boyunca sadık kalmış bir gazeteci olarak şeriatçı, darbeci terör yöntemlerini benimseyen örgütleri desteklediğim, “üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek... Yardım ettiğim” iddiasını şiddetle reddediyorum.Soruşturmayi yürüten savcının FETÖ'den yargılanmasını da iddianamenin mesnetsizliğinin işareti sayıyorum" dedi.

Öz savunmasına şöyle devam etti:

-Savcının suçlamaları hukuki temelden yoksundur. Hemen söylemem gerekir ki suçlamalarda, yasaların suçlamaların kişilerle bağlantısının kurulması ilkesi ihlal edilmiş, suçlamaların birtakım emarelere değil somut kanıtlara delillere  dayanması gerektiği ilkesi göz ardı edilmiştir.

- Kanunu'nun 91. maddesinde bu konunun altı çizilmektedir. Savcıların bir yayın politikası değişikliğinden söz etmeleri, bu davanın konusunun yazı, haber, makale kısaca gazetecilik olduğunun somut kanıtıdır. Zaten konu gazetecilik olduğu için de savcılar delil diye yalnızca haberden manşetten söz ediyor.

 - Cumhuriyet gazetesi baştan beri izlediği yayın çizgisini tam da yayın politikasının değiştiğinin iddia edildiği tarihlerde yayın ilkelerini yayımlayarak, anı belgeleyerek ortaya koymuştur.

- Pideciye ettiğim telefon dosyaya giriyor. Pideci FETÖ'den bile soruşturulmamış.Ama ikincisi daha komiktir. İletişim kurduğum iddia edilen kişi Çankaya'da pidecidir, ben arada bir pide ısmarladığım pidecinin hakkında soruşturma yürütülen bir kişi olduğunu bilme şansına nasıl sahip olayım ki... Arada bir, en son da doğum günümde bir pide ısmarlamışız. Yine son edindiğim bilgi ise söz konusu kişinin FETÖ'den değil başka bir olay nedeniyle soruşturulduğunu ve olay hakkında takipsizlik kararı verildiğini gösteriyor. Demek ki savcının iddialarının en başına yazdığı bu iddia da boş çıkmış durumdadır. Peki savcılar, mahkemelere sundukları iddianamelerde hiç araştırmadan bu türden iddialara nasıl yer verebiliyorlar?

- Anlaşılan artık okur temsilcisinin görevini nasıl yapması gerektiğine savcılar karar veriyor, gazeteciliği yargıladıklarını açık açık yazmakta sakınca görmüyorlar. Tekrar ediyorum, savcılar artık gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiğine kendileri karar veriyor ve yargılıyorlar. Ama gazetecilik yargılanamaz, mahkum edilemez, insanların özgürlüğüne ket vurulamaz, Bugün başarılı olsa bile yarına kalmaz

Güncelleme 18.00

Utku’nun sözlerinin ardından duruşma gazetecilerin Avukatı Ayhan Erdoğan’ın savcının sorularına verdiği yanıtlarla devam etti.

Avukat Erdoğan’ın “Delil delil değil, tanık tanık değil, bilirkişi bilirkişi değil, bu da hukuk değil” şeklinde tamamladığı sözlerinin ardından duruşmaya 18.30’a kadar ara verildi.


Güncelleme 17.40

Bülent Utku savunmasını tamamladı.


Güncelleme 17.20

Bülent Utku savunmasına şu ifadelerle devam ediyor:

- Heyetinizin kabul ettiği iddianame daha sanıkların görevlerinin ne olduğunu dahi doğru yazamamış bir iddianamedir.

- Savcı Murat İnam, soruşturma sürecinde 3 bilirkişi seçmiş. Listeden seçmesi gerekirken liste dışı bilirkişi atamış. Bilirkişilerden ikisinin sadece adı ve soyadı belli. Resmi bilirkişi olup olmadıkları ve uzmanlıklarının ne olduğu belli değil.

- İddianamenin “Yayın Politikası Değişimi” başlıklı bölümüne verilecek tek cevabın, “Sana Ne!” olduğunu düşünüyorum.

- Aranan kişi, arayanın FETÖ şüphelisi veya Bylock kullanıcısı olduğunu bilemez. Bu iletişimlerin delil olarak kabulü mümkün değildir.

- Çiğköfte için aradığım esnafı, manavı, balıkçıyı sık aradım diye FETÖ şüphelisi olma korkusu yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.

- Bu yaklaşımları delil, ekonomik bağlantı olarak ileri sürebilenlerin hukukla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle sadece İNSAF diyebiliyorum.

- Haber ve yazıyla örgütlere, üstelik Türkiye çapında herkesin okuduğu gazeteyle yol gösterilebileceğini sanırız kimse aklından bile geçirmez.

- Bir haber veya yazının, terör fiilinim işlenmesinde kullanılan araçları sağlayabilmesi hayal dışı bir yaklaşımdır. Çünkü haber ve yazı, yürümez, koşmaz, yemez, içmez, araç bulup, taşımaz, barınma yeri sağlamaz, örgüt mensupları arasında kuryelik yapmaz.

Haber ve yazı, örgüt üyesine sim kart satın alıp veremez, örgüte ait bildiri dağıtamaz, örgüte ait malzemeleri muhafaza edemez.

- Cüneyt Arcayürek 'Gülen mikrobu' yazısından Hakan Şükür’ün şikayeti ile ceza aldı. Şimdi devlet KHK ile Şükür'ün gollerini iptal etmiş.

- Odatv davasında Yalçın Küçük beni yargılayan hakim terfi eder demişti. Başkan Yargıtay a atandı şimdi firarda. Bizi tutuklayan hakim Mustafa Çakar Ağır Ceza başkanı, Savcı Mehmet Akif Ekinci HSK’ya seçildi. Şimdilik terfi ettirdiklerimiz bu kadar.

- 27 Nisan Muhtırası’na karşı düzenlenen bildiriye de imza attım . Yaşamım darbeye, darbecilere karşı mücadele ile doludur. Darbecilik kimden gelirse gelsin, kime karşı olursa olsun durum değişmez. Önemli ve gerekli olan demokrasi, hukuk devleti, insan haklarıdır.

- Cumhuriyet Gazetesinden bir örgüt çıkaramazsınız. Örgüt arıyorsanız dosyaya bakın, orada rahatlıkla bulabilirsiniz.

- Kimse hukukla inatlaşmasın. Çünkü onun inadıyla baş edemezsiniz. Önünde sonunda yener sizi. Hukuk inatçıdır. Hesap sorar.

Tüm bunlara rağmen suçlanacaksam, lütfen bana ilk taşı günahsız olan atsın!

Tercih sizin, takdir sizin, karar sizin…”


Güncelleme 15.35

Utku: Savcı Murat İnam, operasyon başlatmak için Aydın Engin'in yazısı dışında başka bir haber ve yazıyı gerekçe olarak göstermemektedir.

Aydın Engin’in yazısıyla darbeciler arasında ilişki kurabilme ancak yasa, hukuk ve de mantık ile bir irtibatın kalmamasıyla olanaklıdır.

- Dosyadaki yazının PKK ile ilgili olmadığı görünüyor. Savcının FETÖ, PKK için operasyona başlama nedeni toplumda yaratılmak istenen algı…

Cumhuriyet gazetesinin FETÖ ile ilintili olduğu algısının yalnız başına yaratılması yeterli bulunmamış, buna PKK da eklenmiştir.

Matbaa, bastığı gazetenin her nüshasını savcılığa teslim eder, basın savcısı bakar, suç varsa dava açar. Böyle açılan hiçbir dava yoktur.

Görevin bu operasyon için atanan Murat İnam’a verilmesinin nedeni, müebbetle yargılanması nedeniyle iradesinin ipotek altında olmasıdır.

- Recep Tayyip Erdoğan Can Dündar’ın tahliye kararına “Öyle bırakmam onu” der. Başka bırakmayanlar da vardır. Hem bizi hem Can Dündar’ı…

- Gazetenin manipülasyon ile insanları etkilediği iddia edilmişse de bu yolu seçenin operasyon yapanların olduğunu dosya ele vermektedir.

- Gazetenin FETÖ ile ilişkilendirilmesine kimse inanmaz. Buna pratiklerimiz engeldir. Bu nedenle dosyaya PKK, giderek DHKP/C de eklenmiştir.

DHKP/C ile ilgili suçlama, Vakıftakilere karşı ileri sürülmüşse, yönetici olmayanlara karşı da ileri sürülmesinin nedeni nedir? Gazetede o tarihte çalışmaya başlamamış olan kişi için DHKP/C suçlaması getirilmesinin mantığını kim, nasıl izah edebilir


Güncelleme 15.13

Utku savunmasına devam ediyor:

- Bilmem tehlikenin farkında mısınız? Ben farkındayım…

- HDP genel başkanını herkesin içinde terörist ilan etti.

- Nuriye Gülmen ve Semih Özakça cezaevine konuldular. Açlık grevi günlerce sürerken tutuklanmayı haklı-makul görecek hiçbir mazeret yoktur.


Güncelleme 15.02

Aranın ardından söz alan Bülent Utku savunmasına başladı.

"Zamanın koşullarını, ruhunu sadece 15 Temmuz darbe girişimi ve bu darbe girişimine karşı alınan önlemlerle açıklamak yetersiz kalır” diyen Utku, savunmasına şu ifadelerle devam etti:

- 15 Temmuz’a gelene kadar bizler, bu siyasal İslam-muhafazakâr örgütlenmeye muhalif yerde konumlandık. Yargılanmamızın nedeni budur.


Güncelleme 14.50

Cumhuriyet gazetesi davasının öğleden sonraki oturumu başlıyor. Aradan sonra ilk sözü savunmasını yapmak üzere Bülent Utku alacak.

İlginin yoğun olduğu davanın görüldüğü duruşma salonunun önünde bekleyiş sürüyor.


Güncelleme 14.30

Verilen aranın ardından duruşma, Murat Sabuncu'nun iddianamede gazete manşetleriyle ilgili yapılan suçlamalara tek tek cevap vermesiyle sürüyor.

Sabuncu, “15 Temmuz'dan 3 gün önce bizim başlığımız "YAŞ’ta gündem" Star'ın manşeti "Feto'nun İşi Yaş"…Ne farkı var bizimkinden?” diye sordu.

Sabuncu’nun savunması şu ifadelerle devam ediyor:

- Gazetecilik, mezarlıklar ve adliye arasında bir faaliyete dönüştü…

Genel yayın yönetmenliği odasının ilginç manzarası var. Bir taraf mezarlığı, bir tarafı Çağlayan Adliyesini görür. Gazetecilik bu!

Sabuncu, Mahkeme Başkanı Orkun Dağ’ın "Devlet tarafından kaybedildiği iddia edilen kişilerle ilgili bilginiz nedir?" sorusuna, "Berfo anayla konuşan Erdoğan bilir" yanıtını verdi.

- Ben Pensilvanya'ya hiç gitmedim. Gülen bana koku hediye etti, kalem hediye etti diyen gazeteci olmadım. Gülen'i öven tek yazım yok.

Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu savunmasının sonunda, "Bizler namus ve şerefle gazetecilik yapmış, geçmişi belli geleceği de belli olan kişileriz..." dedi.


Güncelleme 12.33

Duruşmaya on dakika ara verildi.


Güncelleme 12.00

Sabuncu’nun savunmasından satırbaşları şöyle:

- Çatı iddianamesine göre darbecilerin Yurtta Sulh ismine karar vermesinden üç ay önce biz ismi biliyormuşuz. Darbe gecesi tüm çalışanlar biraradaydi. O gece 12 de uçaklar uçarken bizim başlığımız hazırdı. "Darbeye Karşıyız Çözüm Demokrasi". Darbeciler gazeteleri basarken bekledik. Gelirlerse iki laf etmek için. Darbe sabahı basılan manşetimizi savcı dosyaya eklemedi.

- Bir gazeteci olarak teker teker manşetler üzerinden geçmek evimin basılmasından, kelepçeden, tecritten daha ağır geliyor.

- 'Cumhuriyet 17 Aralik yayın yasağına uymayacak' tweetinden darbeye destekle suçlanıyorum. Böyle bir suçu nasıl görmezdik?

- 17-25 Aralıkta paralar, ayakkabı kutuları ortaya yayıldı. Bunları yazmayana gazeteci denir mi?

- Herkes Ahmet Şık'ın kitabı İmamın Ordusu'nun peşindeydi. Korkusuz 100 kişi tarafindan basıldı. O 100 yayıncıdan biri de benim.

- Biz ağır tecritteyiz. "Görmek istersen denizi yukarıya çevir yüzü" derdi Sabahattin Ali. Biz tecritte yukarıyı da göremiyoruz"

- O tarihte vakıf çalışanlarını tanmıyordum. Çay içmişliğim yoktur. Tanımadığım insanlarla çalışmadığım gazetenin vakfını ele geçirmişim…

- Ben gazetede 2014 yılında çalışmaya başladım. Ama siz 2013 yılında vakıfta olanları bana soruyorsunuz.


Güncelleme 11.33

Murat Sabuncu savunmaya sansürün kaldırılışının yıldönümünü hatırlatarak başladı. Sansürün kaldırılışını kutlayan Sabuncu, “Beraat edince oto-sansürün kaldırılmasını da kutlayacağız” dedi.

Sabuncu savunmasına, "4 yılda 1.400 manşet atılır bilirkişi içinden cımbızla çekip rapor yapıyor. Âdeta lafını çok seviyor. 'Adeta'larla dolu adeta iddianame.." ifadeleriyle devam etti. 


Güncelleme 11.30

10.30'da başlaması gereken Cumhuriyet gazetesin duruşması saat 11.30'da başladı. Mahkemede Murat Sabuncu savunma için söz alıyor.


Gazeteci Ahmet Şık, çizer Musa Kart, Kadri Gürsel, Güray Öz, Murat Sabuncu ve İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay'ın da aralarında bulunduğu Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı davanın ilk duruşması Çağlayan Adliyesi’nde ikinci gününde devam ediyor.

Duruşma Çağlayan Adliyesi’nin Ç bloğunda bulunan zemin katın büyük salonunda görülüyor.


CUMHURİYET DAVASI'NDA 1. GÜN

Duruşmanın dün yapılan ilk oturumunda Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, yazar Kadri Gürsel ve çizer Musa Kart savunmasını yaptı.

Kadri Gürsel, yaptığı savunmada Gülen cemaati ile ilişkili olduğu suçlamalarını reddetti ve ‘FETÖ'nün adının henüz 'cemaat' olarak anıldığı dönemde kamuoyunu uyardığının altını çizdi.

Akın Atalay ise, iddianamede Cumhuriyet gazetesine yönelik yer alan suçlamaları belgeleriyle tek tek çürüten bir tarihi savunma yaptı. Atalay’ın savunmasında, iddianamede dikkat çektiği çarpıklıklar duruşma salonunda öfkeye ve zaman zamanda gülüşmelere neden oldu.

Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart ise savunmasında, "Karikatürle şiddete dayalı örgütlerin yan yana gelmesi eşyanın tabiatına aykırıdır" demişti.

"Çalmadık, çırpmadık. Evimizden ayakkabı kutularına tıkıştırılmış dolarlar çıkmadı. 35 yıllık karikatüristim akıl almaz iddialarla suçlanıyorum” diyen Kart, suçlamaları aynen iade ettiğini belirtmişti.


Cumhuriyet’in 12’si tutuklu 17 yazar, çizer, muhabir, avukat ve yöneticisinin gazetecilik faaliyetleri yüzünden yargılandığı dava, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yer alan 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 gün boyunca devam edecek. Davayı çok sayıda ulusal ve uluslararası basın meslek örgütü, siyasi parti, demokratik kitle örgütü, emek meslek örgütleri, gençlik örgütleri, milletvekilleri ve yurttaşlar takip ediyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, suçlamalar arasında gazetenin yayın politikasının değişmesi yer alırken, gazetenin avukat, muhabir, yazar, yönetici, çizer ve çalışanları ‘FETÖ’, ‘DHKP-C’, ‘PKK üyeliği’ ve propagandası yapmak ile suçlanıyor.

Söz konusu suçlamaların yapıldığı soruşturmayı başlatan savcı Murat İnam ise, "Fetullah Gülen Cemaatine üyelik" suçlamasıyla yargılanıyor.