Bülent Utku'nun savunmasının tamamı

Cumhuriyet davasında yargılanan cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin savunmalarının tamamını yayınlıyoruz.



27-07-2017 19:00

Cumhuriyet gazetesi avukatlarından Bület Utku'nun savunması:

1992 yılından bu yana Cumhuriyet gazetesinin avukatlığını yapan Bülent Utku, savunmasının başında mahkeme heyetinin tensip zaptıyla iddianameyi kabul etmesi ve tutukluğun devamına karar vermesiyle tarafsızlığını yitirdiğini belirterek “Bu tensip zaptı ancak üç halde yazılabilir. İktidar, heyetinize ya baskı yapmaktadır ya baskı yapacağı yönünde kuşku vardır ya da heyetiniz kraldan çok kralcıdır” dedi.

Odatv davasında Ahmet Şık’ın avukatı olduğunu belirten Utku, “Karşımda Zekeriya Öz, Nihat Aşkın, Mehmet Ekinci, Fikret Seçen otururdu. Telefonlarıyla oynar, havalara bakarlardı. Ama davalarına hâkimlerdi” dedi.

Utku, HDP’li belediye eşbaşkanları ve vekillerin tutuklanması, açlık grevindeki Semih Özakça ile Nuriye Gülmen’in cezaevine konulması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Selahattin Demirtaş’ı “terörist” ilan etmesi gibi hukuk ihlallerinden örnekler vererek “Zamanın koşullarının, ruhunun bizleri getirdiği nokta budur. Bu koşullara ve ruha karşı çıkıyorum. İnsanların cesaret hakkı vardır. Ben bu hakkımı sonuna kadar kullanacağım. Hukukçular ve gazeteciler için bu görevdir. Cesaret hakkını kullanmaktan çekinmesinler. Cumhuriyet, bu cesur olma hakkını kullanan gazetelerden biridir” dedi.

Utku, yılbaşı gecesi Reina’da katliam gerçekleştiren IŞİD militanı Abdulkadir Masharipov’un o gece ilk hedefinin Cumhuriyet olduğunu anımsatarak “Cumhuriyet’i geçmişte kimler hedef aldıysa bugün hedef alanlar aynı zihniyet dünyasının değişik versiyonlarına sahip olanlardır. Cumhuriyet gazetesine kendileri gibi düşünmediği, kendi karanlık düşünce ve icraatlarını deşifre ettiği, bunlarla mücadele ettiği için kin besleyenlerdir. Cumhuriyet’in yöneticileriyle bazı yazarlarını aynı anda gözaltına alıp tutuklayarak siyasal operasyonla susturmak isteyen siyasal irade, aklını başına alarak IŞİD ile düştüğü aynı çizgiden bir an önce kurtulmalıdır” dedi.

Utku, soruşturmayı yürüten savcı Murat İnam’ın FETÖ davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile yargılanmasından ötürü iradesinin ipotek altında olması nedeniyle seçildiğini, Silivri Cezaevi’nde koğuşa konmalarından önce hangi örgütten tutuklandıklarının sorulduğunu belirterek, “FETÖ ve PKK dedim. İnfaz koruma memurları, ‘olmaz’ dediler. İnanmaları için, gözaltı işlemi sırasında bana verilen tutanağı gösterdim. FETÖ’yü seçip, yazdılar. Sorun böylece çözüldü” dedi.

ByLock kullanıcısı ve FETÖ şüphelisi kişilerle iletişim kaydının nasılını ve nedenini belgeleriyle açıklayabilirim ama bunu yapmayacağım. Bu tür iletişimlerin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Böyle bir yola girilmesi vahimdir. Ceza hukukunun temel ilkelerini altüst edicidir. Böyle bir yola girilmesi, milyonlarca kişinin suçlanabilmesinin kapısının açılmasına izin verir.

Savunmasında Mustafa Balbay’ın cezaevinde kendisini görmeye geldiğini ve görüşmeyi reddettiğini belirten Bülent Utku, şöyle devam etti: “CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutuklanmamıza delil gösterilen bir tweet’i var. İddianameye göre ise Can Dündar’ın genel yayın yönetmeliğine gelmesinden sonra gazetenin yayın politikası radikal biçimde değişmiş. Bu atama kararında Mustafa Balbay’ın imzası var. Savcı sanırım, gazeteyi terör örgütlerinin amacına hizmet eden genel yayın yönetmenini seçen kişi ile gazeteyi FETÖ’cülük ve Kürtçülükle suçlayan kişinin Mustafa Balbay olduğunu atlamış, unutmuş olmalı ki böyle bu tweet’i delil olarak kabul edebilmiş, ileri sürebilmiş. Balbay’ın Silivri’de ziyarete geldi. Görünce ‘seninle görüşmeyeceğim’ diyerek geri döndüm.

MASAK Raporu’nda yaklaşık 11 sene önce HDP milletvekili Erol Dora’nın yanında sigortalı olarak 1 yıl çalışmam suç unsuru olarak yer almış. Bu yaklaşımları delil, ekonomik bağlantı olarak ileri sürebilenlerin hukukla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle sadece ‘insaf’ diyebiliyorum.

Utku, bu operasyonu düzenleyenlerin hukuk birikim ve pratikleri ve yaşam pratiklerinin kendisinin darbecilik ve darbecilere yardım etmekle suçlamayacağına vurgu yaparak, “12 Eylül darbecilerine karşı ilk çıkış olan Aziz Nesin’in öncülüğünde hazırlanan Aydınlar Dilekçesi’ne bakarsanız imzamı görürsünüz. Bundan yıllar sonra 27 Nisan Muhtırası’na karşı düzenlenen bildiriye baktığınızda da öyle. Yaşamım darbeye, darbecilere, karşı mücadele ile doludur.

“Kimse de endişe etmesin, bu dönem geçicidir. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti değerleri yükselmek, yerli yerine oturmak zorundadır. Çünkü bu değerler hem yerel hem evrenseldir. İnsanlık ailesinin bugüne kadar verdiği mücadelenin, kanla, canla verilen mücadelenin sonucudur. İnsanlığın büyük mücadeleler sonucu edindikleri kazanımların bertaraf edilmesine, ortadan kaldırılmasına kimsenin gücü yetmez. Türkiye’mizde de gelecek insan hakları, hukuk devleti, demokrasiden yana olanlarındır. Tarih bu yöne önünde sonunda hep akar. Kimse bu akışı durdurduğunu, duraksattığını, durdurabileceğini sanmasın.”

Savcı, Fethullah Gülen’in kitaplarını okuyup okumadığını, haberlerini takip edip etmediğimi sordu. Gülen’in sosyal medyada, televizyonlarda, ne dediği anlaşılamayan, salya sümük ağlayan hallerini gördüm. Kitaplarını okumadım. Okusaydım da beni kandıramazdı kimileri gibi. Çünkü genelde kanmak isteyen, kanmaya açık olanlar kandırılır. Gülen’in kitaplarını okumadım ama Cumhuriyet’e ve yazarlarına açtığı çok sayıda davasının, şikâyetinin dilekçelerini, açılan davaların iddianamelerini okudum. Utku bunlardan birinin yaşamını yitiren yazarlarımızdan Cüneyt Arcayürek hakkında “Fethullah Gülen mikrobu” başlıklı yazısı nedeniyle düzenlenen iddianame olduğunu belirterek, “Bu davada 700 TL ceza çıktı, ödedik. Ama simdi KHK ile geri verilmesine karar verilsin, bizi uğraştırmasınlar. Yanına da Arcayürek ve Cumhuriyet’ten özür dileriz desinler” dedi.

Bülent Utku, savunması “Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti mücadelesinin karşısında yer alanlar ümitlenip boşuna heveslenmesinler. Cumhuriyet gazetesinden bir örgüt çıkaramazsınız. Örgüt arıyorsanız dosyaya bakın, orada rahatlıkla bulabilirsiniz. Yasaya-hukuka aykırı uygulamalarla Cumhuriyet gazetesinin FETÖ ile PKK ile DHKP/C ile irtibatını kuramazsınız. Kimse hukukla inatlaşmasın. Çünkü onun inadıyla baş edemezsiniz. Çünkü yüzyılların birikimiyle yerleşmiştir, kökleşmiştir. Önünde sonunda yener sizi. Hukuk inatçıdır. Hesap sorar. Buna rağmen suçlanacaksam, lütfen bana ilk taşı günahsız olan atsın. Tercih sizin, takdir sizin, karar sizin” sözleriyle tamamladı.

Utku, savcı Hacı Hasan Bölükbaşı’nın “5 dakikadır iddianameyle alakasız konuşuluyor” itirazı üzerine “Savcı bey, savunmamda ‘Allah’ın sopası’ başlıklı bölüm var. Sizle ilgili. Biz nasıl FETÖ’nün ipliğini pazara çıkardıysak, sizin de Fethullah Gülen’i nasıl koruduğunuzu anlatacağım” diye konuştu. Fethullah Gülen’in Cumhuriyet yazarlarına karşı açtığı davalardan örnekler veren Utku, 8 Nisan 2014’te İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde, Fethullah Gülen’e hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanan yazarımız Mine Kırıkkanat’ın avukatı olduğunu, duruşmada, Gülen’in duruşmaya çağrılmasını talep ettiğini ancak bu talebin reddedildiğini belirtti.