Chavizm’in yozlaşmaya karşı mücadelesi

Yozlaşma nereye kadar uzanıyor? Bu konuda çeşitli söylentiler ve dedikodular var. Ancak ne Del Pino ne de Martínez yozlaşmanın en yüksek temsilcileri. Görünen o ki yozlaşma sadece petrol alanıyla sınırlı değil.



06-12-2017 09:05

Çeviri: Özgür Yılmaz

Olay şu şekilde patlak verdi: Geçtiğimiz günlerde Venezuela Petrolleri Anonim Şirketi (PDVSA) eski müdürleri ve eski Petrol Bakanları Eulogio del Pino ve Nelson Martínez, Maliye Bakanlığının talimatıyla gözaltına alındılar. İlk olarak 2015 yılından bu ağustos ayına kadar ve sonra da bu senenin 26 Kasımına kadar (Kurucu Meclis seçimlerinden sonra) bu insanlar bakanlıkta yetkiliydi.

Bu olayın yaşanacağı; yapılan uyarılar sayesinde tahmin ediliyordu. Maliye Bakanlığı tarafından yapılan araştırmalar, PDVSA’nın birçok bölümünde yozlaşmanın yayıldığını gösteriyordu. Geçtiğimiz iki ay boyunca teftişler çok fazla arttı ve PDVSA’ya ait Citgo’nun (petrol şirketi) birçok yöneticisi gözaltına alındı. Bu gözaltıların sayısı geçtiğimiz günlerde 65’e ulaştı.  

Maliye Bakanlığı, 10 yıldır büyük bir yolsuzluk olduğunu belgeleriyle birlikte kanıtladı. Ekonomik olarak, çok fazla açık verildi, petrol üretimi düştü, kuruluşlar kötüye gitti, ülke gün geçtikçe artan bir yozlaşma ile karşı karşıya kaldı: ülkeye giren dolarların %95’i petrolden geliyordu.

Hırsızların yöntemleri çeşitlilik gösteriyordu: birçok bağlı şirketle değerinin çok üstünde sözleşmeler yapmak, üretimi sabote etmek, şirketi yeniden finanse etmek için halkın çoğunluğunun onayını almadan düzenlemeler yapmak, üretilen ham petrolün miktarını gösterirken değişiklik yapmak, beyan etmeden petrol satmak gibi. Eulogio Del Pino döneminde, 2015 ve 2017 yılları arasında Petrozamora şirketinin günlük 15 milyonluk varil üretimi kayboldu; bu da 500 milyon dolara tekabül etmektedir. 

 PDVSA’nın eski yetkililerine isnat edilen suçlamalar şunlardı: zimmetlerine para geçirme, müteahhitlerle yapılan işbirlikleri, ulusun ve rejimin güvenliğine zarar verme, yanlış bilgi verme ve petrol endüstrisine verilen zararlar. Maliye Bakanı bir gazeteye verdiği demeçte şöyle söyledi: “Biz ülkemizin petrol endüstrisine zarar veren bir organize suç şebekesini çökeriyoruz.”

***

Bu haberler ülkeye farklı şekillerde yayıldı. Politika alanında, Chavizm inisiyatifini sürdürüyor. Bu mali durum ve gelen tepkiler, görevinden alınıp ülkeyi terk eden başsavcı Luisa Ortega Díaz’ın durumu, Chavizm’in inisiyatifi elinde tuttuğunun göstergeleriydi. 15 Ekim’deki valilik seçimlerindeki zaferini, 10 Kasım’daki yerel seçimlerdeki zafer takip etti. Savunma pozisyonunda duran devrim, yılın ikinci yarısında bir anda saldırı pozisyonuna geçti ve muhalefet stratejik olarak tükenmiş bir dönemece girdi. 

Eş zamanlı olarak, ekonomik alanda önemli bir kötüleşme oldu. Günlük hayatın pahalılaşması, para kazanmanın zorluğu; bir banka işlemi yapmak, otobüsle seyahat etmek, telefon bakiyesini doldurmak, ilaç almak vb. gibi yaşamsal ihtiyaçları karşılamak zorlaştı. Fiyatlardaki artış ve doların sıçrayışının etkileri kendini enflasyonun inanılmaz derecede artışında gösterdi. 

Jeopolitik olarak, ekonomik saldırılara göğüs germek zorunda kalındı. Chavizm’in ülke içinde uğraştığı sorunların yakın zamanda eski haline getirmesinin kolay olmadığı görüldü, -bu durum uluslararası alandaki manevra kapasitesini etkilemedi- ve buna rağmen muhalefetin taktikleri art arda yenilgiye uğradı, son olarak da seçimlerde kaybettiler. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri ülke en zayıf anındayken politik şartları değiştirmek için bir darbeye kalkıştılar. 

Yozlaşmaya karşı savaş işte böyle bir sahnede oynanmaya başlandı. Bölgede yaşananlar bize, petrol ve ithalat alanında mafyavari bir örgütlenme olduğunu ve ekonomiyi çökertmek için yapılan uluslararası planları gösterdi.  Yozlaşmaya karşı mücadele ve ekonomik saldırılar arasında bir bağlantı vardı. Ekonomik alandaki gelişme ihtimalleri, bir şekilde engelleniyordu: İlk önlemler alındı. Bu ne zamana kadar sürecek? 

Bu yaşananların etkileri politik alanda görülebilir demiştik. Artık tanınmayan yöneticiler halka söylevler vermiyor ama bazı kimseler televizyon ekranlarına çıkıyorlar, kızıl giysiler giyiniyorlar ve Hugo Chávez’i referans gösteriyorlar. Yolsuzluğun mimarlarından Eulogio Del Pino’nun kendisi de 26 Ekim’de şöyle bir tweet atmıştı: “Bu zor yıllarda ve bunca saldırıdan sonra yanında olmama izin verdiğin için teşekkürler Başkan Nicolas Maduro. Her zaman size ve kumandanımız Chávez’e sadık olacağımız ve petrol işçileriyle sizin için sokağa çıkacağız. Yaşayacağız ve kazanacağız.” 

Yozlaşma nereye kadar uzanıyor? Bu konuda çeşitli söylentiler ve dedikodular var. Ancak ne Del Pino ne de Martínez yozlaşmanın en yüksek temsilcileri. Görünen o ki yozlaşma sadece petrol alanıyla sınırlı değil. 

***

Başlayan bu mücadelenin başka sonuçları da olacak. Nicolás Maduro ve Maliye Bakanlığı, ulusal anlamda çok ciddi sonuçları olan bu sorunu çözme iradesi taşıdıklarını gösterdiler. Chavizm tarafından planlı bir şekilde yaratılmayan, onun bir projesi olmayan bu irade; Chavizm’i güçlendirdi ve bu sayede yozlaşmaya çok güçlü bir darbe indirebildi. Problemi çözmek için masaya yatırdılar, onu çözümlediler ve şimdi de savaşmaya başladılar. Verdikleri bu tepki, kıtadaki birçok hükümetin yapamadığı bir şey. 

Bu süreçte aynı zamanda muhalefetin silinmeye başladığını görüyoruz. Kıtanın bütün sağ hareketlerinde olduğu gibi, Venezuela sağının da yozlaşma ile bağlantıları var.

Sonuç olarak, son olaylar Maliye Bakanlığı tarafından verilen bir işaretti. Bu, ekonomiyi krize sokacak derecede bir yozlaşmanın olduğunun ve bunun cezasız kalmayacağının bir işaretiydi. Venezuela halkının çoğunluğu, ekonomik krizi ülkedeki problemlerin en büyüğü olarak görüyor. Bu suçlara karşı bir ceza talebi yaygınlaştı. En yüksekten başlamak bir işaret, yozlaşma probleminin çözüleceği iradesi ve politik olarak tercih edilen bir yöntemdi. Yozlaşmaya karşı savaş, Venezuela Devriminin önümüzdeki dönemde yoğunlaşacağı en önemli alan olacak. 

Metnin orjinali için: https://www.telesurtv.net/opinion/La-batalla-del-chavismo-contra-la-corrupcion-20171201-0015.html