Büyünün çarpım tablosu

Popüler bilim kurgu - fantastik edebiyatıyla sosyalist yazarlar arasında bir karşılaştırma yapmayacağım fakat bizim kanalda bile ne kadar az okunduğu çok aşikar bir alana güzel bir giriş yapılabileceğini düşünerek Sovyet kardeş yazarları Arkadi ve Boris Strugatski’yi kesinlikle tavsiye edeceğim. Bilim kurgu okumak şart değildir elbette ama hiç olmazsa başka bir dünyaya kapı aralamak neden olmasın



26-02-2017 00:06
Özgül Demir

“Doğayı dize getirme hedefiyle,

Cehaletin karanlığı dağıtma hedefiyle,

Dünyanın yaratılış resmini alıyoruz -  evet!

Ve ne, ne şekilde, nasıl oldu diye bakıyoruz

Boş gözlerle…”

Arkadi ve Boris Strugatski’nin “Pazartesi Cumartesiden Başlar” kitabı 2016 da Hazal Yalın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

Fantastik edebiyatı nerelerden bilirsiniz? Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ya da Yerdeniz serisi…  Peki Sovyet fantastik edebiyatı… Sovyet bilim kurgusunu okudunuz ama fantastik edebiyatını denediniz mi?

Popüler bilim kurgu- fantastik edebiyatıyla sosyalist yazarlar arasında bir karşılaştırma yapmayacağım fakat bizim kanalda bile ne kadar az okunduğu çok aşikar bir alana güzel bir giriş yapılabileceğini düşünerek Sovyet kardeş yazarları Arkadi ve Boris Strugatski’yi kesinlikle tavsiye edeceğim. Bilim kurgu okumak şart değildir elbette ama hiç olmazsa başka bir dünyaya kapı aralamak neden olmasın.

Hayal gücünüzün sınırlarını zorladığınız, yarınlar ya da paralel evrenler hakkında düşündüğünüz; olması gerekenle hiç olmaması gerekeni karşılaştırdığınız; geçmişin bir noktasında küçük bir farklılıkla geleceği şekillendirdiğiniz; uzayda piknik yaptığınız; zamanın sonunda kahve içtiğiniz bilim kurgu kitaplarınızdan sonsuzluğun pazartesiden ibaret olduğu, mitolojik karakterlerin koridorlarında cirit attığı sıra dışı YOKHİÇ Ensitütüsü’ne uğrayınız.

Bundan 50 yıl önce Sovyet bilim kurgu yazarı kardeşler bize bu imkanı çok güzel bir kitapla vermiş. Hatta bugünkü popüler kitaplara ve filmlere esin bile olmuş olabilirler.

Bilim kurguda “İktidar Mahkumları” gibi bir efsane yarattıktan sonra 1965’te yazdıkları “Pazartesi Cumartesiden Başlar” kitabı ile bize inanılmaz bir dünya sunmuşlar.

Bir bilgisayar programcısının iki otostopçuyu arabasına alarak başladığı serüven sizi cadılara, hayaletlere, büyülere, büyücülere, 1965 yılının küçük bir ev boyutundaki bilgisayarlara, konuşan aynalara, dönüştürücü yataklara götürüyor.  Ve bunların hepsi sosyalizmin ülkesi Sovyetler Birliği’nde geçiyor.

“Büyücüydüler, çünkü çok şey biliyorlardı; öyle çok şey biliyorlardı ki, sonunda nicelik niteliğe dönüşmüştü ve böylece dünyayla, sıradan insanların ilişkisinden başka türlü bir ilişki içine girmişlerdi. Bunlar evvela insanların mutluluğu ve insan hayatının anlamı sorularıyla meşgul olan bir Enstitü’de çalışıyorlardı ama bunların aralarında bile hiç kimse, mutluluğun ne olduğu ve şu hayatın anlamı denen şeyin de neyle ilgili olduğunu kesin olarak bilmiyordu.

Mutluluk, bilinmezin ara vermeksizin kavranması sürecidir, hayatın anlamı da budur. Her insan ruhunun derinlerinde bir büyücüdür ama insan, ancak kendi hakkında daha az, başkaları hakkındaysa daha çok düşünmeye başladığında, çalışmak onun için, bu kelimenin eski anlamında olduğu gibi eğlenmekten ziyade ilginç hale gelmeye başladığında büyücü olur.”

Ne ararsanız var ve biz aklımızı Harry Potter büyücüleriyle yormadan çok çok uzun yıllar önce bu iki kanalı bilimle birleştirmiş Sovyet yazarlara kulak verin. İstedikleri takdirde sadece hayal gücü zorlanmıyor, çok daha derinlere inip insanlar için en güzelini arıyorlar. Neandertallerden sonra insanlar ve son aşama büyücüler. Büyücüler hayatın anlamını sorgulayıp mutluluğu arıyorlar. Sosyalist bir ülkede elbette ki daha ilerisi düşünülecek, yoldaşlar buna kafa yoracak.

Ursula K. Le Guin hayranları bilirler, bir şey anlatmak için yüzlerce sayfa kitap yazmaya gerek yoktur. Bazen incecik kitaplar bile anlatmak isteneni çok net anlatır. Ama her kitabın sonu da olması gerekmez bazen son da gereksizdir. Ya da kitaba sondan mı başlamak istersiniz, o da mümkün.

Biz evrim teorisinin kitaplardan çıkartıldığına kızıp dururken, bilimsel araştırma ve onay kurumlarımız abuk sabuk şeylere patent verir hale gelmişken, KHK’larla bilim yuvası denen üniversiteler dört duvar olarak bırakılıp eğitimcileri ve akademisyenler görevlerinden uzaklaştırılırken, geleceğe değil geçmişe doğru kürek çekilirken ”bilim kurgu” örneğin farklı evrimleşmeler sonrasındaki dünyaları hayal ediyor. ”Ne gerek var ki, biz nelerle uğraşırken bunlar hayatımızda ne işimize yarayacak?” diyenler içinse cevabımız çok idealist olacak ama “geleceği şekillendirenler ancak onun hayalini kuranlardır” diyebiliriz. Bir gelecek olacaksa hayallerinizi ufkunuzu açmanız için bilim kurguyu sevin derim.



KÜNYE: Pazartesi Cumartesiden Başlar, Arkadi Strugatski – Boris Strugatski, Çeviri: Hazal Yalın, İthaki Yayınları, 2016, 288 sayfa