Buruk bir aşk öyküsü: Nerantzula

"Nerantzula" ise Panait Istrati’nin yazdığı en “içli” roman. “Buruk bir aşk öyküsü” diye tanımlamış romanın yayıncısı Helikopter Yayınları kitabın arka kapağında. Oldukça haklı bir betimleme.



21-05-2017 09:50
Berna Metin

Maksim Gorki’yi hemen hemen herkes bilir de Balkanların Gorki’si olarak anılan Panait Istrati’den edebiyatın dolambaçlı yollarında soluklananlar haberdardır sadece.  Oysa Gorki kadar kalıcı ve gerçektir yazdıkları. Yaşadıklarını,  çoğu zaman gezilerini, elbette beş parasızlığını ve en çok “ben, doğduğu günden beri dostluğu yücelten adam severim” deyişindeki gibi dostluklarını kaleme alır.

1884 yılında İbrail’de büyük bir yoksulluğun içine doğar. Annesi Romen bir çamaşırcı, babası Rum bir kaçakçıdır. Kıyı koruma görevlileri tarafından vurulan babasını kaybettiğinde henüz çocuk denecek yaştadır. Babası öldükten sonra da büyük yoksulluk devam eder ve hatta yazar olmaya karar verip, gazetelerde yazıları yayınlanmaya başladığında da sürer bu sefalet. Çoğu zaman sahte pasaportla dünyaya açılır. Paris, Kahire, Napoli ve İstanbul’u gezer. Tüm şehirleri sever ama İstanbul’a âşık olur. Dünyayı keşfi vereme yakalanmasıyla sekteye uğrar ama o, rastlantının kendisine iltimas geçtiği insanlardan biridir. Tıpkı romanlarındaki kahramanlar gibidir. İsviçre’de tedavi gördüğü sanatoryumda tanıştığı Josue Jehouda ona Fransızcayı öğretir ve Romain Rolland’ın eserlerini tanıtır.

37 yaşında bileklerini keserek intihara kalkıştığında cebinden Rolland’a yazılmış bir mektup çıkmıştır. Fransızca öğrenme ve yapıtlarını bu dilde yazma tutkusu, Rolland’a duyduğu hayranlıkla birleşince bir mektup kaleme almış fakat adres değişikliğinden dolayı mektup alıcısına ulaşamamıştır. Panait’in intiharı, mektubun doğru adrese postalanmasına vesile olur ve uzun zaman devam eden mektup trafiğinde Rolland, eserlerini yayımlaması için kendisini daima yüreklendirir.  İlk romanı "Kira Kiralina" yayımlandığında 39 yaşındadır. Üstelik bu roman Fransızca ve Romain Rolland’ın önsözüyle yayımlanmıştır.

"Nerantzula" ise Panait Istrati’nin yazdığı en “içli” roman.  “Buruk bir aşk öyküsü” diye tanımlamış romanın yayıncısı Helikopter Yayınları kitabın arka kapağında. Oldukça haklı bir betimleme.

Nerantzula!... Nankör bir uğraşla gövdesi sertleşmiş iyi yürekli, el değmemiş, küçük kadın! Anlaşılmaz sevgili!... İlk aşkım benim, her sabah karşıma çıkardın, cıva gibi parıldayıp oynayan suyla dolu kovalar olurdu elinde; insanlığın en tatlı sözcüğünü söylerken, çocukluk derken hep seni düşlüyorum!”

Yahudi, Romen, Rum mahallelerine bölünmüş bir kentte “kimsesiz bir sokak kızı”… Mahallelinin seslenişiyle Saka kız, aşıklarının dediğiyle Nerantzula ya da yeni kurduğu hayatın ona sunduğu isimle Anikutsa...  Güldüğünde sadece dudaklarının değil ellerinin, saçlarının, gözlerinin, hiç durmadan zıplayan ayaklarının bile parladığı bu dünyalar güzeli kimsesiz sokak kızına mahallenin iki delikanlısı da âşık olur. Nerantzula da âşık olur, hem de ikisine birden. Bu konuda şakası yoktur, alabildiğine dürüsttür üstelik. Her iki gence de söyler bu durumu. Onları tanıştırır. Birlikte böğürtlen toplamaya da giderler, birbirlerini öldürmek için Tuna Nehri’nde yüzmeye de. Uçurtma yarışması da yaparlar, rakibi eleme planları da. Ta ki Nerantzula her ikisinin dudağına birer öpücük kondurup kendini bir çukura atana dek. Hikâyenin sıradanlığı tam olarak burada kırılıyor.

Nerantzula’ya çaresizce aşık olan Marku ve Epimonadas, aşkın onları sürüklediği bu tuhaf dostlukta birlikte eskimeye söz veriyorlar. Ve sevgili okur, sen hasedinden çat diye çatlıyorsun. Çatlıyorsun çünkü, “İnsan bu kadar iyi olabilir mi, böyle de sevilir mi? Hadi bunlar oldu, böylesine yakan duygular bu kadar yalın bir dille ve hiç sıradanlığa düşmeden anlatılabilir mi?" diye düşünüyorsun. Ama oluyormuş, anlatılabiliyormuş,  Panait  Istrati’nin bu karanlık dünyaya armağan ettiği bir küçük sihir bu yazma yeteneği.

Bahara yakışan buruklukta, hem iç açan hem kalp yakan küçük bir okuma yapmak isteyen pek sevgili okurların bu kitaba şans vermesi umuduyla…  Bahar dalları altında hepinize iyi okumalar!


KÜNYE: Nerantzula, Panait Istrati, Çeviri: Faruk Ersöz, Helikopter Yayınları, 2015, 101 sayfa.